Kosova kararı ve KKTC

Kıbrıslı Türkler olarak artık her şeyi tartışıyoruz. Yıllarca konuşmaktan korktuğumuz, tartışmaktan, sorgulamaktan kaçtığımız her konuyu bu gün enine boyuna irdeliyoruz.
Kıbrıslı Türkler olarak artık her şeyi tartışıyoruz. Yıllarca konuşmaktan korktuğumuz, tartışmaktan, sorgulamaktan kaçtığımız her konuyu bu gün enine boyuna irdeliyoruz. Mesela; Türkiye kökenli ve Kıbrıs kökenli insanların birbirleri ile olan ilişkileri, Türkiye’nin Kıbrıs’a yaklaşımı, hatta ve hatta 20 Temmuz barış harekatı, hareketten sonra Kıbrıs’ın kuzeyinde oluşan yapı ve barış harekatının siyasi ve kültürel yönden günümüze getirdikleri. Yurdum insanı artık hiçbir şeyi konuşmaktan korkmuyor. KKTC’nin kuruluşundan bu yana, Türkiye ve KKTC’li yöneticiler KKTC’yi ayrı, bağımsız bir devlet olarak kabul ettirmek için uluslar arası bir talepte bulunmadılar. Bir başka deyişle bugüne kadar, özellikle KKTC’yi yönetenler, KKTC’yi tanıtmak veya hiç olmazsa var olduğunu göstermek için hiçbir adım atmadılar. Bu konuda en faal kurum olması gereken, KKTC dışişleri bakanlığı yıllarca sadece sembolik bir kurum olarak çalıştı. Her şey her zaman Türkiye’den beklendi.

KKTC kurulduktan sonra dünya ülkelerine, Kıbrıs’ın kuzeyinde bağımsız bir devletin var olduğunu anlatabilme adına, gerek Türkiye de gerekse KKTC de herhangi bir girişim yapıldı mı? Bizler böyle bir girişim başlatıp da, Türkiye den bu amaç için yardım talep ettik mi? Bir çoğumuz bu sorulara “HAYIR” cevabını veririz. Öyleyse biz bu devleti neden kurduk? Uğrunda can verip, savaştığımız bu topraklar da siyasi barışı getiremedik, kurduğumuz devleti, devletler düzeyinde gereken saygınlığa ulaştıramadık. Yıllarca yaşanan sıkıntılar bir anlamda taçlandırılamadı. KKTC devleti, Uluslar arası alanda kabul görmedi. KKTC de yaşayan insanlar, Kıbrıs sorununun çözümü için yapılan her girişimde Kıbrıs Türk Toplumu, KKTC Cumhurbaşkanı da Kıbrıs Türk Toplumu lideri olarak yer aldı. Kıbrıs sorununun çözümü için, Türk tarafı süreci 2010 yılı sonu olarak işaret ediyor. Ve iddialı bir yaklaşımla, 2010 yılı sonunda bir sonuç alınmazsa, adanın birleşme durumunun ortadan kalkacağını ve her iki halkın kendi yolunda devam edeceğini seslendiriyor. Peki böyle olduğunu düşünürsek. Yani 2008 eylül ayından bu yanadır devam eden müzakerelerden bir sonuç çıkmazsa, bir bütün olarak, Kıbrıs ne kazanır ne kaybeder. Kıbrıslı Türkler için ilerleyen zamanlarda neler yaşanır. KKTC’nin Uluslar arası kimlik kazanması mümkün olur mu?

Kosova, KKTC ile benzerlikleri olan bir ülke ve 17 Şubat 2008 tarihinde bağımsızlığını ilan etti. Kosova’nın siyasi varlığını, Türkiye ve bir çok AB ülkesi kabul ediyor. Kosova’nın bağımsızlık ilanı ile ilgili uluslar arası adalet divanı çok tartışılan bir karar aldı. Uluslar arası adalet divanına göre, Kosova’nın bağımsızlık ilanı meşru. Tabi ki bu karar, hemen KKTC ile ilişkilendirildi. Her ne kadar, Kosova kararının KKTC için uygulanmasının mümkün olmadığı açıklamaları yapılsa da bu kararın, KKTC ve benzer konumda olan devletler için emsal teşkil edip etmeyeceği tartışma konusu. Bu kararın bir başka yönü daha var ki gerçekten bir çok ülkede bir çok şey değişebilir. Birçok toplum bağlı oldukları devletlerden, özerklik veya bağımsızlık talep edebilir. Bu düşüncenin içinde özellikle, Türkiye’nin bir parçası olan Kürt kökenli insanlar ve İspanya’nın da Katalanlar’la, sıkıntılar yaşayabileceğini düşünebiliriz. Bu karar milliyetçilik ve ayrılıkçılık düşüncelerini de körükleyecektir. Böylesi bir durumda dünyanın pek çok yerinde sıkıntılar yaşanacaktır. Bu noktada Kosova kararını, Kıbrıs açısından düşünürsek, sorunun çözümüne yönelik Rum yönetimini zorlayıcı, yapıcı ve daha motive edici etkisi olur mu? Bence güney yönetimi değişen dünya görüşlerini ve gelişmelerini dikkate almalıdır. Kıbrıs’ta ortak barışın yaratılması elbette en önemli beklentimizdir. Ama bu şartlar oluşmazsa da KKTC’nin ayrı bir devlet olarak dünya literatüründeki yerini almasına
da hiçbir KKTC vatandaşı karşı çıkmaz.

Bu haber 483 defa okunmuştur

:

:

:

: