Koltuklar Pazartesi dolacak

Ocak ayının geçen günleri,arkasında ağır bir gündem takibi ile ilerliyor...
Ocak ayının geçen günleri,arkasında ağır bir gündem takibi ile ilerliyor... Seçilen milletvekilleri hafta sonu tatili hitamında Pazartesi gün tek tek Meclis kürsüsünden andı okuyup namus ve şerefleri üzerine milletvekili yemini edeceklerdir... 50 kişilik Meclis milletvekilleri ile geçen yıla göre yarı yarıya yenilenmiştir... Bayrak Radyo Televizyon Kurumunun 2. Kanalında Meclis tv Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyet meclisinin oturumlarını canlı olarak verdiği için halkımızın evde, kahvede olan büyük bir kısmı televiyonlarını açık tutmakta meclisteymiş gibi konuşmaları izlemektedir... Bu yıl miletvekili koltuklarının boş kalmadan ekranlara yansıyacağı beklenendir... Hükümet kurulduydu, kurulacaktı derken geçim derdi kış günlerinde kendini gündemde tutarken ,ülkemizdeki pahalılık mutfakta ciddiyetini hissettirendir... Seçim derdi ,geçim derdine dönüşmüş vaziyettedir... Bunun böyle bilinirliği mevcut iken hala daha seçilmiş olanların bazıları hesap peşindeyiz, hesap verilecektir, söylemlerinin arkasına gizlenerek halen iş yapmadan laf ile iş yapar pozisyonlarını korumaktadırlar... Hesap sorulsun, sorulmasın diyen mi var. Hayır! ancak herkesi bilaistisna suçlamak bir nevi insanın kendini de suçlaması gerçeğini de beraberinde getirir... Yani, acaba ben ne yapıyorum sorusunu siyasete soyunanların kendine de sorması gerekendir... Ayrıca bu konular halkı artık iyice usandırmıştır... Bazı mesnetsiz iddiaları diline pelesenk edenler, ilgili mercilere ve doğru yere, suç olduğunu sandıkları konuları havale etsinler... Ciddiyet politikada önemli bir unsur olduğu kadar kamu oyunu olur olmaz her konuda meşgul etmek de ayrı bir ciddiyetsizliktir... Vatandaşın beklediği bir an önce ,modeli ne olursa olsun bir icraat hükümetinin kurulmasıdır... Halk seçimde verilen sözlerin bir an evvel , ülke ve dolayısıyla kendi refahları için hayata geçirilmesini beklemektedir...Nitekim bu gün günlerden Cuma ve Cumhurbaşkanı Sayın Akıncıya öğle saatlerine doğru hükümetin istifasının sunulacağı haberi dünden bu güne aktarılan rutin bir gelişmedir... Süreci ve sonucunu, ilerleyen günlerde hep birlikte izleyeceğiz... Ve şimdi her Cuma gün olduğu gibi 1945 yıllarına geri dönüyor ve babam Hüseyin Özdemir'in notlarından İngiltere'ye aldığı burs ile Larnaka limanından 'Fuadiye Vapuru' ile ayrılışı vaktini ve sonrasını yazmaya geçiyorum... En büyük sevincinin, ise İngiltere tahsilinden sonra adaya gelişinde müfettiş olma ihtimalinin artması hayali olduğunu babam notlarına yazmıştır... İskenderiye'ye vardıktan sonra ordan trenle Kahire'ye gittiğini bir ay orda bekleme sürecinde Nil nehrine paralel raylar üzerinde trenle seyahatinde ilk defa bir nehir gördüğünü ifade ederken yıl 1945 ve babam da 27 yaşındadır... Viktorya otele doğru yol alırken Nil nehri üzerinde gemilerin yan yana gelip birbirini geçebildiğini, nehrin çevresinin yeşil ve pamuk ekili olduğunu, harmanlarda pirinç yığınları gördüğünü bir öğretmen olarak ilk defa gördüğünü de yazdıklarına ilave ediyor... Otelin o günün şartlarında dahi turistlerle dolu olduğunu ifade ederken tek Türk kendisinin olduğunu dikkat çeken babam Mısır'da ben 'Türk-Müslüman' der demez bütün kapıların kendisine açıldığını söylüyor ... 9 Ağustos 1945 Nagazaki'ye atılan atom bombası haberi ile savaşın durmasına ilişkin haberlerle Kahire'de halkın sevinç gösterileri yaptığına tanık olduğunu da yine babam bırakmış olduğu notlarda yazandır... Geçen bir ömür genç yaşta yaşanmışlıklar daha neler, neler... Babam 2002 yılında vefat edene kadar yani 84 yaşına kadar daha neler görmedi... Eğitimde geçen 60 yıl diye boşuna notlarına başlık atmamış... Paylaşmaya devam edeceğiz... Cuma günün manevi değerlerinde dualarımız sağlık için onlar için diyoruz... Nefes aldığımız müddet göreceğimiz çok şey vardır...Yaşam devam ediyor...
Bu haber 1246 defa okunmuştur

:

:

:

: