Kabak sergisi

Bu iş artık kabak tadı verdi. Yok seçimden bahsetmiyorum diyeceğim yalan olacak. Umurumda da değil kimin kazanacağı aslında. De demişler ha Ali Veli, ha Veli Ali! Yok birbirlerinden farkları. Seçimin ne getireceği dünden belli, bilmiyor musunuz?

Bu iş artık kabak tadı verdi.
Yok seçimden bahsetmiyorum diyeceğim yalan olacak. Umurumda da değil kimin kazanacağı aslında. De demişler ha Ali Veli, ha Veli Ali! Yok birbirlerinden farkları. Seçimin ne getireceği dünden belli, bilmiyor musunuz?
Söyleyeyim efendim… Ulusal Birlik Partisi ve de Cumhuriyetçi Türk Partisi her seçimde olduğu gibi ipi göğüsleyecekler. Birisi az ileride, diğeri az geride. Şu anda gördüğüm kadarıyla CTP daha önde, Pazar’a Allah kerim. Ama her iki parti de hüsrana uğrayacak, tek başlarına iktidar hayal…
Bir önceki başarısız hükümet dönemi CTP’yi fena sarsabilir. Oportünistçe imzaladığı ekonomik programı uygulamayıp, ülkeyi yangın yerine çevirip seçime kaçan bir iktidarı insanlar herhalde kolay affetmeyecektir. Tek avantajı UBP’nin halkta uyandırdığı “UBP ise “kurultay turizminden” seçime yönelerek kan kaybını durdurma adımını akıllıca attı ama yeterli olması zor. Geride bıraktığı iktidar döneminin başarısızlığı ortada. Seçmenin verdiği “ikinci şansı” maalesef düzgün kullanamadı UBP. Bir yandan cumhurbaşkanlığı seçimleri bir yandan parti içi iktidar savaşları partiyi fena yordu. Gerileme olacağı kesin UBP’de ama bakalım ne kadar olacak.
Toplumcu Demokrasi Partisi bu seçimde umut olabilirdi. Olamadı. Daha da kötüsü o kadar berbat bir duruma geriledi ki barajı aşar mı aşmaz mı endişeleri var. Bence az farkla barajı aşar, iki milletvekili çıkarır. O iki milletvekilinin de CTP’ye “sol blok hükümeti” kurma imkânı verebileceğine inanmıyorum.
Demokrat Parti-Ulusal Güçler de umut olabilir, sağın yeni adresi olabilirdi. Olamadı. Siyaset algı sanatıdır biraz da. Algı yönetimi yapılamadı, sanki “yedek at” gibi bir görüntü oluştu. Asıl varken yedek zor tercih edilir vaziyeti DP-UG’yi fena vuracağa benziyor. Yazık olacak anlayacağınız. Halbuki DP gerek ekonomik, gerekse siyasi programları ve kadrolarıyla umut verebilmeliydi. Hata nerde herhalde seçimden sonra araştırılacak. Bence “UG” ekine bakılırsa fazla mesaiye gerek kalmaz.
DP-UG’nin ne kendisine ne de sekizlere (yedi kaldı ya) pek hayrı olacak gibi görünmüyor. Üstelik her ne kadar siyasette her şey mümkün ise de UBP ile koalisyon da pek olası görünmüyor… En azından bu aşamada pek şık durmayacağı aşikar.
Nitekim seçim olacak, saç kesilecek kel görünecek. İki hafta sonra bugün kim ne imiş hep beraber göreceğiz.
Eeeh, sonuç ne olacak? Diyorum ya, biliniyor zaten. Bu fotoğraftan çıksa çıksa CTP-UBP veya olmaz ya UBP birinci çıkabilir ise UBP-CTP koalisyonu çıkar.
“Olmaz… Ihhh, olamaz” demeyin.
Olur, hem de bal gibi olur. Üstelik böyle bir “Grand” yani “Büyük koalisyon” önemli ekonomik, siyasi kararların alınacağı ve Kıbrıs çözüm gayretlerinin yoğunlaşacağı önümüzdeki dönemde ilaç gibi olur.
Ne diyeyim, Pazar’a kabak sergisi, haftaya fırında kabak tatlısı… Canım da ne çekti yaa…
Haydi hayırlısı…

YİNE, YENİDEN MARAŞ MESELESİ
Nikos Anastastasiades efendi topu nasıl taça atacağını öğrenmeye başladı.
Güya bu hafta veya ondan sonraki hafta güven artırıcı bir öneri yapacakmış…
Duy da inanma…
Hem Avrupa Birliği’nin Finlandiya hem de Belçika dönem başkanlıklarında iki değişik versiyonunu gördüğümüz ve ondan önce de birçok değişik versiyonlarına şahit olduğumuz “verin Maraş’ı alın bir şeyler” önerileri dizisine devam edecekmiş Anastasiades.
Sıkı durun. Rum tarafından bana gelen bilgilere göre selefi yoldaş Hristofyas’ın Maraş önerisinden farklı olacakmış Anastasiades’in önerisi… Hristofyas ne önermişti? Ana hatlarıyla “Verin Maraş’ı, açın limanlar ve havalimanlarını, kaldıralım Türkiye’nin AB görüşme sürecinde sekiz başlığa koyduğumuz vetoyu” şeklinde özetleyebiliriz.
Anastasiades ne öneriyor peki?
Maraş altyapısı yapılıp (yani yollar, kanalizasyon sistemi, enerji bağlantıları) “kanuni temsilcilerine” geri verilecek. Sonra? Türkiye liman ve havalimanlarını Rum gemi ve uçaklarına açacak, Magosa limanı da AB yönetim ve denetiminde iki halkın kullanımına açılacak. Sonra? Türkiye Kıbrıs (Rum) hükümeti ile ilişkilerini “normalleştirecek” (yani resmen tanıyacak). Sonra? Bütün bunlar olursa Rum tarafı görüşme başlıklarındaki vetosunu kaldıracak.
Ercan? Iıhhh… Asla açılmasına evet denmeyecekmiş. Doğrudan ticaret? Iıhh… Mogasa’dan olduğu kadar, menşe belgesi Rum yönetiminden alınarak…
Peki bunun neresi güven artırıcı önlem önerisi?
Anastasiades mertçe “Keriz arıyorum” ilanı verse ya!
Yoksa bizim tarafta bu önerileri bırakın kabul edecek görüşmeyi düşünebilecek kerizler var mı?
Rumların bu mahallenin açıkgözü rolünde ısrar etmeleri kabak tadı verdi vesselam…

ÖNEMLİ BİR KONFERANS
Bu arada, 19 Temmuz günü Yakın Doğu Üniversitesi ile Ankara merkezli Gazeteciler Cemiyeti’nin işbirliği ile YDÜ İletişim Fakültesi’nde “Yaşam ve Stratejik Kaynaklar Açısından Kıbrıs” konulu bir konferans düzenlenecek. Çok ihmal edilen bu konularda gerek Türkiye’den gerekse Kıbrıs’tan çok önemli uzmanlar bu konferansta bilgi dağarcıklarını paylaşacaklar. İlgilenen okuyucularıma duyururum.

Bu haber 366 defa okunmuştur

:

:

:

: