Safaköy mucizesi ve kıskançlık!..

Ali Özmen Safa kimdir?

Ali Özmen Safa kimdir?
Kıbrıs’a gelmeden önce İngiltere’de 3 bine yakın ev yaptı. 2000 yılında Hong Kong’da, Dubai’de, Moskova’da, Türkiye’de emlak ofisleriyle İngiltere’deki inşaatlarını pazarlıyordu. Dünyanın birçok yerinde seminerler, konferanslar verdi.
2003-2004 yıllarında Kıbrıs’ta 10 değişik sitede bine yakın evin inşaatına başlarken, yabancılara ev satmak istiyordu. O zaman herkes şunu söylüyordu.
“Kuzey Kıbrıs’ta yabancılara en fazla bir yılda toplam 150 tane ev satılır, Ali Özmen Safa bin tane yapmaya kalkıyorsa demek ki, aklı az, parası çoktur. Satamayacak” dediler.
Çünkü kendilerinin memleket dışında emlak satmaya tecrübesi yoktu.
Ali Özmen Safa 2003-2004 yıllarında Kıbrıs’a geldiğinde inşaat şirketlerinin bırakın maketi, satış broşürleri dahi yoktu.
Uluslararası arenada kendilerine ambargo uygulandığı için memleket dışına çıkıp satış yapamıyor, hiçbir fuara katılamıyorlardı.
Ambargoyu kıran Ali Özmen Safa, ülkedeki 35-40 inşaat şirketini Londra’da fuara götürdü. Dünyanın en saygın emlak fuarında Türk Köyü’nü kurdu.
Müteahhitler Birliği ve Emlakçılar Birliği, sektörün Ali Özmen Safa’ya çok şey borçlu olduğunu her fırsatta dile getirdi.
2003 yılında Kıbrıs’a geldiğinde basın toplantısında kendisine sorulan ilk soru “Memlekete ne kadar para getireceksin” oldu. Safa, o soruya “Paradan daha önemli bir şey var. İsteğimiz kadar para getirebiliriz. Ama ben uluslararası tecrübemi, bilgimi, vizyonumu getireceğim” dedi.
Ali Özmen Safa, bu ülkeye sadece para değil işte o sözünü ettiği vizyonu getirdi.
15 yıl geçti. Bugün hala daha Kıbrıs Türk Havayolları’nı konuşuyoruz. Safa’nın satın alması engellenmesiydi bugün Kıbrıs Türk Havayolları yaşıyor olacaktı.
16 yıl geçti Türkiye’den gelecek kablolu elektriği konuşuyoruz. Safa’nın girişimi engellenmeseydi kablolu elektrik çoktan ülkemize gelmiş olacaktı.
Bugünlerde yine bu vizyonla ortaya konan Safaköy’le ilgili maksatlı haberler yazılıyor.
Türk edebiyatının ünlü kalemi Namık Kemal’in dediği gibi bu güzel ülke iki şeyden çok çekti. Sivrisinek ve dedikodu. Daha doğrusu kıskançlık.
Zamanla bilim gelişti. Sivrisineğe karşı çare bulduk. Ama dedikodu ve kıskançlığa ne yazık ki çare bulamadık.
Öyle ki Ali Özmen Safa’ya yapmak nasip olan İsmail Safa Camisi’ni bile kıskandılar. Ne dediler? “Lanet olsun bize, bekledik Londra’dan biri gelsin bir cami yapsın da rahatlıkla ölülerimizi gömelim …”
Safaköy’e gelince…
20 yıl önce burası tamamıyla boş bir tepeydi. Ne suyu ne yolu ne elektriği ne de yaşam vardı…
İskele Belediyesi “buraya yaşam getireceksen sana verilecek tek bir kuruşumuz yok” bile dedi…
Ali Özmen Safa, ortaya koyduğu vizyonla bunların hepsini yaptı.
İki üç kilometre mesafeden 3 milyon dolar harcayıp elektrik getirdi. Etraftaki diğer yaşam yerlerine de elektrik sağladı.
İki kilometre asfalt yol yaptı diğer yerleşim yerleri de bu yolu kullandı.
2,5 milyon dolar harcayıp deniz suyu arıtması kurdu. 2.5 kilometre boru döşeyip Safaköy’e yaptığı 500 konuta su verdi. Zaman zaman su ihtiyacı olan belediye de buradan su aldı.
Kısaca Safaköy’de bir yaşam yarattı. Bunlar hep olurken kıskananlar, “Bu adamın parası çok, aklı az” demeye devam ettiler. Bu evleri kime satacak diye gülüştüler.
Ama bugün bölgedeki tüm esnaf “Allah Razı Olsun Ali Özmen Safa’dan” diyor. Bakkallar, restoranlar, berberler, yandaki köylerde yaşayan ve şimdi iş bulabilen vatandaşların hepsi dua ediyor.
Safaköy ismini Ali Özmen Safa, burada bile değilken dönemin İskele Belediye Başkanı Halil Orun verdi.
Belediye Başkanı, vizyonu olan, memleketine yatırım yapma cesareti gösterip risk alan, bir köy değil de şehir yaratan birinin ismini bu köye vermeyi layık görmüştü.
Aksine bu mevzuda Ali Özmen Safa’nın hiç bir talebi olmamıştı
Şimdi acaba ne deniyor? Bu kez de anlaşılan “Lanet olsun bize. Biz Kalecik’te hiç işe yaramayan bir tepede vizyon sahibi olup tepenin potansiyelini göremedik. Londra’dan biri gelsin ve bize yol göstersin diye bekledik” diye tepki gösteriliyor.
Ülkede başbakanlık yapan Ferdi Sabit Soyer, babasının kendisiyle paylaştığı bir sohbeti şöyle aktarıyor. “Kıbrıslılar kıskançtır. Çok az bir kısmı bu duyguyu hayatın içinde atar. Bazıları da mezara kadar götürür…”
Kısaca hep söylendiği gibi “Kıbrıs Türkünün en büyük düşmanı yine kendisi gibi” bir durum ortaya çıkıyor…
Son sözü Safaköy ismini veren dönemin Belediye Başkanı Halil Orun’a bırakmak belki de en iyisi. Ne diyor efsane Başkan Orun?
“Ali Özmen Safa, bu devlete sahip çıkan, bu devletin kalkınmasına katkı koyan, gerçek vatansever bir insandır.”
Kıbrıs Türkü bir yatırımcıya yıllar sonra en büyük ödül de herhalde yine böyle anılmak olur. Kıskananlara buradan duyurulur…

Bu haber 1671 defa okunmuştur

:

:

:

: