1960 yılında kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti 1963 Aralık ayında çıkan çatışmalar nedeniyle “kesintiye” uğramış, Kıbrıslı Türk Parlamenterler de meclisten çeşitli nedenlerle ayrılmak durumunda bırakılmışlardı.
4 Mart 1964 tarihinde BM 186 sayılı kararla “zorunluluk doktrini” nedeniyle yalnızca Kıbrıslı Rumların içerisinde kaldığı Parlamento, Hükümet ve Devleti tanıdığını, sorunlara bir hal çaresi bulunana kadar da uluslar arası toplumun bu yönetimi tanıyacağını duyurmuştu.
Bu tarihlerden sonra da Kıbrıslı Türkler Devlet mekanizmalarında hiçbir biçimde yer almamışlar, yerine Kıbrıs Türk Cemaat Meclisini kurmuşlar ve kendi devlet kurumlarını ve bu kurumlarda çalışan memurlarını oluşturmuşlar, tüm çalışanların maaşlarını da 30 Kıbrıs Lirasına sabitleyerek bütçesini de TC tarafından sağlanan kaynakları kullanarak gerçekleştirmişlerdir.
Bu tarihlerde Kıbrıslı Türkler, Kıbrıs Türk Cemaat Meclisi kurumları dışında İngiliz Üslerinde, Kıbrıslı Türklere ait özel işyerlerinde, esnaf ve zanaatkar olarak, tarım alanlarında, inşaat sektöründe vb alanlarda çalışmaktaydılar. Kıbrıslı Türkler bilindiği üzere büyük oranda gettolarda yaşamakta ve ekonomik zorluklar altında bulunmaktaydılar. Üstüne bir de Rumlara mal ve mülk satmak tamamen yasaklandığından bütçe darlığına ve geçim sıkıntısına düşen Kıbrıslı Türkler Kıbrıs’ta göç etmeye başlamışlardı.
İşte tam da bu dönemlerde özellikle Limasol bölgesi köylerde toprak sahibi olan köylülerin tarlalarını hatta hiçbir peşinat dahi almadan ve ilk ürün alınana kadar onlardan para da istemeden süren ve bağ ekmelerine destek olan merhum Said E. Güvener ( Baf köylerinde de Özkan Mehmet Altınada) ekonominin canlanmasına ve köylülerin morallerinin yükselmesine büyük katkılar yapmıştı. Said E. Güvener Limasol’da ilk gizli Türk Radyosunu da kuran kişiydi. Kıbrıs Türk insanının ekonomik kalkınması için üretmesinin ve ihracat yapmasının önemine inanan ve bu konuda büyük bir mücadele veren kişilerden biri olan Said. E. Güvener, 1960’lı yılların ikinci yarısında Limasol Esnaf ve Zanaatkarlar Birliğinin de başkanlığını yürütmekteydi. O tarihlerde Kıbrıslı Rumlarda bile az rastlanan Motor Yenileme Atölyesi sahibi de olan Said E. Güvener, kazancının büyük bir kısmını bağları açtığı şiroların alımına ve köylülerin kalkınmasına katkıya harcayan bir yurtseverdi.
1967 yılında özellikle Esnaf ve Zanaatkarların ve üretici birliklerin ürettiklerini Türkiye’ye satabilmelerinin mücadelesini veren Said E. Güvener ve Oda üyeleri eğer bu girişimleri gerçekleşirse Türkiye’den maaşlar için gelen paranın da gelmesine gerek kalmayabileceğini savunuyorlardı. Diyorlardı ki o dönemlerde, bizler üretmek ve ürettiklerimizi satmak durumundayız varolabilmek için; TC de destek olacaksa bizlere, katkılarını yatırım bütçesi olarak değerlendirip yaşam kalitemizin daha insanca olması konularında kullanabiliriz diyorlardı. Bu düşüncelerini paylaşmak için de dönemin TC Lefkoşa Büyükelçisi, yanılmıyorsam Sayın Asaf İlhan’ı Limasola davet etmişler ve Esnaf ve Zanaatkarlar odasında görüşlerini aktarmışlardır. Yasaklamaların ülke insanlarının moralini düşürdüğü gibi, ekonomik olarak zorda olanlara bir çözüm de getirmediğini, üretim olmadan yaşadığımız topraklara sahip çıkmamızın giderek daha da zorlaşacağını ve göçlerin de giderek artacağını vurguladılar ve Kıbrıslı Türklerin ürettiklerinin TC tarafından ithal edilmesi ile sorunların çözümünde büyük adımlar atılmış olacağını vurguladılar. İlk tepki olarak olaya olumlu yaklaşan Sayın Elçi, bazı kişilerin ikazı ile böylesi bir kapının açılmasının Kıbrıslı Rumlar tarafından da kullanılabileceği endişesini belirterek bu yolu kullanmadılar. Said usta Rumların da kullanmasının bir sıkıntı yaratmayacağını, aksine iki halk arasında güveni de geliştirebileceğini belirttiyse de ekonomik ilişki ve ortaklıkların maalesef destek bulamadılar.
Yukarıdaki yaşanmış olay beni hep düşündürüyor ve bugünleri yaşarken hep geçmişe götürüyor ve bir o kadar da endişelendirip üzüyor.
Said ustaya ne mi oldu? Bağ açmaya devam etti. Köylüler ürünlerini Rumlara satmak durumunda kaldılar 1974’e kadar. 1974 yılında Kuzeye geçen köylüler, özellikle de Güzelyurt bölgesinde, topraklarına biçilen puanların boş tarlalara göre daha yüksek puan aldıklarını gördükçe Said ustaya bir o kadar daha dua ettiler. Kuzeye geçtikten sonra da üretmek, ürettiklerini satmak üzerinde bir politika yürüten ve yaşamını buna adayan değerli bir insan olan Said usta1990’lara gelindiğinde İngiltere’ye dahi makine aksamları üretip satma noktasına gelmiş ancak devletin, o zamanki UBP yönetimlerinin desteklerini değil de tam aksine kösteklerini görünce, akabinde de kalkınma bankasından beklediği desteği de alamayıp!, ki o dönemde de kalkınma bankası desteklerini üretimi teşvik yerine tamamen partizanca dağıtıyordu, bir de üzerine o dönemdeki yüksek devalüasyon altında kalarak maalesef iflas etti(rildi).
Üretimden, üretim kaynaklarından, sektörlerden ve ekonomik kurumlarından koparılan Kıbrıslı Türklerin köklerini sağlamlaştırarak kendi kendilerini yönetmeleri ne geçmişte mümkün olabildi, ne de bugün. Artık şapkayı öne koyup düşünme zamanının son demlerinin yaşandığı bugünlerde üstteki anektodu aktarmak ve paylaşmak istedim sizlerle… Sevgiyle ve dostlukla kalınız…