Bir haftayı geçti,
hergün çikolata, avuç avuç çerez,
Her çeşit meyve, bal, tereyağ, kek, ekmek, kısacası, enerji veren her şeyi yiyorum
Ama galiba en çok da kafayı yiyorum
Kendimi bir odaya kapattım, doktora tezimin bir bölümünü bitirmeye çalışıyorum,
okuyorum, not alıyorum, yazıyorum, düşünüyorum ve
bol bol yiyorum .
Yapmanız gereken çok şey varsa ve zamanınız kısıtlıysa
ve yaptığınız şeyin tam konsantresyona ihtiyaçı varsa,
üstelik farklı bir dilde kendinizi ifade etmeye çalışıyorsanız,
Nasıl hissedersiniz?
İşte ben tam bu durumdayım!
Saçlar dağınık, giysiler uyumsuz, gözler şiş, kızarmış,
Uyku saatleri belirsizleşmiş,
hiç dinmeyen bir baş ağrısı,
kalpde durmayan bir çarpıntı,
Of of ...dedirtip derin derin iç çektirten bir haldeyim.
Ancak, bugün farklı bir şey oldu!
Beni başka yerlere götüren,
üstümdeki o baskıyı, sıkıntıyı hatta yorgunluğu alan bir şey oldu.
Odamın kapısı çaldı.
Açtım.
Gülümseyen kat görevlisi
Orta yaşlı, alımlı bir kadın.
“Çöpün varsa alayım”, dedi.
Ben bölünmek istemiyorum ya...
“Var, al”, dedim. Yine masanın başına, çalışmaya geçtim.
O da odada belli ki konuşmaya niyeti var. Dolanıyor.
Sonunda durdu. “Ne yazıyorsun, sen?”, dedi.
Ben de “okul için, ödevim var”, dedim.
Ve konuşma başladı. Beklenmedik bir şekilde de aktı gitti.
Alsancakta oturuyormuş.
İki oğlu varmış.
Tokatlıymış.
Sonra çöpleri değiştirdi,
Gülümsedik, selamlaştık.
“Merak etme bitirirsin”, dedi.
Biraz da Aşk-ı Memnu’dan söz ettik,
Bihteri çok beğeniyormuş, sonra işe nasıl geldiğini anlattı, servis maceralarını anlatırken güldük, eğlendik.
ve sonra başka odaları tertiplemek için çıktı, gitti.
Yüzümde gülümseme, içimde sıcacık bir duygu oluştu.
Aynaya baktım, saçımı topladım, çayımı yudumladım...
O gittikten sonra da, benim içimde başka bir sohbet devam etti.
Alsancaktaki, çocukluk günlerimi,
halamı, yeğenim ve abimle bahçelerde oynadığımız günleri,
Hatta yediğimiz dondurmaların tadını hatırladım. Oradaki komşuları, bahçedeki gülleri...
Oturduğum yerden bambaşka dünyalara gittim geldim, yani. İyi de oldu.
Bazen hiç beklenmedik bir konuşma, sohbete hatta muhabbete dönüşebiliyormuş.
İyi ki o kapıyı açmışım, enerji, rahatlık, belki de umutla karşılaşmama vesile olmuştu.
Minik, sıradan olan bazı sohbetlerin bile bize katacak bir çok şeyi olabiliyormuş.
Belki de temelde tüm yaşamı sadece bu kavramla bile anlatmak mümkündür. Muhabbet, sevgi dolu bir sohbet, etkileşim, sıcaklık, yakınlık, karşındakini anlama, kendi içine yolculuklar yapma, değişme... Sohbetlerimiz bunların hepsine vesile olabiliyorsa, onlara daha önem vermeliz, sanki. Herkese sıcacık sohbetler dilerim... iyi pazarlar