Kendilerini tanıdım tanıyalı UBP li bildiğim, koyu-hasta partili bazı dostlarla ilginç sohbetim oldu.
Başbakan Eroğlunu candan sevdiklerinden hiç şüphem yok. Onu Cumhurbaşkanlığı koltuğunda görmek için sabırsızlanıyor ve her türlü desteği sağlamaya çalışıyorlar.
Ancaaak, derin endişelerini de gizleyemiyorlar.
Eroğlu Cumhurbaşkanı seçilince, UBP, tek parti iktidarını sürdürebilecek mi? Meclis aritmetiğinde çoğunluğun yitirilmesi halinde, a) azınlık hükümeti mi denenecek, b) diğer partilerden transfere mi başvurulacak, c) muhalif partilerden meclise güvensizlik önergesi mi sunulacak, d) Başbakanlığı kimin alması uygun ve mümkün olacak?
Gerçekten bu düşüncelerin üzerinde durulması kaçınılmazdır.
UBP tek parti iktidarını, sırf Eroğlu Cumhurbaşkanı olsun diye gözden çıkartabilir mi?
Eroğlu aday gösterildiğine göre, olması muhtemel gelişmelere karşı önlem planları bulunmalı, değil mi?
Muhalif partiler, başta CTP, Sayın Talatı yeniden aday gösterip de kazanabilmesi için, diğer siyasi partilerle bir ittifak kurabilir mi? CTP dışındaki diğer partiler, Eroğlunun oylarından çalabilmek için, ortak bir aday çıkartabilirler mi? Bunu yapmaları için muhalif partilerle işbirliğine ve dayanışmaya girerler mi?
18 Nisana çok kalmadı. Yakında bütün adayların belli olmasıyle, seçim yasaklarının da başlamasıyle beklenmedik siyasi tartışmalar ve çalkalantılar çıkabilir mi?
Ankara hükümeti önümüzdeki seçimlere olan ilgisini artırmayacak mı? Hatta seçim sonuçlarını etkileme girişiminde bulunmayacak mı? Bana göre, kesinlikle, ilgilenecek ve müdahil olacaktır. Neden böyle yazıyorum diye sorarsanız, cevabım hazırdır.
Taa Dr. Fazıl Küçük, Faiz Kaymak, Rauf Denktaş zamanından beri Kıbrıs Türklerinin liderinin kim olacağına da Ankara işaret etmiş, arzu ettiğini ve uygun gördüğünü o göreve getirmiştir.
Yakın geçmişimizde CTP yi iktidara taşıyan kim olmuştur. CTP yi ve CTPlileri “Rumcu, hain, AKEL ile organik bağları var” iddiaları ile yıllarca dışta tutturan kimlerdi? Bu kadar kötüledikleri CTP ve CTP liler nasıl oldu da Cumhurbaşkanlığını, Meclis Başkanlığını, Hükümeti bir anda ele geçirdi? Elbette Ankaranın girişimi, yönlendirmesi ve yardımı ile.
Yıllardan beri, Kıbıs Türkleri, İngiliz sömürge idaresinden kurtulduğu andan beri, daha önceleri de, kendi kendini yönetme deneyimi olmadıklarından kendilerine yol gösteren, yardımlarını esirgemeyen Türkiye hükümetleri ve askeri liderleri değil miydi? Kaç kez değişen yönetimlerimizin başına kimlerin seçileceğini Ankara kararlaştırmadı mı? Rauf Denktaş defalarca, nasıl başkan seçildi, seçtirildi. Dr. Küçük nasıl ve neden Cumhurbaşkanı adayı bile olamadı, Denktaş neden yeniden Cumhurbaşkanlığına talip olmadı? Bir zamanlar, Başhakim Mehmet Zekâ bey, Mithat Berberoğlu nasıl aday olamadı, bilmeyen mi var. Ziya Rızkının başkanlık seçimini nasıl kaybettiğini hatırlayanlar kalmadı mı?
Şimdi, KKTC Cumhurbaşkanı kim olacakmış, Başbakan Tahsin Ertuğruloğlu mu olacakmış tartışmaları açıldı, tahminler yürütülüyor. Ertuğruloğlu TC Başbakanı ile görüşmüş, o halde Başbakan o olacakmış.
Ey Kıbrıs Türkü, biz ne zamandan beri tam bağımsız olduk, kendi ayaklarımız üzerinde durabildik, kendi geleceğimizi demokratik uslupla tayin ettik diye kendi kendinize, lütfen, sorunuz. Kıbrıs Türklerinin politikasını, Kıbrıs müazekerelerini destekleyen Türkiye değil midir? Sık sık, sayın tayip Erdoğan, “Referandumdan EVET oyu çıkarttık, müzakere sürecini, Talatı, tutumunu, destekliyoruz, Rumlara sunduğu önerileri destekliyoruz.” demiyor mu?
Sayın Denktaş, kaç kez, “Ankara kimi istiyor, destekliyorsa o kazanacak, beni destekliyor, ben kazanacağım” demedi ve kazanmadı mı? Sayın Talat, “Ankara bana kalk derse kalkarım, otur derse otururum” demedi mi? Bunları hiç mi görmüyor, hiç mi bilmiyoruz?
Kim Cumhurbaşkanı olacakmış, Kim Başbakan, Kim ve hangi siyasi parti iktidara gelecekmiş gaylesi çekmeyiniz. Zamana, zemine ve koşullara göre ne yapılacağının planları ve stratejileri hazırlanmıştır. Ankarasız, bizim tek başımıza karar veremeyeceğimizi, biz kendi ağızlarımızdan daha ne kadar söylemiş olacağız?
Kuzeyle Güney arasında geçiş noktaları açılması hususunda bile hükümetlerimiz, Cumhurbaşkanlarımız kendi arzularına ve isteklerine göre mi hareket etmiştir, edebilmiştir? Bunları yazmamız, söylememiz durumunda neden eleştiriliyoruz? Neden BM, AB yetkilileri, AİHM ve ABAD ikide birde Kuzey Kıbrıs Türkiyenin etkin kontrolü altındadır diyor? Yanlış mı yapıyor, bizlere haksızlık mı ediyor?
Evet, Türkiye ile işbirliği ve dayanışma içindeyiz, birlikte hareket ediyoruz ve edeceğiz demekten mi çekiniyoruz? Çekinecek veya utanacak ne vardır? Elbette, bize en yakın duran, bize maddi ve manevi desteği en fazla hatta TEK başına sağlayan Türkiye olduğuna göre, yıllarca ezilmemize, ambargolar ve izolasyon altında kıvranmamıza göz yuman hiçbir yardım yapmayan BM nin AB nin ve Avrupa mahkemelerinin söylediklerine mi bakacağız, onlardan mı medet umacağız? KKTC de kim Cumhurbaşkanı, Başbakan ve hükümet olacaksa olacak. Yabancılara ne!