Dedim ya, burası Kıbrıs!

Bu günlerde, Kıbrıs sorununa dair konuşulanların yanı sıra, ülkemize gelip giden BM ve AB temsilcilerinde bir yoğunluk yaşanıyor.

Bu günlerde, Kıbrıs sorununa dair konuşulanların yanı sıra, ülkemize gelip giden BM ve AB temsilcilerinde bir yoğunluk yaşanıyor. Cumhurbaşkanı Talat’ın gündemi, yabancı konuklarla ve AB üst düzey temsilcilerle dolup taşıyor. Dünyanın dikkatini bu kadar çektiğimiz bir dönem hatırlamıyorum. Bence bu iyi bir farkındalık.
Üstüne üstlük TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan da Ban Ki Moon’dan Kıbrıs’a gelmesini ve süreci yakından temaslarla incelemesini kendisinin rica ettiğine yönelik olarak yaptığı açıklamalar sayesinde Kıbrıs sorununu dair bazı mesajları da netleştirecek mesajları barındırıyor gibi geldi bana. Erdoğan “Müzakere süreci sonsuza kadar süremez!” dedi. Bu kadar net bir mesaj daha önce hiç verilmemişti. Çözümün gerçekleşmesi ve Kıbrıs sorunun tarihe gömülmesi için gerekli ortamın varlığı ve bunun gerçekleşmesi için gerekli her türlü girişimin yapılması zorunluluğunu da ortaya koyan bir mesaj bence bu! Gerçi bazı çevreler bunu müzakerelerin son bulması ve çözümsüzlüğün çözüm olarak adada yaşatılması gerektiği gibi anlamlar da yüklemişler Erdoğan’ın bu sözlerine.
Avuç içi kadar Kıbrıs’ta dıştan gelen desteklerle ve dıştan gelenin öyle ya da böyle paylaştırıldığı kişilerden alınan vergilerle çevrilebilmesine imkân kalmamıştır. Kuraklık varken su değirmenlerinin kurulması kadar lojistik anlamda yetersiz ve hatalı bir bakış bu. Kıbrıs’ın hepimizin olduğu, kayaları, taşları, toprakları nasıl paylaşacağımızı değil, nasıl üzerinde yaşadığımız toprakları koruyup geleceğe gururla taşıyacağımız, huzurlu, refah ve onurlu bir yaşamı planlamamızın zamanı çoktan geçti bile...
***
Adada devam eden bu BM ve AB trafiği içerisinde, kadınların yerine de dikkatiniz çekmek isterim. Kıbrıs’la ilgili açıklama yapan, Kıbrıs’a dair fikir ya da öneri beyan eden politikacı, senatör ve üst düzey insanlar arasında, gazetelerden resimleri yansıyan, haberlerde isimleri ve görüntülerini izlediğimiz ya da bire bir kendilerini gördüğümüz bu üst düzey insanlar arasındaki kadın sayısına gıpta ile bakıyorum. Bizim toplumumuzdaki kadınların bu kadınlardan nesi eksik? Görüşleri mi yok? Fikir mi üretemiyorlar? Karar alma düzeylerinde onlardan daha mı yetersizler? Eğitimsizler mi? ... Tümüne yanıtımız hayır ise, o zaman neden bizim fotoğraf karelerimizde yalnızca erkekler var?
***
Kadın karar vericiler dedik de, aklıma Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu geldi. Bugün geliyormuş. Programı gazetelerden okuduğum kadarıyla biliyorum. Yakındoğu Üniversitesi’ne gidecekmiş. Orada Tıp Fakültesi’ni ziyaret edip çeşitli temaslarda bulunacakmış. Ayrıca çeşitli siyasi ve bürokratik temasların devamında Güzelyurt Bölgesi’nde gidip sel felaketini yaşayan bölgede temaslarda bulunup ODTÜ Kampusu’nu gezecekmiş. Bu sayede ziyaret programı tamamlanacakmış.
Nimet Çubukçu’nun ülkemize gelmesi, temaslarda bulunması, eğitim ve öğretim işleyişimize dair fikir alış verişini, kuvvetlendirici temaslar yaşanmasını çok yerinde ve doğru buluyorum. Buraya kadar güzel! Ayrıca bir gelişte tüm Kuzey Kıbrıs’ı gezmesini de bekleyemeyiz elbette. Ancak Güzelyurt’a kadar gidip, Kalkanlı’da bulunan ODTÜ kampusunu gezdikten sonra neden Lefke Avrupa Üniversitesi’ne ziyarette bulunmuyor? Bulunacaksa bunu gazeteler neden yazmıyor?
Ben LAÜ yetkililerinin yerinde olsaydım bunu sorgulardım; hatta hesap sorardım. Dışardan gözlemleyen birisi olarak LAÜ’nün dışlanması ihtimalinden bile rahatsız oldum.
Bugün de söylemlere yönelik gözlemlerimi paylaşmak istedim siz değerli okurlarımla. Bunlar belki de iyi bir hafta sonu boyunca düşünülecek şeyler listesi gibi aslında...
Bu haber 212 defa okunmuştur

:

:

:

: