Hukuk devleti, en sade tanımıyla, hukukla sınırları çizilmiş devlet demektir. Başka bir ifadeyle hukuk devleti, kendi yaptığı hukukla kendini sınırlandıran devlettir. Bundan murat edilen amaç, toplum yaşamına bir veya birkaç kişinin keyfiliğinin ( Otoritesinin ) değil Anayasa ve yasaların egemen olmasını sağlamaktır. Modern hukuk devletinin temelini bireyin özgürlüğü ve insan hakları oluşturmaktadır. Bu değerleri yaşama geçirmek üzere devlet kudretini sınırlandırmada başvurulan en önemli araç, devletin bir hukuk metni olan Anayasalardır. Hukuk devleti ile güvence altına alınması gereken temel hak ve özgürlüklerin, ifade ve örgütlenme, belli eylem ve faaliyetlerin başkalarına zarar vermeden gerçekleşmesi, siyasal parti kurma, seçme, seçilme ve partilere girme, siyasal iktidarı eleştirme, sansüre ve haksız kovuşturmaya uğramama, yasalar önünde eşit muamele görme, adil yargılama, kişi haklarının korunması, sosyal adaletin sağlanması çerçevesinde düzenlenmesi gerekmektedir.
Anayasa ile sadece hukuk devleti olmanın gerekleri değil bunun yanında sosyal devlet olmanın da gerekleri yerine getirilmelidir. Sosyal Devlet kavramı, vahşi kapitalizmim dünyaya egemen olduğu 19. yüzyılda ortaya atılan, kapitalist güdümlü sanayileşme ve ekonomik gelişmenin doğurduğu aşırı eşitsizliklere karşı gelişen bir tepkinin ürünüdür. Hukuk Devletinin temel değerlerinin, yaşama, özgürlük ve mülkiyet olmasına rağmen Sosyal Devletin esas aldığı değerler, yaşama güvenliği, tam istihdam ve çalışma gücünün korunmasıdır. Hukuku, her zaman siyasetin güdümündeki devlet yapar. Hukuk bile zaman zaman eşitsizlik yaratabilir. Yani sosyal devlet, sosyo-ekonomik düzenin yol açtığı eşitsizliklerin giderilmesini sağlayan bir faktördür. Her iki kavramın ( Hukuk Devleti ve Sosyal Devlet ) Anayasada yapılacak değişikliklerde dengeli olarak gözetilmesi gerekmektedir. Hukuk devletinin hedefi olan kişi özgürlüğünü teminat altına alma dahi, sosyal adaleti kurmak ve ekonomik çatışmaların asgariye indirilmesine imkan sağlayan sosyal devletin varlığıyla mümkündür.
Bu anlayışla, eğer insan olmanın onurunu taşıyorsak, kişi hürriyeti ve güvenliği, çalışma ve sözleşme özgürlüğü, sosyal bir hukuk devleti, düşünce ve vicdan özgürlüğü, hak arama özgürlüğü, kuvvetler ayrımı, onurlu ve insanca yaşam, eşitlik, şeffaf ve ideolojisiz yönetim anlayışı, özel hayatın gizliliği, eğitim ve öğretim hakkı, laiklik, modern demokrasi ve çağdaş medeniyet temelleri üzerine kurulacak bir Anayasanın hazırlanmasının savunucusu olmalıyız.