Değerli konuklarımız bu ülkede; “ben bir sanatçıyım, hayatımı Kıbrıs Türkü’nün müzik kültürüne adadım” diyebilmek gerçekten çok zor. Bir bakarsınız bir tek resim çiziyor adam ressam oluyor...Bir tek şiirle Şair oluyor.. bir tek şarkıyla ünlü oluyor..bir tek atışta herkes kahraman oluyor.. hiç dikkatinizi çektimi acaba bu ülkede gerçekten kimler sanat icra ediyor? Kimler Beste yapıyor? Kimler şairdir? Kimler yazardır? Kimler tiyatro yapıyor? Ama asıl önemlisi bilmem hiç dikkat ettiniz mi acaba kimler sanatçı maskesinin arkasına sığınıyor?
Bilmem ama bir sanatçı gözüyle bunları görebilmek ve bu konuyu tahlil etmek aynı zamanda ne kadara zordur? Bir bakarsınız birisi çıkıyor besteci oluyor. Altını irdelersiniz, bir bakarsınız ki bir hayli pürüz çıkıyor..Meğer aslında o kişinin bestecilikle uzaktan yakından birilgisi yok. Birileri şarkıları yapıyor ve bir bedel karşılığında o besteci müsvettesinin ismini yazıyor notasının başına..Ardından bu ülkede kendini besteci veya sanatçı olarak tanıtıyor bu kişi. Veya tanıtmaya çalışıyor..
Hiç unutmam rahmetli Yıldırım Gürses bir gün bizzat şahsımın da bulunduğu bir ortamda,sanatçılık konusunda; “Ben ud çalarken udi’yim, güfte yazarken güftekarım, beste yaparken bestekarım, Şarkı söylerkende şarkıcıyım..koro yönetirken şefim..Ama bütün bunları bir araya toplarsanız ve beni o değere layık görürseniz, ben işte o zaman Sanatçıyım”demişti. Ama ülkemizde böyle tevazu sahibi kaçtane sanatçı var ki?
Beste yapmadan besteci olanlar olduğu gibi. Türk müziğini bilmeden şeflik yapıp da koro yönetenler de bulunuyor. Daha da ileri gidersek gazeteci olmadan köşe yazıları yazanlarımız da var maalesef..Başkaları yazıp ta o yazıların altına kendi imzalarını atanlar da bulunuyor. Bunları birçoğumuz biliyoruz fakat gene de kabullenişe geçiyoruz.. Bu kadar safdillik olmaz arkadaşlar. Bu köşemden bana imkan verildiği sürece hem Kıbrıs’lı sanatçılarımızı tanıtmaya devam edeceğim hemde bana ayrılan bu şahane fırsatta yeri geldikçe doğruları söyliyeceğim.
Sanat adına söylenecek o kadar çok şey var ki bu küçücük adamızda ...Peki biz neden gittik de senelerce konservatuarlarda usuller vurarak dizlerimizi nasırlaştırdık. “Düm teek tek düüm teek” diye? Madem bu işler bu kadar kolaydı da neden bu kadar senelerimizi heba ettik ki?