Bir ‘kadına’ göre ideâl bir ‘erkek’ nasıl olmalı?

Seni elinin tersiyle değil avucunun içiyle kavrayacak. Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz elimi böyle.

Seni elinin tersiyle değil avucunun içiyle kavrayacak. Bileceksin ki emin ellerdeyim, başkası tutamaz elimi böyle.
Rahat olacaksın yanında, çok konuşmayacak, beynini didiklemeyecek.
İnce olacak; seni senin kadar düşünecek. Sen onu merak ettiğinde kendisine hesap soruluyor havalarına girmeyecek. Senin inceliğine karşı umursamaz sözler sarf etmeyecek.
Adamın sinirini bozmayacak, cinlerini tepesine çıkarmayacak, sanki sen onun için varmışsın her ne zaman istese em-rine amadeymişsin, o ne yaparsa yapsın her istediğinde yanında elinin altında olacakmışsın triplerine girmeyecek.
Sen ona sevgini hissettirdiğinde, sen ona kayıtsız şartsız aşıkmışsın gibi havalara girmeyecek.
Erkek dediğin ilgi gördüğünde ilgiyle, sevgi gördüğünde sevgiyle karşılık verecek.
Erkek dediğin, sen onun için kendine baktığında, sırf ona daha güzel görünmek için giyinip kuşandığında hiçbir şey olmamış gibi davranmayacak.
Ruhunu okşamasını bilecek. Romantik olacak kimi gün habersizce kucağında çiçeklerle çıkıp gelecek. Özel günleri unutmayı marifet sanmayacak.
Kayıtsız olmayacak senin bütün zarafetine karşı. Gerçekten seven bir kadın sevgi ve ilgi bekler, erkeğine verdiği aşkın karşılığında küçük bir tatlı söz, kısa bir mesaj, bir çağrı bile onu mutlu edebilir. Erkek dediğin bütün bunları cebinden para harcıyormuş gibi cimrilikle yapmayacak.
Ben aranmayı, çok aramayı sevmem demeyecek.
Her şey kendi istediği gibi olsun istemeyecek. Sadece kendi canının istemesine bağlamayacak her şeyi. Erkek dediğinin, hissettiğiyle yaptığı şey arasında uçurum olmayacak. Cesur olacak cesur. Seni seviyorum derken korkmayacak, başka şeylerin arkasına gizlenmeyecek. Sevi-yorum deyip bir sonraki perdede kaçmayacak, özlüyorum diyorsa gelecek, kaybetmek istemiyorum diyorsa kaybetmeyecek.
Erkek dediğin askına sahip çıkacak. Korkak olmaz erkek dediğin. Erkek dediğin iyi sevişecek. Koyun gibi yatmayacak, bir an önce şu iş bitse demeyecek.
Aşksız yatmayacak yatağa ve sen bunu bileceksin. Bir baba şefkatiyle seni alnından öptüğünde bileceksin ki sevgisi geçici ve zayıf değildir.Ve sevgiyle öptüğünde dudaklarından bileceksin ki öpüşün tek sebebi şehvet değildir.
Erkek dediğin yakışıklı olacak, çekici olacak ama bundan çok daha öte bir şey... Zeki olacak.
Kadının küçük yalanlara, bahanelere inanmayacağını, kendisini kendi gibi tanıdığını bilecek. Kadının zekasını küçümsemeyecek kadar zeki olacak. Zeki olacak, seni bir hamur gibi karmasını bilecek, o hamura kendisi katmasını da.
Değerlerini bir anlık hevesler uğruna satmayacak, namussuzluğunu, ahlaksızlığını ancak ve ancak seninle yataktayken kullanacak.
Erkek dediğin önce sevecek,kendini sevmeyen erkekten kimseye hayır gelmez. Bir bakarsın ki yıllar sonra bu adamla ne yatağa sığıyorsun, ne toprağa... Koluna girip gezmesini bileceksin gururla, koynuna alıp sevişmesini de. Babalığını da bilecek, ana-babaya hürmet etmeyi, kadir kıymet bilmeyi, vefakarlığı, fedakarlığı... Erkek dediğin seni koruyacak, kuşatacak.
O nerede olursa olsun seni koruyacağını bileceksin.
Pısırık olmayacak erkek dediğin.
Erkek dediğin erkek olacak.
Seni sadece sen olduğun için sevecek. Parayla pulla, kariyerle, güçle, kimin ne dediği ile hareket etmeyecek, hem sevgilin, hem arkadaşın, hem dostun, hem baban, hem çocuğun olacak…
Huzurla bağrına basacaksın...
SON SÖZ: Bu yazıyı, adet yerini bulsun, Kadınlar Günü’nde kadınlara hoş görünmek için yayımlamıyorum.
Bizim Reklam Departmanı’ndan Banu Polat “Abi Kadınlar Günü’nde iyi gider” dediği için huzurlarınızda.
Ama inanın okurken yeryüzündeki kadınlara bir acıdım ki; salya sümük ağlamamak için zor tuttum kendimi.
Çünkü burada tarif edilen erkeği aramaya kalkan kadınların tamamı şimdiden evde kalmış demektir.
Sizin anlayacağınız, bu aranan erkeğe bakarsak, dişisi erkeği ile ve yedi ceddimizle evde kaldık sayın seyirciler,...
Allah yardımcımız olsun!
Bu da benden kadın milletine bir hediye:

KADIN

Sevilmeye gelir kadın dünyaya,
Sevmeyene koca dünya dar olur.
Kadının güzeli, çirkini olmaz;
Ana olur, bacı olur, yar olur.

Gonca güldür kadın her mevsim açan.
Sevda olur gözden gönüle akan.
Onun değerini anlayamayan;
Eninde sonunda târûmar olur.

Kadını anlamak büyük hünerdir,
Hor bakan yürekler çengelde ettir.
Mahrum kalan bilir bu ne demektir.
Sevdasız gönüller bî karar olur.

'Anam' diye, 'Bacım' diye sevenin,
Yarim diye yatağına girenin,
Halden anlayanın, kıymet bilenin,
Olmayanı zaman gelir var olur.

İstanbul, 1971

 











 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tercüme Köşesi

- DP Genel Başkanı Serdar Denktaş “İktidar milletvekilleri yok ise ben de kürsüde susma eylemi yaparım” demiş 13 dakika susmuş. Bir süre sonra Meclis Başkanı Hasan Bozer koltuğuna gelmiş ve Serdar'ı konuşması için uyarmış, ancak bu da Denktaş'ın kararını değiştirmeyince Meclis'te buna müsaade edemem, oturuma yarım saat ara veriyorum' diyerek toplantıya ara vermiş, falan filan!
- Amma uzattın yahu... Hasan Bozer “Şu milletvekilleri ve genel kurul olmazsa Meclis’i ne güzel idare ederdim” demiş, hepsi bu kadar!

 

 

 

 

 

 



 

 

Duyan be buba?

 

 



- Duyan be buba?
- Sen ağnat da duyarım guzum.
- Rum Hükümet Sözcüsü Stefanos Stefanu, bir EOKA'cının anma töreninde, 'Türkiye Başkanı Recep Tayip Erdoğan çözüm istiyorsa bunu pratikte kanıtlaması gerekiyor' demiş…
- Stefanu'ya şuradan telefon et ve de ki; 'Seni gidi hınzır seniiii, alın da gaçan mı… Bak bakalım Erdoğan'da ‘Alın sizin olsun, Kıbrıs'ı da Yunan yapın’ diyecek göz var mı?'

 

TEBESSÜM

Uğursuzluk meselesi

Avcı Sultan Mehmet bir gün adamlarıyla beraber akşama kadar bir keklik bile vuramaz. Bunun sebebini de, sabahleyin gördüğü bir dervişin uğursuzluğuna bağlar. Solaklara seslenir. Saraydan çıkarken, şu şu tipte, sivri külahlı, sırtı kambur birinin önünden geçtiğini söyler ve hemen bu adamı bulmaları emrini verir. Tarife göre Bektaşi babalarından ayyaş Hamza Babayı yaka paça huzura getirirler ve Avcıların avcısı Sultan Mehmet gürlemeye başlar;
- Bre uğursuz, nabekâr! Bu sabah karşıma çıktın ve bu yüzden akşama kadar bir ava rastlayamadım. Bu ne uğursuzluktur yahu? Vurun şunun kellesini...
Bektaşi bakar ki kelle elden gidiyor. Son dileğini açıklamak can havliyle söz alır:
- A devletlûm siz beni gördünüz bir keklik vuramadınız. Ama insaf ediniz, ben de bugün ilk sizi gördüm ve kellemi kaybediyorum... Uğursuzluk hangimizde?

Bu haber 201 defa okunmuştur

:

:

:

: