Bir kere savaşı yaşamış insanların, yaşamamışlarla hiçbir zaman aynı olmayacağının altını çizmek isterim. İnsan çok özel ve duygusal bir varlıktır. Çevresinde olup bitenlerden etkilenir.
Çevresi, ailesi ve aldığı eğitimin neticesinde bir karakter sahibi olur. Bu karakter onda olan özelliklerdir. Herhangi bir olay karşısında nasıl tepki vereceği de o karakterin neticesidir..
Örneğin kimi insanlarda, sürekli zayıfın yanında olma eğilimi vardır. Kimilerinde ise güçlünün yanında olma. Kimileri sıcak, sevecen, alçak gönüllü olur, yardım sever olur.
Sahip çıkar, bir olumsuzluk, düşkünlük, haksızlık gördüğü zaman rahatsız olur. Yardımseverdir, elindeki imkanları başkaları ile paylaşır, başkalarını mutlu etmekten mutlu olur…
Bir de bencil, bireysel düşünen insanlar vardır. Her şeyde kendini haklı gören. Başkasını öteki olarak gören ve her durumda kendi menfaatini, maddiyatını yücelterek kendinin pozisyon kazandığını düşünür. Başkalarının zayıflıklarından, düşkünlüklerinden rahatsız olmaz, aksine kendini bunlara bakarak daha güçlü hisseder. Kimseyi beğenmez, sürekli karalar. Aman canım boş ver, o da kimdir, şeklinde yaşarlar. Geçenlerde birkaç ödül gecesi yaşandı. Kıbrıs’ın en iyileri şeklinde bir takım ödüller verildi. Verilen ödüllerin haklılık, haksızlık pozisyonunu bilmem ama akabinde bazı protestolar başladı. Bu protestolar Kıbrıslı Türk’lerin göz ardı edildiği yönündeydi. Güya maksatlı olarak ötekileştirildiklerini iddia eden bir kesim insan!
Bu memlekette en küçük üretimi yapan ve herhangi bir alanda artı değer meydana getiren insanlara ciddi saygı duyarım. Hatta pek yakında gündeme getireceğim bir projemin temelini oluştururlar. Ama acaba biz birbirimize değer veriyor muyuz? Beğeniyor, takdir ediyor muyuz? Yoksa hiç bir şey yapmadan yapanları da boş boş eleştiriyor muyuz?
Kıbrıslı Türk’ler olarak önce biz, birbirimizi sevmeyi öğreneceğiz. Çok acımasız eleştiriler yapıyor ve bunu yapmayı kendimizde hak görüyoruz. Bir kere eleştirmen olacak insanın o konuda çok ciddi bilgi sahibi olması gerektiğini öğrenmemiz gerekir. Eleştirinin 'daha iyiye' gitmek için yapılması gerektiğini de. Bizde daha çok karalama, çamur atma var.
Ne oldu bize diye düşünüyorum çoğu zaman? Yanlış yaptığımıza inanıyorum. Üretimi teşvik etmek yerine baltalamakla, kendi bindiğimiz dalı kesiyoruz! Birbirimize sahip çıkmayı hor görmemeyi öğreneceğiz. Köşe yazarlığından tutun da spora, sanata kadar çok ciddi başarılara imza atmış insanlarımız vardır. Müzisyen, akademisyen insanlarımız vardır. Bu değerlerin ürettiklerine, söylediklerine, yazdıklarına saygı duymalıyız. Başka şansımız yok. Kaç kişiyiz ki bu kadar çok tüketiyoruz? İşte bir avuç insan, hepimiz büyük bir aileyiz. Birbirimizi sevelim, saygı duyalım. Sahip çıkalım. Kendi kendine sahip çıkmayan bir topluma, kimsenin sahip çıkmasını beklemeyin.