Lütfen bu yazıyı sonuna kadar iyice okuyun, biraz mesleki bir yazı olacak ama bir adada yaşadığımızı ve bu sektörün çarşıdan bedelini ödeyerek satın aldığınız her şeyi ucuzsa da pahalıysa da etkilediğini unutmayarak bu yazıyı sonuna kadar iyice okumanızı tekrar öneririm.
Lütfen bu yazıyı sonuna kadar iyice okuyun, biraz mesleki bir yazı olacak ama bir adada yaşadığımızı ve bu sektörün çarşıdan bedelini ödeyerek satın aldığınız her şeyi ucuzsa da pahalıysa da etkilediğini unutmayarak bu yazıyı sonuna kadar iyice okumanızı tekrar öneririm. Ülkemizde denizcilik neredeyse yok gibidir. Ülkemizin toplam gemi tonajı kabaca bir hesapla 30.000 DWT kadardır diyebiliriz. Bir başka ifade ile KKTC gemi filosu bir adet otuz bin ton yük taşıyan gemiye eşittir. KKTC bayraklı gemilerin durumunu firma adı veya adresi göstermeden söylemek isterim ki pek çoğu hayati tehlike içerebilecek kadar sorunludur. Eğer Türkiye Limanlarında kendi gemilerine ve diğer yabancı ülke gemilere uyguladığı denetimleri KKTC bayraklı gemilere de uygulasa beklide gemilerimizin % 70 inin hemen hurdaya gitmesi gerekir. Aslında bir tersaneci olarak eski gemileri kötülemek kendi mesleğime zarar vermek demektir, çünkü bizim için eski gemi daha makbuldür, daha çok tamir işi çıkar,gemiler yeni olduklarında bize pek işleri düşmez, ama bu yazıyı yazmaz isem de ülkeme,insanlığa ve denizcilik sektörüne ihanet etmiş olurum.Bu sektörün geçmişten bugüne gerek ilgili Ulaştırma bakanlıkları ve gerekse KKTC bankalarınca desteklenmemesi bu sorunun temel sebebidir.Bildiğim kadarı ile KKTC Kalkınma Bankasına borcu olan ve ödemeyen bir şirket sebebiyle bu sektör uzun yıllardır KKTC Kalkınma Bankasınca da adeta cezalandırılmaktadır.Ama artık gerçekten yolun sonuna gelinmiştir,gemilerimizin % 70 ‘i teknik durumları itibariyle S.O.S. vermektedir,yani batıyoruz demektedirler.Bazı gemilerin bırakın tonlarca yükleyip sefer yapmasını üstünde insan bulundurmak bile bir insanlık suçu durumundadır.Ülkemizin etrafı açık denizdir yani biz bir küçük denizde yaşamıyoruz yada gemilerimiz ,küçük iç denizlerde ve nehirlerde değil açık denizde denizler sefer yapmaktadırlar.Bazen hava koşulları o kadar artmaktadır ki adeta bu durum bu kondisyonsuz gemiler ile ölüme davetiye çıkarmak demektir.Buradan Ulaştırma Bakanlığına sesleniyorum ;Sayın Bakanım bu duruma kayıtsız kalmayın geçen yıllarda olduğu gibi yeniden bir yada birkaç faciayı birden yaşamayalım.Son ölümlü deniz faciasından öncede sonrasında da ilgilileri yazılarımla uyarmıştım ,bu kez yine uyarıyorum,ülkemizde her sektör az veya çok bugüne kadar desteklendi ve desteklenmeye devam ediyor,nerede armatörlerimize destek?Sayın bakanım hiç durmadan mevcut özel sektör armatörlerini bir araya toplayın uygun görürseniz bizi de davet edin bu sorunu gündeme taşıyalım sizi bilgilendirelim,sizde bu sektörü destek programınıza acilen alınız / aldırınız.Bütçemiz kısıtlı ise onun çarelerini ortak akılla bulmaya çalışalım.Eldeki mevcut imkanları kaybetmek kolaydır ama bir kez daha yerine getirmenin bedeli çok daha ağır ve maliyetlidir.Hepimizin bildiği gibi 103 tane sanayi holding fabrikası zamanında o günün şartlarına göre belki doğru sayılabilecek bazı kararlar ile özelleştirildi, bugün o fabrikalardan kaç tanesi faaliyettedir?O dönemde Koskoca Türkiye’de bile mevcut olmayan o fabrikalar şimdi neden yok?Eldekini kaybetmek kolaydır ama esas olan yerine koyabilmektir. Yine bu günlerde basından takip edebildiğim kadarı ile bilhassa limanlar ve hava alanlarında hazırlıkları yapılan özerkleştirme veya özelleştirmelerde çok dikkatli olunmalıdır. Sanayi holdingde yapılan hatalar gözden geçirilmeli ve bu dönemde aynı hatalar asla yapılmamalıdır.Herkeste biliyor ki toplumumuz artık daha duyarlıdır,böyle hatalar yapılması halinde hatayı yapanın elinde kalacağını unutmamak gerekir.Bu günkü gelinen noktada Armatörlerimiz neredeyse birkaç firma hariç yok olmak üzeredir.Bunun çözümlerini üretmekte başta Ulaştırma Bakanlığı olmak üzere, Maliye Bakanlığı, Devlet Planlama Örgütü ve YAGA gibi kurumların sorumluluğundadır.