Eski Yunanlılarda sadece üç mevsim vardı. Bahar, Yaz ve Kış. Aylar karmakarışıktı. Şimdi bile öyle değil mi?
Martı bahar ayı saymamın hangi akılla, hangi mantıkla ilişkisi olabilir? Ne demişti eskiler ‘Mart kapıdan baktırır, kazma kürek yaktırır.’
Bu yıl Mart ayında ödediğim gaz ve elektrik faturalarımı gözden geçirince bu atasözünün doğrulun bir kez daha inandım. Bildiğiniz tüm şairlerin bahar şiirlerini bir hatırlayın. Baharı Nisan ayından başlatmayan Martı bahardan sayan tek şiir, bir tek beyit, bir tek mısra hatırlıyor musunuz?
Liselerde hepimize neredeyse ezberletilince okutulan Bahar kasidesinde ne diyor Nefi:
‘Erdi yine ürdi. Bahişt oldu hava ambersirişt.’
Yani, Nisan ayı geldi, hava mis gibi kokmaya başladı.
Gerçi atalarımız Nisandan da özellikle Nisanın başından da pek emin değildirler. Martın uzantısı gibi görüyordu Nisanın başını. İşte size bir atasözü daha:
‘Kork ebrolün beşinden, öküzü ayırır eşinden’ Ebrol, yani Nisan.
Bize Rumcadan gelme bir kelime, Abril’den. Ninem Ocak ayına da Yennor derdi. Bu yıl yaşadığımız Nisan tam da o uyarıyı haklı çıkartacak cinsten oldu. Gerçi meteorolojistlere göre kusur Nisanda da değil, Afrika’dan gelen toz bulutlarında. Toz bulutları güneşin ışınlarının yeterli derecede dünyamızı ısıtmasını engelliyormuş.
Anlamadığım konulardan biri. Onbinlerce kilometre derinliğindeki bir ateş denizinin üzerinde yürüyoruz. Fakat ısıtmak için on milyonlarca kilometre ötedeki güneşe ihtiyacımız var. Ama siz bu gibi şeylerle kafanızı yormayın. Nisan baharın sembolü olan aydır. Sadece baharın mı, mutluluğun da! Bence romantik şairlerimizin en büyüklerinden birisi olan Cenap Şahabettin’in şu sözüne kulak verin:
‘Gönlüme avdet eder her unutulmuş Nisan
Ne zaman gençliğini yolda kıramam görsem’
Dikkat edin bu şiirin öteki şiirlerden farkı var. Birçok şiirde Nisan mutluluğu çağrıştırırlar mı burada mutluluk Nisan’ı çağrıştırıyor. Yani Cenap Bey’e göre Nisan mutluluğun da sembolü. Yalnız baharın değil. Fakat gençlik vurgusu da var burada. Yani bahar, Romalılarda yılbaşı baharda başlardı. Yani doğanın yeniden gençleşip güzelleştiğinde.
Nisan yani bahar kavramları sadece Ebrolün başından kork diyen atalarımız değil. Bakın ne demiş Yahya Kemal:
‘Beklemem fecrini leylaklar açan Nisanın
Ölemem rengini dağ dağ kızaran erguvanın’
Fakat bu şikayet Nisan’ın güzelliklerinden değil. Bu şikayet şairimizin kendi iş dünyasından. Bu iç dünyadaki hüznü, karanlığı, Nisan’ın güneşi, renkleri, kokuları bile dağıtamıyor. Fakat gerçekler mi bu duygular? Bilmem. Ne demiş Fuzuli usta:
‘Aldanma ki şair sözü elbette yalandır’ Evet, Nisan artık geçti fakat onun müjdelediği bahar hala burada. Gelin tadını çıkaralım. ‘Eğlenelim raks edelim lale zamanı’…