Issız eğitim politikaları

19 Nisan 2009 seçimlerine giderken, UBP toplumun önüne projelerle desteklenmiş politikalar koy(a)madı.

19 Nisan 2009 seçimlerine giderken, UBP toplumun önüne projelerle desteklenmiş politikalar koy(a)madı.
Vaadlere dayalı bir söylemle seçim propagandası yürüttü.
Halkın, özellikle de ekonomik alandaki umutlarını, bu vaadlere dayalı politika ile yükseltti.
Alternatifsiz eleştirilerde ve hatta suçlamalara varan iddialarda bulundu.
Ekonominin reçetesinin kendilerinde bulunduğunu vurguladılar sürekli olarak.
İşssizliğe çözüm bulacaklarını iddia ettiler.
Vergileri düşüreceklerini vaad ettiler.
Elektrik fiyatlarını en az %50 indireceklerini söylediler.
Stopajı kaldıracaklarından dem vurdular.
Maaşların artacağından söz ettiler.
Ve daha nice vaadler...

19 Nisan seçimlerinin üzerinden 73 gün geçti.
UBP halkın %45 oyunu alarak hem de tek başına iktidara geldi.
Hani derler ya hep 100 gün önemlidir diye hükümet için, ilk 100 günün bitmesine 27 gün kaldı.
Halka verilen vaadler henüz yerine getirilmedi!
Bunun yerine “enkaz devraldık” söylemleri yapılıyor gün be gün...
Ekonomik önlemler paketinden söz ediliyor son haftalarda, ancak henüz uygulama yok!
Bakalım, ilerleyen haftalarda projelerinin ne olduğunu hep birlikte göreceğiz...

Kabine içerisinde en atak davranan bakanlık olarak Milli Eğitim Bakanlığı öne çıktı geçtiğimiz 73 günde.
Neler söyledi, hangi adımları attı Bakan Sn. Kemal Dürüst kısaca bir anımsamaya çalışalım...

Kolej sınavları yeniden yapılacak ve kolejlerin orta kısımları yabancı dille eğitime yeniden başlayacak dedi Sn Dürüst.
Bu ihtiyacı da “Bilimsel Veriler ve Analizler” sonucunda tesbit ettiklerini söyledi Sn Bakan Dürüst.
Ancak bu veri ve analizler maalesef toplumla paylaşılmadı. Hangi bilimsel karşılaştırma metodları kullanılarak son 5 yıldır uygulanan sistemin yanlışlığı belirlendi sanırım bilinmesinde ve paylaşılmasında yarar vardır.

Tüm dünyada yapılan araştırmalarda özellikle ilköğretim ve temel eğitim dönemlerinde “Anadil” ile yapılan eğitimin önemine işaret edilirken, ülkemizde yeniden yabancı dille eğitime geri dönmek nasıl açıklanabilir?
Son 5 yıldır “Oluşturmacı Eğitim Yaklaşımları” eğitim sistemimize uyumlaştırılmaya çalışılırken, yeniden “Davranışçı Eğitim Modeli”ne geri dönmenin adımlarının atılmasının gerekçeleri nelerdir? Hangi bilimsel çalışmalar yapılmıştır bu alanda ki geriye dönüşün adımları atılmaktadır? Tam tersine, özellikle üniversitelerimizin eğitim fakültelerinde yapılan araştırmalar ve yüksek lisans tezleri özellikle oluşturmacı eğitimin önemine dikkat çekmekte, bu sistemin daha iyi işleyebilmesi için başta öğretmen eğitimleri ve müfredat programlarının daha da geliştirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.

Hal böyleyken, çağ nüfusunun yalnızca yaklaşık %5’inin okuyacağı kolejlerin orta kısımlarına sınavla öğrenci almak hangi bilimsel analizlerle açıklanabilir?
Kolej sınavlarına hazırlanan ve hazırlanacak öğrencilerin tamamen ezberci bir eğitimden geçirileceği ve eskiden de tüm toplumu olumsuz etkisi altına alan sınav odaklı bir ilkokul eğitiminin yeniden hayata geçirileceği bu sistemin uygulanmak istenmesinin gerekçeleri nelerdir açıklanmalıdır.
Sayın Kemal Dürüst’ün, her ne kadar da sınavlarını gerçekleştirdiyse de kolejlerin alelacele, kolej sisteminin gerekçelerini bir kez daha düşünmesini ve en geniş katılımla bu konuyu bilimsel bir zeminde tartışmasını beklemekteyiz.

Başka ne dedi Sn. Bakan Dürüst?
Din Dersleri zorunlu olacak dedi! KKTC Müslüman bir Devlet olduğundan Din Dersleri bu temelde okutulacaktır ve zorunlu olacaktır dendi.
Halbuki Devletlerin dinlerinin olmadığı, ama ancak insanların dini olduğu, KKTC vatandaşlarının da ağırlıkla Müslüman-Sünni olduğu ve fakat Müslüman-Alevi vatandaşların da bu ülkede yaşadığı, hatta Müslüman olmayan vatandaşlarımızın da bulunduğu unutuldu.
Bir de KKTC Anayasasında Devletimizin Laik bir Devlet olduğu ve gerek KKTC Anayasasında gerekse de İnsan Hakları Sözleşmesinde bireylerin İnanç ve ibadet özgürlükleri de bulunduğu ve Dinde zorlama olamayacağı da unutuldu!
Milli Eğitim diye başlayan Bakanlığın Milliliği, anaokulundan başlayarak üniversiteye kadar eğitim sürdürecek TED okullarının açılması için hem arazi hem de onay verildi ancak programların nereye bağlı yürütüleceği, öğretmenlerin nereden tedarik edileceği, öğrencilerin kim olacağı ve nasıl seçileceği, denetimin hangi ülkenin Eğitim Bakanlığı tarafından yapılacağı sorulmasına rağmen halen açıklanmadı!

Dileğimiz Sayın Kemal Dürüst’ün söylemlerinde kullandığı paylaşım, katılım ve bilimsellik yaklaşımlarını hayata geçirmesi, bu bağlamda yukarıdaki konuları yeniden gözden geçirmesidir...
Sevgiyle ve dostlukla kalın...

Bu haber 102 defa okunmuştur

:

:

:

: