Yaz tatilinde dini bilgiler öğrenmenin değeri

Yolda yürürken yerde gördüğünüz kağıt parçalarına basıp geçersiniz, eğilip alarak yüksek bir yere koyma gereği duymazsınız. Çünkü kağıt üzerinde hürmeti gerektirecek kutsal bir yazı yoktur.

Yolda yürürken yerde gördüğünüz kağıt parçalarına basıp geçersiniz, eğilip alarak yüksek bir yere koyma gereği duymazsınız. Çünkü kağıt üzerinde hürmeti gerektirecek kutsal bir yazı yoktur.

Şayet bu kağıdın üzerinde Allah isminin yazılı olduğunu görürseniz basıp geçmez, hemen eğilip alır, yüksek bir yere hürmetle koyarsınız. Çünkü üzerinde Allah ism-i celali vardır. O kutsal isim o kağıdı hürmet edilecek hale getirmiştir.

İşte insan da aynen bu kağıt gibidir. Kalbi, gönlü, hafızası kutsal konularda boş ise kendini kıymetlendirecek bir değerden mahrum demektir. Böyle değil de en azından namazda okuyacağı kadar sûre ve ayetlerden ezberlemiş de kalbine Allah’ın kelamını yazdırmışsa, artık o kimse ayak altına düşecek boş kağıt değersizliğinden çıkmış, üzerinde Allah ismi yazılı kıymetli kağıt kutsiyetine yükselmiştir. Hem öylesine yükselmiştir ki, Rabb’imiz de kelamını ezberleyerek kalbine yazdırmış olan bu kimseyi, hafızasında taşıdığı ayetleri, sûreleri hürmetine cennetine misafir etmekle kalmıyor, ayrıca şefaat etme izni vereceğini de vaat ediyor...:

- Kim Kur’an’ı okumayı öğrenir, sonra ezberler, ezberlediği Kur’an’ın emirlerine uygun şekilde de yaşarsa, o kimseyi Allah ezberlediği Kur’an hürmetine cennetine almakla kalmaz, ayrıca akrabalarından cehenneme gitmesi kesinleşmiş olan on kişiye de şefaat etme izni verir!.. Cehennemden kurtarma imkanı elde eder.
Evet, İbni Maceh’ten alınan hadis aynen böyle haber veriyor Kur’an’ı ezberleyen kimsenin Allah yanındaki itibarını.

Demek ki, Kur’an’ı ezberleyen cennete girmekle kalmayacak, ayrıca yakınlarından cehenneme gitmesi kesinleşmiş on kişiyi de kurtarma salahiyetine de sahip olacaktır... ...

Bilhassa tatillerde dini bilgileri öğrenme kursuna ya da benzeri öğretim yerlerine giderek en azından kısa süreleri ezberleyenler, yakınları tarafından da desteklenmeliler ki, şefaat edileceklerden biri de kendileri olma hakkını kazanmış olsunlar.
Bu konuda Hazret-i Mevlana’dan verilen bir örnek, meseleyi daha da netleştirmektedir...

Huzuruna giren bir genci daha kapıda iken ayağa kalkarak karşılayan büyük insan, bununla da kalmaz, genci kendi makamına oturtur, kendisi de karşısında yere diz çöker...

Çevredekiler koskoca Mevlana’nın makamını bir çocuğa terk edip de karşısında diz çöküşünü uygun bulmazlar da itiraz yollu sorarlar. Büyük insan bu hürmetin sebebini şöyle açıklar:

- Bu genç der, Kur’an’ı ezberlemiş bir hafızdır. Kalbinde Kur’an yazılıdır. Siz sokakta üzerinde Allah yazılı bir kağıdı görünce hemen hürmet göstererek eğilip alıyor, yüksek bir yere koyuyorsunuz. Ben de kalbinde Kur’an’ın tamamı yazılı bir gence hürmet gösteriyor, ayağa kalkıyorum. Sizin hürmet gösterdiğiniz kağıt üzerindeki yazıdan daha az değildir bu gencin kalbinde yazılı Kur’an.
Hem dünyada hemde dünya hayatının son bulduğu andan itibaren ,bizi bekleyen akıbette,bizi asla terk etmeyecek,en büyük değer Allahın kelamı olan kur’ana saygı,onu okuma,anlamak,huzuru ve mutluluğu bize açan yolun kapısında durmak olsa gerek..

Üç ayların ve miraç kandilinizin hayırlar getirmesi temennisi ile…….
Bu haber 176 defa okunmuştur

:

:

:

: