KKTC’nin ilk Başbakanı Nejat Konuk, konuk olduğu Ada TV’de Öğlen Ajansı programında Cem Kar’ın sorularını yanıtladı. Kendi görev dönemindeki Kıbrıs ile şimdiki Kıbrıs’ı anlatan Konuk, ülkedeki ilk genel grevin altında siyaset yattığını vurgulayarak, ülkede şimdiye kadar siyasetin pek çok farklı amaca alet edildiğini belirtti.
Gözde AKBEN
KKTC’nin ilk Başbakanı Nejat Konuk, konuk olduğu Ada TV’de Öğlen Ajansı programında Cem Kar’ın sorularını yanıtladı. Kendi görev dönemindeki Kıbrıs ile şimdiki Kıbrıs’ı anlatan Konuk, ülkedeki ilk genel grevin altında siyaset yattığını vurgulayarak, ülkede şimdiye kadar siyasetin pek çok farklı amaca alet edildiğini belirtti.
“BEKLENEN REFORMLAR YAPILMADI”
1976’da ülkede sendikalar ile ilgili yasal bir düzenleme olmadığını belirten Konuk, sendikaların son zamanlarda bu kadar sık greve gidebilmesinin altında gerekli düzenlemelerin yapılmamasının yattığını belirtti. Konuk; “Şimdilerde sendikalar pek çok grev yapıyorlar. 1976’larda sendikalarla ilgili hiç bir düzenleme yoktu ve buna rağmen biz gerekli uyarılarımızı yapmaya çalışıyorduk. Daha sonra gelen hükümetlerin bu şekilde grevler olmaması için bunları düzenlemeleri gerekirdi. Grev ne içindir? İşçinin hakkını araması içindir ama bunu siyasi maksatlarla kullanmak hakikaten bu devlete büyük bir darbe vurmak demektir. Bu zamana kadar grevlerin işçinin hakkını korumak içinde gerçekleştirildiği oldu ama genellikle siyasi amaçlarla kullanılmıştır. İşin tuhafı rahmetli Necati Taşkın’ın başkanlığını yaptığı Türk- Sen diye benim zamanımda güçlü bir sendika vardı. Necati Taşkın bir kontenjan istedi. Kendisine yedinci ve onuncu sırayı verdik. Onuncu sıra o zamanki seçim sistemine göre ya baştan dokuz kişiyi seçmek zorundaydınız ya da sondan dokuz kişiyi seçmeniz gerekiyordu ve onuncu kişi açıkta kalıyordu ve seçilemedi. Seçilemeyince bunu isteyerek yaptığımız düşüncesiyle ‘sonuna kadar seninle mücadele edeceğim’ dedi ve ülkedeki ilk genel grevi o başlattı. Tamamen siyaset için yapılmış bir grevdi. Sadece bu konuda değil siyaset başka pek çok konuya da alet edildi. Ben başbakan oldum ve bir kişinin yapacağı işi on kişinin yaptığını gördüm. Bu on kişiden kimse de sorumluluk almıyordu. Öyle bir sistem yaratalım ki herkes kendi sorumluluğunu alsın ve iktidarlara, hükümetlere karşı sorumlu olsun diye düşündüm ve erken emeklilik meselesi böyle ortaya çıktı. Erken emeklilik benim dönemimde ortaya çıktı ve ben erken emeklilikleri ortaya koymak suretiyle personel rejimini günün koşullarına göre bir reform niteliğiyle uygulamaya koyma niyetindim ama maalesef siyasi ömrüm buna yetmedi. İki sene sonra da Sayın Denktaş’la karşı karşıya gelmemek için Hem başbakanlıktan hem de UBP’den istifa ettim. Benden sonra beklenen bu reformlar maalesef yapılmadı. Hem erken yaşta emekliye ayrılanlar oldu hem de ayrılanların yerine siyasi amaçlarla yeni istihdamlar yaratıldı ” dedi.