Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, “Türkiye'nin Rusya ve orta doğulu komşularıyla yakınlaşması ABD ve AB ilişkilerine alternatif olarak algılanamaz. Türkiye'nin uluslararası etkinliği ve yumuşak gücü, AB ile ilişkilerin iyileşmesini sağlayabilir'
Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü, Türkiye'nin son dönemde 'Rusya ve Orta Doğu ülkeleriyle ilişkilerini güçlendirerek Batıya alternatif ürettiği' iddiasını reddetti.
Enstitü'nün 'Türk Dış Politikasındaki Değişim' başlıklı analizinde, '2002 yılından itibaren iktidardaki AK Parti tarafından geliştirilen' yeni Türk dış politikasının, 'Rusya ve Orta Doğu ülkeleriyle yakınlaşma, İsrail'le ilişkilerin kötüleşmesi ve ABD'yle ilişkilerin farklılaşması sonucunu' doğurduğu ifadesi yer aldı.
İTTİFAK KURULMASI ANLAMINA GELMİYOR
'Yeni Türk dış politikası, Irak'ın işgalinin ardından ABD'yle kötüleşmeye başlayan ya da AB ile ağır sorunlar barındıran ilişkilere alternatif için Rusya ya da Orta Doğu ülkeleriyle ittifak kurulması anlamına gelmiyor' tespiti yapılan analizde, NATO üyeliği ve Gümrük Birliği'yle siyasi ve ekonomik açıdan Batılı ortaklarıyla çok güçlü bağlara sahip Türkiye için bu tür senaryoların gerçekçi olmadığı vurgulandı.
Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü uzmanlarından Adam Szymanski tarafından kaleme alınan analizde, Rusya'yla Türkiye'nin eski Soyvet cumhuriyetlerinde rekabet halinde olduğu, ikili ticaretin Türkiye aleyhine büyük dengesizlikler içerdiği, Kosova ve Güney Kafkasya başta olmak üzere birçok uluslararası meselede görüş ayrılığı bulunduğu, İran'ın az güven veren bir ortak olması, teokrasi rejimi, nükleer politikası ve Ermenistan'la ilişkilerinin Türkiye'yi rahatsız ettiği görüşleri savunuldu.
TÜRK DEVLETİ ARTIK ABD'YE BAĞIMLI DEĞİL
'Türkiye'nin yeni dış politikası, ülkenin jeopolitik konumunun avantajından faydalanarak çok kutuplu dünyada daha dengeli yönelimler arayışıdır. Bu, geçmişte uzun bir süre ABD'ye bağımlı olan Türk devletinin artık tek bir devlet ya da bölgeye bağımlı olmadığının göstergesidir' ifadesi kullanılan analizde, Türkiye'nin şimdi bağımsız politika takip ettiği belirtildi. Bu yaklaşımın Orta Doğu ülkeleri için de geçerli olduğu, İran, Irak ve Suriye'yi eskisi gibi tehdit görmek yerine ortak olarak gören Türkiye'nin komşularıyla sorunlarını çözerek ilişkilerini geliştirmeye çalıştığı vurgulandı.
Türkiye'nin Orta Doğu'da izlediği yeni politikalarla İsrail ve ABD'yle artan görüş ayrılığı yaşadığı ve bunun dönem dönem gerilimlere yol açtığı anlatılan analizde, Türkiye'nin Afrika ve Güney Amerika ülkeleriyle ilişkilerini geliştirerek küresel iddiasını da ortaya koyan etkili bir bölgesel oyuncu olduğu gerçeğinin ABD tarafından kabullenilmesi ve Türkiye-ABD ilişkilerinin bu düzleme oturtulması halinde gerginliklerin ortadan kalkacağı ifade edildi.
ORTAK ÇIKARLARIN TESPİTİ ZATEN BAŞLADI
Bu konuda iyimser bir yaklaşım sergilenen analizde, 'Türkiye-ABD ilişkilerinde, Orta Doğu, Afganistan ve Güney Kafkasya başta olmak üzere görüş ayrılıklarının ve ortak çıkarların tespiti süreci zaten başladı. O halde ilişkileri yeni duruma uygun hale getirme şansı vardır' tespiti yapıldı.
İki kamuoyunun bakışı nedeniyle Türk-İsrail ilişkilerini tamirin, zor olsa da ihtimal dışı bırakılmaması tavsiye edilen analizde, Orta Doğu'daki ihtilaflarda Türkiye'nin bir tarafı tutuyor görüntüsü vermesi gerektiği görüşü savunuldu.
AB İLE ABD VE İSRAİL GİBİ GERİLİMLER YOK
Polonya Uluslararası İlişkiler Enstitüsü'nün analizinde, 'Türkiye'nin yeni dış politika çizgisi AB ile ilişkilerinde (ABD ve İsrail örneklerine) benzer gerilimler üretmedi. Türkiye, tüm motivasyonunun Avrupalı ortaklarınca daha iyi anlaşılması için kamu diplomasisini kullanarak iletişimini iyileştirmelidir. Yumuşak gücünü kullanması ve etkili uluslararası eylemleri sayesinde Türkiye, AB'nin kendi dış politikasında önem taşıyan ülkeler ve bölgelere yakınlaşmak için Türkiye'nin potansiyelinden faydalanmak gerektiğinin farkına varıp, uzun vadede AB ile ilişkilerini iyileştirebilir. AB'nin Türkiye'yi içine alarak genişlemesi tartışmalarında bu faktörün rolü artmaya devam edecek' denildi.