Londra’dan 17 yıl önce mahkeme öncesi Kuzey Kıbrıs’a gelen işadamı Asil Nadir, “adil yargılanabilmek” ve “adını temize çıkartabilmek” için “ev hapsi”,”elektronik kelepçe” de dahil, İngiltere’ye dönebilmek için her şarta razı olduğunu açıkladı.
Mihrişah Safa
İNGİLİZ finans dünyasına 1980’lerde damgasını vuran ve adı “Midas’ın altın dokunuşu”na çıkan işadamı Asil Nadir, 17 yıldır yaşadığı Kuzey Kıbrıs’tan The Times gazetesi aracılığıyla İngiltere’ye dönmek istediğini ve “adını temize çıkartmak, masumluğunu kanıtlamak” için gerekirse “ elektronik kelepçe ve ev hapsi” dahil her şeye razı olduğunu söyledi.
Ülkenin en saygın gazetelerinden The Times’da iki tam sayfa yer alan özel röportajında, kendinden 44 yaş küçük eşi Nur ile Lapta’daki evinin bahçesinde poz veren ünlü işadamı, adil yargılanabilmek için eşiyle birlikte her şeyi göze aldığını belirterek, “Yeter ki hapse atılmayayım. Evimde özgürce yaşayıp, davamın hukuki gidişatıyla meşgul olayım. Avukatlarımla beraber çalışayım. Bunun için elektronik kelepçe, ev hapsi dahil her şeyi göze aldım” diyerek, İngiliz adli makamlarına mesaj gönderdi.
Kendi isteğiyle gönüllü olarak İngiltere’ye gelip, adaletin karşısına geçmek istediğini söyleyen Nadir, “Bunda ne zarar var? Eğer adalet İngiliz makamları için önemliyse, bir adam kendi isteğiyle gelmek istiyorsa, bana bu süreç içinde özgürlüğümü vermelerinde ne mahsur olabilir? İstemediğim tek şey, döndüğümde masum olduğumu bile bile, hapse atılmam. Buna katlanamam. Ancak bu garantiyle İngiltere’ye geri dönebilirim” diyerek, İngiliz yargı çevrelerine seslendi.
İngiliz adli makamlarıyla Kıbrıs Türk makamlarının son yıllarda işbirliğinin arttığına dikkat çekilerek, video linkiyle duruşmanın yapılmasının mümkün olabileceği de dile getirildi. Ve geçtiğimiz ay İngiltere’de görülen bir cinayet davasında Burhan Durgun adlı şahidin, İstinaf Mahkemesine videoyla canlı ifadesinin KKTC’den alındığı yazdı.
Nadir’in İngiliz avukatı Giles Bark-Jones, bu davada 3 Kıbrıslı Türk mahkeme yargıcı önünde şahidin video linkiyle İngiliz İstinaf Mahkemesine ifade verdiğini belirterek, “20 yıllık bir davada böyle bir yola neden gidilmediği muamma. Teknoloji var. Aynı teknolojiyi Nadir’in davasında neden kullanmayalım” sorusunu sordu.
Polly Peck ile ilgili iddiaların İngiltere’de meydana geldiğini ve bu nedenle o ülkede yapılmasının gerekliliğini belirten ünlü dava avukatlarından Geoffrey Robinson Q.C, “Davanın seyrinin, KKTC’nin tanınmayışı ile hiçbir alakası yoktur. Amerikan makamları olsa, kefalet şartları konusunda mutlaka bir anlaşma yoluna giderdi. Ve sanığın ülkeye gelip, duruşmaya çıkmasını sağlardı” dedi.
Times gazetesi, SFO’Nun (Ağır Dolandırıcılık Masası), Asil Nadir davasındaki şartların 1993’deki gibi kaldığı yerden devam edebileceğini ve o günkü koşulların bugün de devam edeceğini açıkladığına haberinde yer verdi.
Polly Peck şirketini uluslararası dev bir şirket haline getiren ve elini attığı her şirketi borsada yükselişe geçirten Kıbrıslı işadamı Asil Nadir, Serious Fraud Office’in
(Ağır Dolandırıcılık Masası) şahsı ve şirketlerini soruşturmasıyla başlayan süreç içinde bir sure hapse düşmüş, daha sonra İngiliz yasal tarihinde görülmemiş 3,5 milyon sterlinlik bir kefaletle serbest bırakılmıştı. 1992 yılındaki olaylar zinciriyle İngiltere’nin en fazla adından bahsettiren kişisi haline gelen Nadir, 1993 Mayıs ayında ülkeden Kuzey Kıbrıs’a kaçarak, mahkemesi başlamadan ülkeyi terk etmişti.
Şahsı, Polly Peck ve ona bağlı firmalarıyla ilgili adil yargılanamayacak noktaya gelindiği için İngiltere’yi terk etmek zorunda kaldığını kaydeden Nadir, 1993 yılından beri Kuzey Kıbrıs’ta yaşıyor.
Cennet ada, hapishaneye döndü
The Times Gazetesi Kriminal haberler Editörü Sean O’Neill’e, Londra’daki hukuk firması Bark and CO’nun avukatlarının önünde konuşmak kaydıyla röportaj veren Nadir, Lapta’taki villasını da gazeteye açtı. Röportajı gerçekleştiren O’Neill,
“Adaletsizlikle içi içini yiyen Polly Peck kaçağı için bu cennet ada, hapishaneye dönmüş” yorumunu yaparken, beyaz gömlekli, papyonlu garsonların yemek servisini yaptığı, salatanın bahçede yetişen organik sebzelerle hazırlandığı, yanında kendisinden 40 yaştan fazla küçük güzel bir kadının bulunduğu, nefis Girne manzaralı villadaki yaşamın “işte hayat” dedirtecek cinsten olduğunu vurguladı.
Ancak Asil Nadir’in her zamankinden daha rahatsız, hareketli, devamlı sigara içen biri haline geldiğine dikkati çeken Times editörü, “Nadir, İngiliz adalet sisteminin elinde kurban edildiği görüşünde. Polise, Ağır Dolandırıcılık Masasına, mahkemelere karşı. Gazetemize bile şüpheyle yaklaştı ve röportajını İngiliz avukatları önünde verdi. Polly Peck hisselerinden milyonlarca sterlini hissedarlardan çalmakla suçlanan Nadir için, hukukun uzun kollarından kaçıp, sığındığı bu cennet ada, zaman içinde hapishaneye döndü. Nadir, şimdi her zamankinden daha fazla adını temize çıkartmak, masumluğunu kanıtlamaya azimli” ifadesini kullandı.
“Yasalar bana yapılan yanlışlığı düzeltmeli”
Beş yıl önce evlendiği Filistin asıllı eşi Nur ile Lapta’daki evinde Times’a konuşan 69 yaşındaki Asil Nadir, hayatı boyunca konfor içinde yaşadığını, genç eşi, güzel evi ve sahip olduklarıyla mutlu olduğunu belirtti ve şöyle devam etti;
“Ancak yasaların bana adaletsiz davrandığını biliyorum. Ve bana bunun düzeltilmesi için bir hak tanınmasını istiyorum. Zaman, acıyı azaltmıyor. İç huzurumu ve mutluluğu bulabilmem için hukuk çerçevesi içinde, buna layık olan her yolu deneyerek, bu meseleyi sonuçlandırmaya devam etmek arzusundayım. Bu şart. 1993’de kaldığım yerden bu işe yeniden başlayıp, devam etmek istiyorum.”
Hakkındaki 66 ayrı suçun hepsini reddeden ve Polly Peck’ten yasal olmayan hiçbir maddi çıkar sağlamadığını vurgulayan Nadir, şunları söyledi;
“Büyük bir varlığa sahip bir adam, neden bu yola teşebbüs etsin. Ben şirketin en büyük hissedarıydım. Neden bundan çalayım ki? Bunu yapsam en büyük zararlı yine ben çıkarım. Hisselerim yüzde 30’a yakındı.”
“İngiltere’de kalsaydım, fazla yaşamazdım”
Asil Nadir’in Lefkoşa’daki ofisinde devamlı BBC World’un açık olduğunu ve yaşantısının İngiltere’ye odaklanmış şekilde devam ettiğini yazan Times, işadamının şu sözlerine de yer verdi;
“Eğer İngiltere’de kalmış olsaydım, fazla yaşamazdım. Buraya geldikten sonra bile kendime gelmem, yapılanları anlamam yıllarımı aldı. Sağlığım, bana yapılan hukuksuzluğu daha fazla kaldıracak gibi değildi. Tutuklandım, hapishaneye düştüm. Evimi, varlığımı, işimi kaybettim. “
“Cameron ve Clegg’e mesaj”
Kuzey Kıbrıs’ta kendi vatanında Türkiye ve KKTC’nin korumasında yaşadığını ve “kendini son derece güvende” hissettiğini ekleyen Nadir, İngiltere’deki Muhafazakar- Liberal Demokrat Parti iktidarına da mesaj gönderdi , “Acaba yeni liderler David Cameron ve Nick Clegg, adaletle ilgileniyorlarsa, benim davam önlerinde. Bundan büyük dava mı olur? Biliyorum onların asıl amacı ben değilim. Ancak bundan daha önemli adaletin varlığını kanıtlayacak dava olur mu?”
Times gazetesi, Polly Peck imparatorluğunun bir zamanlar başı, dünyanın sayılı işadamlarından Asil Nadir’in, genç eşi Nur dışında, eski yardımcısı İngiliz Elizabeth Forsyth’ın da devamlı yanında bulunan ikinci kadın olduğunu yazdı. Eşiyle evlendiğinde 21 yaşında olan Nur Nadir’in, sık sık Londra’ya geldiğini yazan gazete, genç kadının kocasıyla birlikte her tür zorluğa göğüs germeye hazır olduğunu da ekledi.
Asil Nadir’le ilgili hatırlatma
Asil Nadir’in yönetim kurulu ve yüzde 30’la en büyük hissedarı olduğu uluslararası Polly Peck PLC, 1980’lerde 1.7 milyar sterlinlik değeriyle dünyanın sayılı şirketleri arasındaydı. İngiliz Muhafazakâr Partinin düzenli sponsorlarından biri olan Nadir, 1990’larda şirketinin SFO tarafından soruşturmaya alınmasıyla düşüşe geçti. Hakkında 66 ayrı suçtan dava açılan Nadir, 1993 yılında davası başlamadan İngiltere’yi terk etti. 17 yıldır da Kuzey Kıbrıs’ta yaşıyor. Nadir’in avukatları, müvekkilleri hakkında yasal olmayan yollarla bilgi ve yasal belge toplandığını iddia ederek, işadamının İngiltere’de adil yargılanamayacağını savunuyor. Asil Nadir dışında Polly Peck davasıyla ilgili olarak işadamının yardımcısı Elizabeh Forsyth, kaçtığı uçağın pilotu Peter Dimond, Polly Peck’in baş muhasebecisi John Turner hakkında açılan davaların tümü düşürüldü.