Faili meçhuller

Türkiye’de, faili meçhuller hep olmuştur. Birçok aydın, vatan sever ve suçsuz günahsız kişiler, bu organize çetelerin kurbanı olmuşlardır.

Türkiye’de, faili meçhuller hep olmuştur. Birçok aydın, vatan sever ve suçsuz günahsız kişiler, bu organize çetelerin kurbanı olmuşlardır.
61 Anayasası ile gelen kişi özgürlükleri sayesinde, yurttaşlar ülke sorunlarına daha sıkı bir şekilde sarılmaya ve ülkenin gidişatı ile ilgili görüşler serdetmeye başlamışlardı.
Nato şemsiyesi ile birlikte, Türkiye tamamen Amerika’nın yörüngesine girmiş, ikili anlaşmalarla bu daha da pekiştirilmişti.
61 Anayasası ile gelen düşünce ve örgütlenme özgürlüğü, İçte ve dışta bazı çevreler tarafından beğenilmemiş. 61 Anayasası ile getirilen özgürlükler, konuşmaya ve yazmaya başlayan yurttaşları sindirmek ve ortadan kaldırmak için baş vurulan en canice yöntemlerden birisi olmuştu.
Konuşan ve yazanlar bir tarafa. Ülke menfaati için çalışanları da bu çete cenderesi altına alma faaliyeti içinde idi.
Amaç, ülkeyi karıştırmak. Yurttaşları birbirine düşürmek.
Bu amaçla senaryolar yazılıp, uygulama alanına sokularak. Ülkede terör estirerek amaçlarına ulaşmak.
Bunu başaramadıkları takdirde, İşi bizzat kendileri üslenerek sonuca götürmekti.
Türkiye’de bu amaçla, çok kişi cinayete kurban gitti.
Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı ve birçok aydın. Ayni zamanda birçok Türk Generali ve yurttaş, faili meçhul cinayetlerin kurbanları listesine dahil edildiler.
Ülkemizde, bu listeye Kutlu Adalı’yı da dahil ettiler.
Sedat Peker’in iddialı açıklamaları karşısında, Kutlu Adalı cinayeti yeniden gündeme geldi.
Konu, Meclisimizde de tartışıldı.
Kamuoyu, bu konuda çok duyarlı.
Siyasilerimizin, bu konudaki Meclis konuşmalarından anlaşıldığı üzere, konunun yeniden gündeme gelmesi ve ilgili dosyanın tekrar açılmasıdır.
Sedat Peker’in açıklamaları, ortaya ciddi iddiaları da beraberinde getirmiştir.
Tabii bunların ispatlanması da adaletin tecelli etmesinin belli başlı kurallarından biri.
İddia sahibini bağlar. İspat külfeti ona düşer. Ayni zamanda ceza hukukunu da ilgilendiren bir olay. Savcılık ve polisin devreye girmesi ile iş yeni bir boyut kazanabilir.
Türkiye ile adli yardımlaşmayı imzalayan Bakanlık, devreye girmeli ve işi Bakanlık düzeyinde Türkiye ile sürdürmelidir.
TC İçişleri Bakanı Sn. Soylu’nun bu konuda açıklamaları olmuştur. Bu açıklamalar, Ankara’nın düğmeye bastığı yönünde.
İş bize düşüyor. Cinayeti ortaya çıkaracak donelerin bulunması halinde. Onları talep etmek ve Kutlu Adalı cinayetinin dosyasını yeniden açmak.
Bu konuda en emin yol, delillerin Ankara tarafından ortaya çıkarılmasıdır. Bunlar sağlanmadan KKTC’de ilgili dosyanın açılması hiçbir anlam ifade etmeyecek ve işi sonuca götürmeyecektir.
Cinayetin arkasındaki gerçekleri, yalnız Türkiye’deki makamlar ortaya çıkarabilir. Ancak bundan sonra KKTC yetkilileri harekete geçip varsa zanlıları talep edebilir. Bunun da ortaya çıkması hayli güç bir iş.
Cumhuriyet Meclisinde açılacak olan bir araştırma komisyonu, ancak Türkiye bağlantılı bir hareket tarzı ile çalışmalarını yürütebilir.
Geçmişte böyle bir komisyon oluşturulmuştu. Fakat istenilen sonuca gidilemedi. Çünkü bulgular KKTC de yoktu.
Faili meçhul cinayetler ve bunu yapan organize çetelerin faaliyetleri. KKTC -Türkiye ilişkilerini olumsuz etkilemek için bazı provokatörler tarafından her zaman fırsat olarak değerlendirilmiş ve bundan faydalanmanın yollarını şimdiki gibi çok iyi kullanmışlardır.
AK Parti İktidarı bu organize çetelerinin üzerine gitme kararlılığını sürdürmüştür.
Bence, burada herhangi bir girişimden önce. Türkiye’deki soruşturmaların sonucunu beklemek ve ona göre hareket etmek en iyi yöntem olacak.
Aksi, sonuca gidemeyecek ” havanda su dövülecektir.”
Bu haber 3491 defa okunmuştur

:

:

:

: