Yunan albaylar cuntasının 15 Temmuz 1974’te Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği darbenin komutanı Albay Mihalis Yorgitsis; Rum Meclisi bünyesinde oluşturulan Kıbrıs Dosyası alt komitesi için Yunanistan Meclisinde verdiği ifadede, 20 Temmuz 1974 sabahı Barış Harekatı icra edilirken Ada’da bulunan Yunan kuvvetlerinin Kıbrıs Türk köylerine karşı saldırıda bulunduğunu itiraf etti.
Politis, Eleftherotipia isimli Yunan gazetesinde yayınlanan “Kıbrıs Dosyası... Gizli Belgeler” başlıklı haberi, “ELDİK’in (Kıbrıs’taki Yunan Alayı) Ümitsiz Saldırısı... Cunta Türkiye’yle Askerî Çatışmadan Korkuyordu” başlığıyla ve Makarios Drusiotis imzasıyla aktardı.
Çıkarma harekâtının başladığı saatlerde Rum radyosunun sanki hiçbir şey olmamış gibi normal yayın yaptığı, RMMO’nun elinde güya “II. Dünya Savaşı’ndan kalma silahlar bulunduğu” için Türk askerine direnme gücü olmadığı, tek seçeneğin Yunan Alayı kuvveti olduğu, bu kuvvetin yarısına yakınının da 18 Temmuz 74’teki değiştirme kapsamında Ada’ya yeni gelen askerlerden oluştuğunu yazan gazete, buna binaen; cuntanın, 15 Temmuz’daki darbeye rağmen Kıbrıs’ta bir savaş beklemediği tespitinde bulundu.
Albay Mihalis Yorgitsis’in verdiği ifadelere dayanılan haberde, özetle şu bilgilere yer verildi:
“Milli Muhafız Ordusu’nun Kıbrıs’ın savunması konusunda iki planı vardı. ‘Afrodit 1’ ve ‘Afrodit 2’. Bir de, darbe planı olan ve 15 Temmuz’da başarıyla gerçekleştirilen ‘Afrodit 3’ planı vardı. Afrodit 1; Kıbrıs’ın Türkiye’nin saldırısına uğraması ve birliklerinin çıkarma harekatlarının püskürtülmesi gerekmesi halinde uygulanacaktı.
Böyle bir durumda Yunanistan’ın katkısı: 1- Çıkartma filosunu batırmak için denizaltılar göndermek; 2-Kıbrıs’a havadan destek verilmesi; 3-ELDİK’in istilanın püskürtülmesine yardımcı olması.
Türk köprübaşı kurulacağına kaçınılmaz gözüyle bakılıyordu ve plan; köprübaşının tahrip edilmesi için ELDİK’in kullanılmasını öngörüyordu. Plana göre ELDİK seferilik durumunu koruyacak ve ....’i .....’e bağlayan gece (20-21 Temmuz gecesi olarak gerçekleşti) kurulabilecek köprübaşının tahrip edilmesinde ana güç olacaktı.
Afrodit 2 planı; hareketlerin inisiyatifini Mili Muhafız Ordusu’nun almasıyla alakalıydı. Kıbrıs’taki bütün Kıbrıs Türk ceplerinde temizlik operasyonları yaparak Türkleri gafil avlayacaktı. Ana çaba; Gönyeli cebinin dağıtılmasıydı. Gönyeli, Kıbrıs Türk ceplerinin en büyüğü ve en önemlisiydi; Beşparmaklar’ın güney tarafında Lefkoşa ile Ağırdağ arasında geniş bir alanı kapsıyordu. Bu görevi ELDİK üstlenecekti.
Türk ordusu, RMMO seferberlik ilan edemeden, Girne’de köprübaşı kurdu. Dolayısıyla RMMO Genel Kurmaylığı’nın yapabileceği; Yunanistan’dan gelecek hava ve deniz desteğini bekleyerek ilk çıkartma dalgasını olduğu yerde tutmaya çalışmaktı. Akabinde ELDİK; oluşumlu ve savaşabilir tek seferî güç olarak; düşman köprübaşını tahrip etmek amacıyla gece baskını gerçekleştirecekti. 20-21 Temmuz gecesi gerçekleştirilecek başarılı bir baskın ve köprübaşının etkisiz hale getirilmesi istilanın ilk aşamalarında Türklerin karşı karşıya kalması muhtemel ciddi bir tehlikeydi.
20 Temmuz’da RMMO komutanlığı Afrodit 1 planının uygulanması emrini vermek yerine; hareketlerin inisiyatiflerini Türkler aldığı ve çıkarma harekâtı gelişme safhasında bulunduğu için, Afrodit 2 uygulanmaya başladı. 20 Temmuz gecesi ELDİK Girne’deki köprübaşını temizlemeye çalışmak yerine Gönyeli cebine saldırma emri aldı. Bu cep Lefkoşa’nın kuzeyinden Beşparmak eteklerine kadar uzanan geniş ve yoğun şekilde meskûn bir bölgeydi. Gönyeli cebinin bir ELDİK taburu tarafından ele geçirilmeye çalışmasının askerî açıdan bir mantığı yoktu.
ELDİK’e; RMMO’nun elinde bulunan birkaç eski Rus tankının desteğiyle, cebe saldırma emri verildi. Lefkoşa’da bulunan 27 tanktan ELDİK’e yalnız 13’ü ulaştı. Geriye kalanlar; statünün korunması için kentin çeşitli yerlerinde kaldı. Çarpışmalarda 13 tanktan yalnız 7’si kullanıldı. Griye kalanları kışlada kaldı. Kıbrıs’taki harekâtlara katılan subayların raporlarını inceleyen Albay Georgios Sergi’ye göre, ‘ELDİK’in Gönyeli’ye saldırması ‘kötü planlanmış, ön hazırlığı yapılmamış, kötü icra edilmiş; keşif saldırısı olarak bile nitelenemeyecek bir saldırıydı.’
Benzer emirler EOKA-B’nin emrine verilen Milli Muhafız Ordusu’na da verilmişti. Türk ordusu neredeyse, elini kolunu sallaya sallaya Kuzey kıyılarına çıkarken Milli Muhafız Ordusu kuvvetlerini; Kıbrıs’ın Güney kesiminde olanlar başta olmak üzere Kıbrıs Türk ceplerine saldırmakla görevlendirmişti. Bunun sonucunda Türk askerleri neredeyse ellerini kollarını sallaya sallaya Kıbrıs’a çıktı ve içte ciddi bir direnişle karşılaşmadan, Kıbrıs Rum nüfusunu dağıtarak; Güney’de güvenli yerler aramaya zorladı. Aynı zamanda, Güney’deki Kıbrıs Türk ceplerine yapılan saldırılarla Kıbrıslı Türkler Kuzey’e sürüldü. Bu bir; nüfusun zorla yer değiştirmesi harekâtı mıydı?”