Sen zaten gelmişin geçmişinle Müslüman değil misin öğretmenim?

Türklüğü ile, Müslümanlığı ile haklı olarak övünen Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Müslüman bir Türk evladı olarak diyor ki; - Evet Türk’üz ve Müslüman’ız…

Türklüğü ile, Müslümanlığı ile haklı olarak övünen Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, Müslüman bir Türk evladı olarak diyor ki;
- Evet Türk’üz ve Müslüman’ız…

Evet –kaç yaşında olursan ol- elleri öpülesi öğretmenim; şimdi söz sırası senin.
Bakan Çavuşoğlu; hayatta veya rahmet-i Rahman’a kavuşmuş olan hepimizin adına malûmu ilan etmiştir;

- Türk’üz ve Müslüman’ız…
Şimdi gel birlikte düşünelim öğretmenim;
- Bir ülkenin –bırakın vekili, bakanı- sıradan bir insanı bile bunu söyleme ihtiyacı hissediyorsa, ortada anormâl bir durum yok mudur?
Neden birileri durduk yerde neden “Evet Türk’üz ve Müslüman’ız…” desin?
Sorgulama cüretini gösteren kendini ve haddini bilmezler mi var acaba?
Düşündünüz mü öğretmenim?

Hatırlamadınız ise, görev bana düştü: EVET VAR…
Bunu (Beğenseniz de, beğenmeseniz de, bu ülkenin seçilmiş bir parlamenteri, bir bakanı söylüyor:

Çünkü; senin adına konuştuğunu zanneden öğretmen (!) sendikasının ağası; “Kıbrıslı Türkleri Müslümanlaştırmak politikası güdülüyor” diyecek kadar aşağı seviyelerdedir.
Onun için de Nazım Çavuşoğu bakın –terbiyesi el vermediği için- sadece ne diyor;
- KTÖS Genel Başkanı Güven Varoğlu’nun “Kıbrıslı Türkleri Müslümanlaştırmak politikası güdülüyor” söylemini esefle karşıladım…

Çünkü diyor ki bu aşağı seviyeler-deki sendikacı (!), Çavuşoğlunu bunları söylemek zorunda bırakmıştır.

“Kıbrıs Türkü Müslüman değildir. Şimdi birileri geldi ve Müslümanlaştırmak politikası güdülüyor (!)…

İsterseniz bu deli saçması sözleri büyüklerinize aktarın bakalım ne diyecekler?
Ama önce elinizi vicdanınıza koyarak siz değerlendirin.
Bu muhasebeyi yapabildikten sonra diğerini yapamayacağınızı biliyorum öğretmenim.
Bu muhasebeden sonra büyüklerimize giderek “Siz Müslüman değil miydiniz ki birileri geldi de hepimizi Müslümanlaştırmaya çalışıyor…” diyemeyeceksiniz.
Sebebi de çok basit…

Çünkü; bu sendikacıların, bizim dışımızda bir yerlerden idare edildiğini anlamak sizin için asla zor değildir, olmamalı.
Çünkü; temsil ettiği (!) siz öğretmenlerim başta olmak üzere hepimize ve resmen “Müslüman değilsiniz” diyor.

Kast ettiği de asla İslam’ın beş şartını kusursuz yerine getiren Müslümanlık değildir.
Bu husus; bunlara çok büyük gelir ve ağızlarına almaktan bile korkarlar.
Herkesin Müslümanlığı kendisine öğretmenim.
İsteyene cami de açık, (Haşa benzetmemden) meyhane de…
İsteyenin çocuğuna Kuran kursu da açık; bale kursu da, yüzme kursu da…
Bunu kendileri de bilir ama niyetleri başka olduğu için; gelmişimiz-geçmişimizle Müslüman değildik, değiliz” der ve efendilerinden aferin beklerler.
Beki sen neyi bekliyorsun öğretmenim?
Sendikanın (!) bugüne kadar senin olan devleti yönetenlerin pısırıklığı yüzünden kopardığı paralar çok mu tatlı?
Dininde, imanından da mı tatlı öğretmenim?
Sen sustukça bunlar öyle sanıyor.
Arkalarında senin olduğunu düşünerek zehir kusuyorlar, neden susuyorsun?
Yarın sınıfa girdiğinde bir çocuğumuz “Öğretmenim biz Müslüman değil miyiz?” derse, cevabın var mı?

“Hayır…” diyemezsin.
“Evet…” de diyemezsin öğretmenim.

İlkinde o sınıf seni yuhalar, ikincisinde “O zaman neden birileri bizi Müslümanlaştırıyormuş” sorusuyla karşılaşırsın.
Bu kadar alçalabilenler, bünyemizdeki kangrenlerdir öğretmenim.
Yara tüm vücudu sarmadan kesip atmazsak, gidişat kötü…
Hem de tahmin edemeyeceğiniz kadar kötü.
Ve bu kangrenli uzvu kesmek sana düşüyor…
Üstelik sana “Sendikasız kal” diyen de yok.
Elbette sendikalı olacak; hakkını alacaksın öğretmenim.
Ama benliği sorgulanan, dini imanı sendikası (!) tarafından tartışmaya açılan bir insandan, öğretmen de olsa hayır gelmez.
Farkında değil misin öğretmenim?

***

Okurken bile utancından kıpkırmızı olduğunu biliyorum ama bana başka seçenek bırakmadın öğretmenim.

Şimdi bak bakalım işin ucu nereye kadar varmış;
“Birleşik Kıbrıs Öğretmenler Platformu’na bağlı Rum öğretmenler, Kıbrıs Türk sendikaların kuran kursları verilmesine yönelik tepkilerine destek belirtti.
Rum öğretmenler, Türk okullarında kuran kurslarının başlatılmasının geçmişte de uygulanmış bir politika olduğunu ve Türk eğitimcilerin tepkileri sayesinde sınırlı bir başarıya ulaştığını söyledi.”

***

SON SÖZ: Bu sendika, yönetenler yüzünden bünyemizdeki bir kangrendir öğretmenim.
“Kansere dönüşmek üzere olan bu yarayı temizlemezseniz de aldığını paranın hayrını göreceksiniz” diye bir kural yoktur.
Çünkü size emanet edilen sabilerin istikbaliyle oynamalarına izin veriyorsunuz.
Susarak, bu düşmanların peşinden giderek siz de bu günaha ortak oluyorsunuz.
O sabilerin ahını alıyorsunuz.

Adamlar (?) “Ben Müslüman değilim, dinsiz imansız garip bir mahlûkum” diyor ve senin adına konuştuğunu söylüyor.

5 günden beri susuyor, günaha giriyorsun.
Böyle giderse ne olacak biliyor musun?
Şimdilik “Müslüman olmadığını” söyleyenler; yarın da “Mehmet olan adının aslında ya Yorgo, ya John olduğunu” söylerlerse şaşırmaya bile zaman bulamayacaksın.
Zaman bulsan; şaşırmaya hakkın olmayacak.
Yapma öğretmenim, susma öğretmenim.
Sen asla böyle değildin öğretmenim.
Sen asla bu değilsin öğretmenim.
Öğretmenim… Öğretmenim…

Sen yoksa artık “Elleri öpülesi öğretmenim” değil misin?

Bu haber 1383 defa okunmuştur

:

:

:

: