Polis teşkilatında huzursuzluk

Yıllardan beridir polis teşkilatımızda yer alan sınavlar, tayinler nakiller ve terfiler konularında çok tartışmalar, spekülasyonlar, huzursuzluklar, tedirginlikler ve karmaşa yaşandığı iddia edilirdi.

Yıllardan beridir polis teşkilatımızda yer alan sınavlar, tayinler nakiller ve terfiler konularında çok tartışmalar, spekülasyonlar, huzursuzluklar, tedirginlikler ve karmaşa yaşandığı iddia edilirdi.
Bu kez de nakillerle ilgili, hoşnutsuzluklar, şikâyetler yaşandı. Medyaya, isimleri gizli kalmak şartı ile, bazı görevliler bilgi aktarmış, haberler sızdırmış olmalı ki Başbakan İrsen Küçük’ün nakiller listesini onaylamadığı haberleri yayıldı.
Polisimizin kimin emrinde ve denetiminde olduğunu bilmiyen yoktur. Gelmiş geçmiş iktidarlar, bazı siyasi partiler, 1–2 kez polis teşkilatının Başbakanlığa bağlanması, sivil idareye teslim edilmesi gereğini gündeme getirmişti. Yasalarda düzenlemeler gerekiyordu. Yeni yapılanma için ilgili yasayı meclisten geçirebilecek babayiğit çıkmadı.
Nedenleri, kişilere göre değişiyor.
Halen Kıbrısta bir ateş-kes hüküm sürmektedir. O nedenle Kuzey Kıbrısın güvenliği, asayişi tamamıyle silahlı kuvvetlerin emrindedir. Dolayısı ile tayinler, terfiler, sınavlar, nakiller malum çevrelerce kararlaştırılmaktadır. Başbakandan görüş ve onay alınması yıllarca söz konusu edilmemiştir. Nezaketen ve usuldendir herşey yapılır, tamamlanır ve Başbakana da bilgi verilir. O da, baştaki komutanlara kalmıştır.
Bizlere anlatılanlar böyle. Hatta son polis sınavları-geçenler, geçmeyenler, eğitime çağrılanlar, çağrılmayanlar ve daha sonra değiştirilen kararlar- örnek olarak gösterilmiştir.
Ortadaki gerçek ne balla, ne de çamurla, ne de yağla sıvanamaz. Her tayin, terfi, nakil döneminde polis teşkilatımızda memnun olanlar ve olmayanlar çıkmakta, bir nevi huzursuzluk yaşanmaktadır. Bundan dolayı da medya, haklı olarak, huzursuzluk yaşanan yerde, kurumda, kuruluşta başarı grafiğinin düşük olduğuna kanaat getirmekte ve ona göre yayınlar yapmaktadır.
Bu kez de, yaşananlardan sonra, Sayın Başbakan net bir açıklama yapmalıdır. Öyle muamma gibi açıklama olmadı.
Herkesin anlayacağı dilde, çıkıp, “bu konuda ne görüşüm ne de onayım istenmemiştir. Polis bana bağlı değildir, yetkili mekanizma gereğeni yapmıştır” demeli veya “evet, ben o listeye itirtaz ettim, tekrar gözden geçirilerek, bazı düzeltmelerin yapılmasını bekliyorum” gibi bir aydınlatıcı ifade kullanmalıdır.
Polis genel müdürü ile görüşmedim, hayal ürünüdür gibi açıklamalar açıklama bile değildir. Sen listeye bak listeye!
Hakikaten o liste önünüze geldi mi gelmedi mi? Bazı polisler sizi ziyaret ederek şikayetlerini dile getirdi mi, sizden söz alan oldu mu? Eğer olduysa siz de onlara, ben bu işe karışamam, siz bana, Başbakanlığa bağlı değilsiniz” dediniz mi?
Bize, itiraz edip o listeyi onaylamadığınız bilgisi geldi, gazetemizde manşet oldu. Ben de köşemde sizleri davranışınızdan dolayı kutladım.
Her ne ise...
Zamanı gelmedi mi daha?
Başka ülkelerde asker de polis de ilgili bakanlıklara bağlı değil mi? Burada ateş kes 50 sene daha sürerse polisimiz ve ordularımız Savunma Bakanlığına, İçişleri bakanlığına, Başbakanlığa veya herhangi ilgili bir bakanlığa bağlanmayacak mı?
En iyisi KKTC hükümeti, bakanları, her çeşit yönetimi, ateş kes durumu ortadan kalkıncaya kadar sivil ve askeri idareyi komutanlara teslim etsinler ve hükümetcilik oynamaktan vaz geçsinler.
Ya KKTC bağımsız, egemen devlettir, hükümeti, iktidarı, muhalefeti vardır, bütün organları, kurum ve kuruluşları ile görev başındadır, ya da değildir, böyle bir şey namevcuttur.
KKTC, Türkiye’nin bir alt yönetimidir diyen AİHM, ATAD, BM ve AB buralarda yaşanan günlük olaylarla iddialarını ve görüşlerini kuvvetlendirirlerken, adeta bizler de onlara yardımcı oluyoruz. Değil mi?
Maliye Bakanımız çıkar da Türkiyeden para gelmedi, kamu görevlilerine maaşlarının ödenmesi gecikecek derken, Başbakanımız her demecinde Ankaraya bağlı olduğumuzu ima ederken, nedir yabancılardan beklediğimiz? Bize gerçekten bağımsız, egemen bir devlet olarak bakmalarını mı? Yağma yok.
O nedenle mertce çıkılsın ve bütün dünyaya ilan edilsin. Biz Türkiye ile ekonomik, siyasi, askeri, politik her yönde bütünleşmiş, entegre olmuş durumundayız. Kıbrıs müzakereleri diye tiyatro oyununa da son verilmesini isteriz.
Meclisi, hükümeti lağvediyoruz, Türkiyenin bir ili olarak, başımıza bizi yönetecek bir vali gönderilmesini bekliyoruz.
Gördünüz mü ne güzel de çözdüm Kıbrıs sorununu! Ama Zehra Cengiz’in de işaret ettiği gibi Kıbrıs sorunu sekiz başlı canavardır ve bizi altında eziyor. (Sekizi de şöyle sıralıyor Amerika, İngiltere, Türkiye, Yunanistan, AB, BM, Kıbrıs Rum siyasi liderliği, Kıbrıs Türk siyasi liderliği)
Kolay mı kıbrıs sorununu Kosova’ya benzeterek çözüm formülleri üretmek?
Tekrar dediğime geliyorum, sekiz başlı canavarın yedisine açıkca bildirelim, bizler Türkiyenin bir ili, vilayeti olmayı kabul ettik. Daha fazla uğraşmayınız, bizleri de uğraştırmayınız, ezmeyiniz.
Bu haber 516 defa okunmuştur

:

:

:

: