Eğitim üretim içindir

ENGİN DENİZLERİN HASRETİ “…İnsanlara gemi yaptırmanın yolu onlara marangozluk öğretip görev ve programlar vermek değil, engin denizlerin hasretini aşılamaktır…” Ülkemizde insan yetiştirmeye bu felsefe ile bakılmadığı kesin!

ENGİN DENİZLERİN HASRETİ “…İnsanlara gemi yaptırmanın yolu onlara marangozluk öğretip görev ve programlar vermek değil, engin denizlerin hasretini aşılamaktır…” Ülkemizde insan yetiştirmeye bu felsefe ile bakılmadığı kesin! DEĞİŞİM Aslında değişimin ne kadar zor bir süreç olduğunu bilmek ve buna rağmen değişimin gerçekleşmesi için uğraşmak oldukça manidar olsa gerek. Hele biz eğitimciler bu anlamda oldukça meşakkatli bir gayret içerisinde bulunuyoruz hep; değişim anlamında elbette; yoksa hakkını vererek yapılan her iş meşakkatlidir bana göre ve hem değerlidir hem de saygındır. MESLEKLER Esasında bugünkü yazımda biraz da bu mesleklerle ilgili duyarlılıklar ve mesleklere saygı duyma bağlamında bir şeyler yazmak istedim; ilaveten mesleki eğitime duyulan toplumsal ihtiyaçlardan ama ancak bireysel yeteneklerin de dikkate alınması gerektiği bir eğitim sürecinden de dem vurmak yerinde olur düşüncesindeyim. Nedense, mesleki teknik eğitime-yeterli olmasa da, yapılan onca yatırıma rağmen, hala daha bu tür okullara bir taraftan “akademik başarıları düşük” olan öğrencilerin yönlendirilmesi diğer taraftan da s sosyo-ekonomik düzeyi daha düşük olan ailelerin çocuklarının bu okullarda öğrenim görmesi çok da doğru olmadığı gibi amaca da hizmet etmiyor diye düşünüyorum. EĞİTİM ŞART Günümüzde hemen her olayda “eğitim şart” diyoruz da maalesef iş kendimize döndüğünde bu olguyu pek dikkate almıyoruz. Mesleki okullar açılırken bile birçok aydın insan dahi bu okullara “akademik olarak başarılı olamayan çocukların-diğer bir pencereden bakıldığında da başarısız olan çocukların-gidebileceği okullar” olarak bakması toplumumuzun geleceği açısından büyük bir talihsizliktir diye düşünüyorum.

Bir toplumun her türlü meslekte yetişmiş, hatta kaliteli bir biçimde eğitim almış, yetiştiği alanda yetenekli insanlara ihtiyacı vardır. Meslekleri sıralayacak olsak belki de ülkemiz dahilinde yüzlerce farklı alanda insan yetiştirmemiz gerektiğini görebileceğiz. Peki bu insanların tümünün de üniversite eğitimi mi alması gerekir? Tabii ki hayır. Ancak ve peki, üniversite eğitimi almasına gerek olmayan dalların eğitime ihtiyacı yok mudur? Tabii ki vardır. Fakat burada önemli olan eğitim sisteminin pratik yaşamla bütünlüklü bir şekilde çalışması ve yaşamdan kopuk insanlar yetiştirmemesidir. AİLE EĞİTİMİ Elbette bir diğer önemli konu da aile eğitimidir ki her aile çocuğunu yeteneğine göre geliştirme amacını içselleştirebilip meslekler arasında prestij farkı ya da küçük görme davranımlarında bulunulmasın. Pek tabiidir ki burada devlete ve hükümetlere büyük görevler düşmektedir. Bir insan hangi mesleği yaparsa yapsın yaşayabileceği asgari yaşam koşullarını elde edebilme şansına sahip olmalıdır. Mesleklerin asgari gelirleri arasında uçurumlar yaratılmamalı, ancak elbette yapılan işin yıpranma payları düşünülerek ek tahsisat ya da sosyal ve sağlık önlemleri ile donatılmalıdır. Öyle insanlar yetiştirmemiz gerekmektedir ki, insanlar arasındaki fark, yaptıkları işlerden ibaret olsun ancak insanlar yaptıkları işlere hem saygı duysunlar, hem saygı görsünler hem de mesleklerini severek yapsınlar. İş çıkışında gidecekleri sosyal ortamlar ortak olmalı insanların. Eğer yapılan işe göre statü kazandırır ve bazı meslekleri imtiyazlı hale getirirseniz ve hatta sosyal tabakanın en üstüne oturtursanız pek tabiidir ki insanlar da çocuklarının bu mesleklere yönelmelerini isteyeceklerdir. İlgi ve yeteneği varsa herkese doktor olma şansı da verilmeli duvarcı ustası olma da.
AKŞAMDAN SABAHA DÜZELMEZ Ne zaman düzelecek peki bu işler diye bakıldığında, ben hep aile eğitimiyle yani toplumsal eğitimle paralel gidilmesi gerektiğini söylerim. Öyle akşamdan sabaha düzelmesi çok kolay değildir ama bir taraftan eğitim düzenini toplumsal konsensüs sağlanarak yeniden oluşturabildiğimiz, yaşam boyu eğitimi işe vuruk hale getirmeyi planladığımız, aile eğitimini de ciddiye almaya başladığımız gün start verilmiş olacaktır. Ardından kararlı olmak ve toplumsal sevgiyi öne çıkarmak gün be gün gerçekleşebilecektir. Bu konsensüsün ardından eğitim uzmanları işlerini zaten daha rahat yapabilecek ve eğitim siyasallaşmadan uzaklaşacaktır. Ne zaman ki kendi çocuğumuzun yeteneği olması durumunda herhangi bir mesleği okumasından mutsuz olmayacağız ve ne zaman ki çocuğumuzun birlikte yaşamak istediği eşinin mesleğine bakarak değil de onların uyumlu olmalarına göre rıza göstereceğiz birlikteliklerine işte o zaman doğru yolda olduğumuzdan emin olabileceğiz diye düşüyorum. İPEK BÖCEĞİ Siz hiç kozasından çıkarken dıştan müdahale ile, yani kozasının başkaları tarafından delinmesiyle dışarıya çıkan ve kelebek olup uçabilen bir ipek böceği gördünüz mü? İpek böceği kozasından kendi mücadelesi ile çıkmakta ve dut yapraklarını kendi enerjisi ile yemekte ve uçmaya hazırlanan kelebeğe dönüşmektedir. Aynı ipek böceği misali, toplumlar da kendi kendini yönetme erkini kullanıp özne olma durumunda ancak üretime dönük yapılanabilmekte ve yaşam mücadelesi verebilmektedirler. Başka bir toplumun karışmacılığı ve öznelliğinde dünyada hiçbir toplum varlığını sürdürme noktasına gelememiştir tarihsel süreç içerisinde.. TOPLUMSAL EĞİTİM PROJESİ Ülkemizin eğitim sisteminin özgünleşip çağdaşlaşması ve geleceğimizi doğru şekillendirebilmesinin önünün açılması açısından “toplumsal eğitim projesi” bağlamında en geniş katılımlı bir çalışma içerisine girmemiz gerekliliği artık kaçınılmaz bir noktaya gelmiştir. Bu proje çerçevesinde demokratik ve katılımcı çalışmalar, özgür konuşma ve eğitimin tüm alan ve evreleri için çalışma platformları oluşturulmalıdır; araştırma geliştirme analizleri, eğitim şûraları bu süreçte oldukça önemlidir. Tutarsız eğitim politikalarına dönüş, gerici ve çağ dışı anlayışlarla anti demokratik, anti laik ders sistemlerini dayatmaya ve genelin gereksinimlerini ve toplumun çağdaş dünyadaki geleceğini göz ardı ederek kimi grup ve çevrelere imtiyaz sağlayacak yaklaşımlar, ülke eğitimini temelden yozlaştıracak etkenlerdir. Eğitim üretim içindir Unutulmamalıdır ki üretmeyen toplumlar yok olmaya ve yönetilmeye mahkum olurlar. Öyleyse eğitimin, yani insan yetiştirmenin ilk şartı, gencecik yaşında hayata gözlerini kapatan Harun Karadeniz’in yazmış olduğu kitabın başlığındaki gibi, yani EĞİTİM ÜRETİM İÇİNDİR olmalıdır…
Bu haber 153 defa okunmuştur

:

:

:

: