Nereye doğru gidiyoruz?

Bence yılsonunda, ya da 2010 başında bir referandumla karşı karşıya kalınabilir. Bu kimse için süpriz olmasın.

Bence yılsonunda, ya da 2010 başında bir referandumla karşı karşıya kalınabilir.
Bu kimse için süpriz olmasın.
Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat ile Rum Lider Dimitris Hrisyofias arasındaki görüşmeler bir sonuca bağlanacak gibi.
Öyle ya da böyle; bazen havuç, bazen sopa gösterilerek.
Bunun işaretleri daha şimdiden gelmeye başladı bile!.
Eylül ayı ve sonrasında bir yandan Kıbrıs konusunda, diğer yandan AB-Türkiye ilişkilerinde ciddi bir hareketlenme yaşanacağı kesin.
Bu hareketlenme ile birlikte kimi zaman ipler de gerilecek.
Ama kopmayacak.
Ayak sürüye sürüye de olsa bir yerlere sürüklenilecek.
Bu aşamada önemli olan ne istediğimizi ve nereye gidileceğini önceden kestirebilmek.
Kıbrıs konusunda varılacak son noktada olmazsa olmazlar belli.
Bir kere Kıbrıs Türk tarafı, Annan Planı’nın gerisinde kalacak bir çözüm modeline yeşil ışık yakmaz.
Yani Annan Planı Türk tarafı için kırmızı çizgi.
Onun gerisine kesinlikle gidilmesi mümkün değil.
Gidilirse ne olur? O zaman da zaten bu aşamada ‘Evet’ çıkması ihtimali az olan referandumda ‘Evet’ hayal olur.
***
Garantilerin devamı da hassas olunan bir diğer konu.
Garantilerde bir milimetre dahi geri çekilme sözkonusu olamaz.
Çözüm sonrasında Türk tarafı, adada Türk askeri varlığının bir şekilde devamını görmek isteyecek.
Bulunacak bir çözümde iki bölgelilik de vazgeçilmez esaslardan bir diğeri.
Tabii ki iki bölgelilik, iki taraf arasında belirgin bir sınır çizgisini de beraberinde getirecek.
Bu konuda da bir hassasiyet olduğu belli.
Eşitlik konusu da öyle.
Ortaya çıkacak çözüm modelinde, tarafların kendi bölgelerinde haklarını egemence ya da egemen bir şekilde kullanabilmeleri önemli.
Birbirlerine tahakküm etmeden kendi bölgelerinde, kendi iradelerini özgürce kullanabilmeleri...
Elbette yeniden bir referandum gündeme gelecekse, referandum sonrası ortaya çıkacak tüm olasılıklara ilişkin yol haritası da açıkça ortaya konulmalı.
Halk referandumda oyunu kullanırken iki evet dışındaki alternatiflerde ne olacağını bilmeli.
2004’te yapılan referandumdaki en büyük eksiklik buydu.
Belki de sorunun bugün içinden daha bir çıkılmaz bir hale gelmesinin nedenlerinden biri de budur.
O gün taraflardan birinin ‘hayır’ demesi halinde ne olacağı belli olmalıydı.
Ama olmadı. Rumlar ‘hayır’ demenin bedelini ödemedi ama Türk tarafı bedel ödemeye devam ediyor.
Bence Kıbrıs Türk tarafı, Rumların hayırı sonrasında politikasını izolasyonların kaldırılması üzerine oturtmak yerine, çıtayı daha yukarıda tutsaydı, belki de bugün izolasyonlar kalkmış olurdu.
Ama olmadı.

***
Neyse önemli olan geçmişte yaşanan deneyimlerden birşeyler öğrenerek geleceği kurmaya çalışmaktır.
Cumhurbaşkanlığı sanırım tüm geçmiş deneyimleri de dikkate alarak çözüm vizyonu çerçevesinde Kıbrıs Türk halkını Annan Planı’ndan geriye götürmeyecek bir sonuç elde etme peşindedir.
Gelinen aşamada Kıbrıs Türk halkı içindeki genel yaklaşıma bakıldığı zaman, artık Annan Planı yeterli görülmemektedir.
Bu gerçek Kıbrısla ilgili tüm çevrelerce not edilmelidir.
Olası bir referandum bence çok şeylere gebedir.

Bu haber 161 defa okunmuştur

:

:

:

: