Şimdi görüşme zamanıymış…

Kıbrıs görüşmelerinde yeni bir aşamaya geçildi. O kadar yeni bir aşama ki iki tarafın görüşmecileri Kudret Özersay ve Andreas Mavroyannis “deneyimlerden yararlanmak için” Güney Afrika’ya gönderildi.
Kıbrıs görüşmelerinde yeni bir aşamaya geçildi. O kadar yeni bir aşama ki iki tarafın görüşmecileri Kudret Özersay ve Andreas Mavroyannis “deneyimlerden yararlanmak için” Güney Afrika’ya gönderildi. Orada kurslara katılacak, siyahlarla beyazlar nasıl uzlaşıp Apartheid mezalimini sona erdirdiklerini ilk elden öğreneceklermiş.

Masrafları da davet edenler ödüyor.

“Kıbrıs nire, Güney Afrika nire?” demeyin.

Dünya küçük… Sorunlar ayrı da olsa, mesele en çetrefil soruna bile çözüm istenci ile yaklaşıldığında nasıl netice alındığını şu küçücük dünyanın büyük Kıbrıs adasının kocaman iki halkının görüşmecilerine öğretmek. Öğrenecekler mi? Mayıs başında “kapsamlı” görüşmeler başlayacakmış, göreceğiz.

Ne yani, şimdiye kadar görüşmeler başlamamış mıydı? Maalesef “ön oyun” imiş yapılan, bir nevi “elense” çekmiş liderler ve görüşmeciler birbirlerine. Dostum Kudret Özersay, Kıbrıs Türk görüşmecisi, umutlu. Güney Afrika’daki ırk ayrımı (apartheid) sorunuyla Kıbrıs sorununun alakalı olmadığını, aralarında benzerlik bile olmadığını söylüyor ama ilave ediyor “ciddi niyetle masaya oturulduğunda en çetrefil sorunlara bile çözüm bulunabiliyor… Güney Afrika buna en iyi örneklerden biri. Ziyaret yararlı olacak… En azından seyahat ve konaklamayı davet edenler ödüyor.”
Gerçekten de Kıbrıs sorunuyla Güney Afrika’nın tarihin dibine gömdüğü utanç verici ırk ayrımı sorununun ne alakası olduğunu herhalde daveti yapan, masrafları karşılayanlar biliyordur. Kim mi davet etti görüşmecileri? Davet Güney Afrika’da faaliyet gösteren Dönüşüm İnisiyatifi ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın Kıbrıs ekibi tarafından yapıldı… Orada yapılacak temaslarda ise Özersay ve Kıbrıs’taki müzakere sürecinde iki tarafın kendi belirledikleri hedeflere ve yeni ortaklığa ulaşmalarında gerekli olan ortak anlayışı nasıl yaratabilecekleri öğretilecekmiş… Kolay gelsin.

Başka? Kıbrıs uyuşmazlığının iki ana tarafını oluşturan Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halklarının toplumsal yapısında yer alan diğer sosyal ve siyasi aktörlerin müzakere sürecine ne şekilde dâhil edilebilecekleri ve sürece nasıl katkı koyabilecekleri, ayrıca Güney Afrika’da yaşanan müzakere sürecinin başarıya ulaşmasında etkili olan diğer faktörleri iki görüşmecinin yabancı uzmanlarla detaylı şekilde ele almaları bekleniyor muş. Daha da kolay gelsin. Yabancı uzman dedikleri de Amerikalılar, BM bütçesinden maaş alan danışmanlar… Yani yıllardır bir şekilde Kıbrıs sorunundan nemalanan malum uluslar arası zevat…

Sonra? Özersay ve Mavroyannis’in, Güney Afrika eski Cumhurbaşkanı Nelson Mandela ile birlikte Nobel Barış Ödülü almış olan F.W. de Klerk, Dışişleri Bakan Yardımcısı İbrahim İsmail İbrahim, bazı eski bakanlar, şu anda görevde bulunan cumhurbaşkanının danışmanları ve çözüm sürecinde müzakereci olarak görev alan diğer uzmanlarla bir araya gelmeleri ve fikir teatisinde bulunmaları da öngörülüyormuş.

İşin esası gayet basit, Mayıs ayı başında başlaması öngörülen “özlü görüşmeler” öncesinde Özersay ve Mavroyannis’e kısa bir Güney Afrika tatilini fazla görmemek lazım.

Rum görüşmeci Mavroyannis de sözünü fazla esirgeyen birisi değil. Güney Afrika gezisinden o da pek emin değil, ama o zaten yakın zamanda çözüm olabileceğine inanmıyor. Şimdiden gözünü “Eroğlu sonrasına” yani 2015 cumhurbaşkanlığı seçimine dikmiş vaziyette. Sözünü de esirgemiyor. Yakın zamanda verdiği bir mülakatta açıkça demedi mi?
Ne diyor Mavroyannis?
1- Türkiye’de askerler ikinci plana düştü, çözümün önü açıldı.
2- AKP Kıbrıs’ta çözümcü politikalar uygulamak istiyor.
3- Tek engel şahin Derviş Eroğlu.
4- 2015 seçiminde Eroğlu’nun yerine sol bir aday seçilirse (Mehmet Ali Talat demek istiyor herhalde) çözüm umudu artar.

Şimdi görüşmeler sürerken bu kadar “açık sözlülüğe” dangalaklık derler. Dahası varsa eğer Talat’ın adaylık düşüncesi ve seçilebilme umudu, Mavroyannis temele bomba koymadı mı? Talat’a büyük haksızlık değil mi onu sanki Rumların umudu gibi göstermek, Eroğlu’nun kabul edemeyeceği ödünleri verebilecek, Kıbrıs Türk halkının mağduriyetini isteyebilecek birisi olarak lanse etmek ancak bir dangalağın, çözüm istemeyen bir aptalın işi olmaz mı?

Dahası Mavroyannis cin mi cin, işini bildiğine inandığım bir adam. Ne yapıyor o zaman? Çözümsüzlüğü perçinlemeye uğraşıyor.

Halbuki Cumhurbaşkanı Eroğlu, ne diyor? Heyecan dorukta. “Birkaç ay içinde bilemedin yılsonuna kadar çözüme ulaşır mıyız?” gayreti içerisinde Eroğlu. Tabii ki gelecek yıl seçim olduğunun farkında, çözümü 2015’e bırakmanın, çözümsüzlüğe oynamak olduğunu düşünüyor.

Anastasiades’e gelince, geçenlerde CNN’e bir mülakat verdi. Enerji konusunun ön planda olduğu bir mülakattı. Anastasiades o mülakatında Kıbrıs açıklarında gaz bulunmasının adada çözüme ilgiyi artırdığını; kendisinin de çözüm istediğini ama Kıbrıs Türk liderliği ile Türkiye çözüm için adım atarlar ise iki yıl içinde belki daha erken sonuca ulaşılabileceğini iddia etti.

Adam bir aynaya bakar büyük laf etmeden. Sanki iki yıldır yaşanılan patinajdan kendi sorumlu değilmiş gibi, sanki 50 yıldır ayak sürüyen çözümü engelleyen Rum tarafı değilmiş gibi bir de laf ediyor, Türk tarafı adım atarsa çözüm olur diyor. Akılları fikirleri Maraş’ı alıp kaçmak Anastasiades tayfasının, çözüm falan istedikleri yok.
Ne demiş Mevlana, ne de güzel cevap vermiş asırlar ötesinden Mavroyannis, Anastasiades gibi arsızlara:
“Kör cehalet insanı çirkinleştirir
Suskunluğum asaletimdendir
Her lafa verilecek bir cevabım var
Lakin bir lafa bakarım laf mı diye
Bir de adama bakarım adam mı diye!”

Bu haber 221 defa okunmuştur

:

:

:

: