Zamanının en önemli müzik yazarı ve ilk profesyonel müzik eleştirmeni olarak bilinen Johann Mattheson’un müzik tutkusu işitme duyusunu yitirmesine rağmen bitmemişti
Müziğin geçmişini bilmek, geçmiş sanatçıların hayat pencerelerinden içeriye bir göz atabilmek ve onların başarıya götüren yolla şahitlik edebilmek…
Bu hafta sanat okurlarının yolu ilk profesyonel müzik eleştirmeni olarak tanınan Johann Mattheson ile kesişti. Dostluğun büyük bir yer tuttuğu hayatında, neredeyse dostuyla onu bıçak bıçağa getirebilecek noktalara taşıdığı müzik tutkusu, eserleri bir dönemin müzik dünyasına şahitlik eden Mattheson’un işitme duyusunu kaybedişi onun bu günlere kadar gelebilmesinde önemli yer tutar. Alman operasının devam edebilmesi adına yaptığı çalışmalar, besteleri ve günümüzde Hamburg’da korunan el yazmaları onun başarısını geçen uzun zamana rağmen kanıtlar.
İLK PROFESYONEL MÜZİK ELEŞTİRMENİ
İlk profesyonel müzik eleştirmeni olarak tanınan Johann Mattheson 28 Eylül 1681 günü doğmuş ve 1764 yılının 17 Nisan günü ölmüş bir Alman bestecidir. Teorisyen ve sözlükbilimci olarak da ün yapmış sanatçı, zengin bir vergi tahsildarının oğlu olarak dünyaya gelse de, 6 yaşından itibaren klavyeli çalgılar, keman ve kompozisyon dersleri alır. 9 yaşında beste yapmaya başlayan Mattheson, 15 yaşında kadın rollerinde oynamak üzere soprano olarak Hamburg Operası'na girer ve sesi kalınlaştıktan sonra tenor olarak operada kalır.
DOSTLUK VE ÖFKE
1703'te Hamburg'da besteci Handel ile tanışması hayatının önemli dönüm noktalarındandı. Aynı yıl ikisi de Lübeck kentine giderek emekli olan Dietrich Buxtehude'in yerine orgcu olmak için talip oldular. Ancak her ikisi de, görevi alabilmek için Buxtehude'nin kızı ile evlenme şartını öğrenince bu işten vazgeçtiler.
Mattheson ve Handel, 1704'teki bir tartışma yüzünden ilişkilerine ara verene kadar çok yakın arkadaştı. Mattheson'un bestelediği Kleopetra Operası'nın provası sırasında eserin nasıl icra edilmesi gerektiğine dair tartışmaları sonucunda Mattheson neredeyse Handel'i kılıcıyla öldürüyordu. Sonradan barıştılar.
SAĞIR MÜZİSYEN
1704'te Hamburg'daki İngiliz büyükelçisinin oğlu Cyrill Wich'in özel öğretmeni oldu ve daha sonra babası büyükelçi John Wich'in özel sekreteri oldu. Bach ile olan tartışmalarının temelinde bu kıymetli özel öğrenciyi Mattheson'un Handel'den çaldığı iddiası olduğu söylenir.
Mattheson, diplomatik görevini 1715'te Cyrill Wich, babasının yerine büyükelçi oluncaya kadar sürdürdü. 1709'da bir İngiliz rahibin kızı olan Catherine Jennings ile evlendi. 1715 yılında Hamburg Katedrali'nin müzik direktörü oldu. 1719'da işitme duyusunu yitirdi ve 1728'de sağırlığı nedeniyle görevini bıraktı.
Mattheson, artık müzik icra edemediği için kitap yazmaya yöneldi ve çok sayıda kitap yazdı. Bunlardan bir tanesi, Bach'tan bahseden ilk yazılı eserdir. En önemli kitabı Der vollkommene Capellmeister'dir. Grundlage einer Ehren-Pforte adlı eserinde 149 bestecinin hayatını incelemiştir. Yazdıkları, döneminin müzik dünyasını anlamak için en önemli kaynak olmuştur.
ESERLERİNİN BİR KISMI KAYIP
Mattheson, 1730'lara kadar verimli bir besteci idi. Özellikle dinsel müzikler ve operalar besteledi ancak eserlerinin çoğu 2. Dünya Savaşı sırasında ortadan kayboldu. Yıllar sonra el yazmalarının Hamburg bombalanmadan önce Devlet Kütüphanesi'nden Dresden'deki güvenli bir yere taşındığı, Rus askerler tarafından oradan alınıp St. Petersburg'a götürüldüğü ve savaş sonrasında Mattheson ve J.S. Bach'ın eserlerine meraklı bir Ermeni akademisyen tarafından Erivan'a getirildiği ortaya çıktı. 1998'de 4 operası ve orotoryolarının çoğu Almanya'ya iade edildi. Mattheson’un el yazmaları günümüzde Hamburg'da korunmakta.
Kıyamet Düşleri – Tijen Zeybek
Kıyamet Düşleri' Kıbrıs'ın güzelim topraklarında yaşanan öyküsü ile kaleme alınmış Tijen Zeybek'in ikinci romanı. Roman, Kıbrıs'ta yaşamakta olmanın tüm emsallerini, duygularıyla, düşünceleri ile ve mekanlar ile kelimerele, cümlelerle seriyor önünüze. Romanda yaşanılan köyün dokusu, meltemin esintisi, patikada yürürken yayılan toz zerreciklerine kadar, gerçek yaşamla öykü arasında iz düşümlerine mekan olmuş durumda. Yasemin'i Ful'ü es geçmeyen satırlarında Tijen Zeybek, Kıbrıs mücadelesinin acı yıllarında yaşanan hayatları, dönemin izlenimleri ve duyguları ile okuyucusuyla buluşturmuş. Tıpkı, Kıbrıslı Türklerin aynı dönemdeki yaşam modellerini aktardığı gibi
Kitap 1: İkilikler – Dr. Ejdan Sadrazam
Yaşam yolunda, sık sık seçim yapmak zorunda kaldığımız ikilemlerle karşılaşırız. Yaptığımız seçimlerimizse yaşanmışlıklarımız olur. Pişman olsak da zaman geçmiş ve tarih geri dönüşsüz bir şekilde yazılmıştır. Gelecek sefere pişmanlıkları yaşamamak için karşılaştığımız ikilemleri daha bir ince eleyip sık dokumayı alışırız. Yaşamayı öğrenir, deneyim denilen eşsiz meziyeti kazanırız.
Dr. Ejdan Sadrazam da Gökada yayınlarından çıkan ve tüm kadınlara ithaf edilen “İkilikler” adlı şiir kitabında, yaşamın ikilemleri içerisinden süzülen deneyimleri ikilikleri ile çarpıcı şekilde sergiliyor. Felsefi diline ilk anda alışmak kolay olmasa da etkisinden kurtulamayacağınız ve yeniden okumaya ihtiyacı hissedeceğiniz bir şiir kitabı; İkilikler.
Kitap 2: Kıbrıs’ta bölünmüşlük sürerken
Gündemden düşmeyen Kıbrıs Sorunu, yıllarca iki ayrı toplum halinde bir parça üzerinde yaşayan halk, siyasi çözümsüzlük ve Annan Planı ile bir anlaşmaya doğru atılması düşünülen adımlar. Referandumun ardından iki tarafın diyaloğunu geliştirmeye ışık tutan bir eser. Kıbrıs'ta 3 dilde yayınlanan Cyprus Dialogue gazetesinin yazarlarından Alekos Konstantinides, Reşat Akar ve Lukas Haralambos'un yazılarından oluşan 'Kıbrıs'ta Bölünmüşlük Sürerken' adlı kitap, 3 ayrı dilde basılarak satışa sunuldu. Kitapta, yazarların Cyprus Dialogue gazetesinin Annan Planı referandumundan sonraya rast gelen ve 17 Aralık 2004 tarihi itibarıyla ilk 100 sayısında yayımlanan yazılarından seçmelerin yer aldığı kitabın gelecekte araştırmacılara ışık tutması hedefleniyor.