Lefkoşa’yı bir uçtan öteki pislik götürüyor.
Ercan Havalanı’nın tuvaletleri tam bir rezillik örneği.
Özürlü tuvaleti bile özürlü çalışıyor, kapısının kenarlarında insan pislikleri duruyor.
O anda aklıma gelen şey, “özürlü hükümetin özürlü tuvaleti de bu kadar olur ancak” düşüncesi oldu.
Elbette bu kadarlık değil, ülkenin her köşesi, her santimi bir uçtan öteki uca kirletilmiş durumda.
Başbakanımızı İrsen Küçük ise buyurmuşlar...
Anayasamızın 40. Maddesine göre herkes temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkına sahipmiş.
Yaaaa, doğrudur Sn. Başbakanımız!
İyi ki hatırladınız ve hatırlattınız!
Bol keseden verdiğiniz petrol dolum tesisi izinleri, taş ocakları izinleri, siyasi entrikalara kurban ettiğiniz Lefkoşa Belediyesinin içine düşürüldüğü rezilane durumdan dolayı toplamadığı çöpler, 38 senede temizlenmesi için zırnık girişim yapılmayan Lefke’deki CMC çevre felaketi, Haspolat’taki lağım havuzları, delik deşik edilmiş Beşparmaklar, hala vahşi yöntemlerle imha edilen çöpler, lağım suları basmış hastaneler, ahbap çavuşlara göz yumulması sayesinde ortaya çıkan çarpık betonlaşmalar, ve burada saymaya satırların ve sayfaların yetmeyeceği daha nice rezaletler bu memleketin çevresini daha da güzelleştirecek ve sağlıklı hale getirecek, değil mi?
Batırmak için kolları sıvadığınız LTB batarken ve Lefkoşa tarihinde görülmemiş bir pisliğe boğulmuşken hükümet olarak sorumluluğunuzu değil de iktidarınız boyunca hiç hatırlamadığınız Anayasa’yı hatırladınız.
Bunun için size ve hükümetinize teşekkürü bir borç biliriz.
Polisi her fırsatta vatandaşın üzerine sürdüğünüz ve polisin arkasına saklanarak halkın öfkesinden saklandığınızı sandığınız için de siz ve hükümetinize teşekkürü bir borç biliriz.
Kargaların bile güldüğü, her zerresi buram buram sahtekarlık kokan anketlerde partinizi birinci parti olarak gösterdiğiniz için de siz ve hükümetinize teşekkürü bir borç biliriz.
Kıbrıs Türkünün asli sahibi olduğu Başbakanlık makamını çöp yağmuruna tutturduğunuz için de siz ve hükümetinize teşekkürü bir borç biliriz.
KKTC tarihinde Kıbrıs Türkünü hiç görülmemiş bir kaosa sürüklediğiniz ve hayatından bezdirdiğiniz için de siz ve hükümetinize teşekkürü bir borç biliriz.
Bugün Kıbrıs Türk tarihinin sayfaları UBP hükümetinin kabinesinin fırçasından bulaşan en kara lekelerle kirletilirken, en onursuz şekilde yazılırken yazık olan şey, hala bu toplumun nerdeyse sessiz sedasız olanları seyretmesi, beni sokmayan yılan bin yaşasın demesidir...
Bugün içine düştüğümüz durumda olanlardan sadece siyasiler değil, onları ufacık menfaatleri uğruna o koltuklara taşıyan, sonra da “aman bana birşey olmasın, zar zor elde ettiğim avantacığım, menfaatim elimden gitmesin” diyerek olanlara göz yuman, çanak tutan halk da en az siyasiler kadar sorumludur.
Bugün geldiğimiz noktada Kıbrıs Türkü’nün hem onuru, hem iradesi, hem anayasal hakları, hepsinden önemlisi de kimliği katledilmiştir...
Bunu yapan ne Rum’dur, ne de Türkiye’dir.
Bunu yapan, her ne kadar UBP milletvekillerinin yarısına yakını olanlara karşı bir duruş sergilese de, doğrudan doğruya UBP hükümetidir, bugünkü hükümetin kabinesidir.
Tarih ve bu toplum günü geldiğinde onları tek tek hatırlayacaktır, hiç şüpheleri olmasın...