Gerçek Memleket Sevgisi Budur!

Vay be! Birileri at gözlüklerini çıkardı! Ekonomik ve siyasal sorunlardan başka bir şey göremeyen bu toplum için, bu ülkenin insanları için, gerçekten önemli bir başka konuya değinebildi!

Vay be!
Birileri at gözlüklerini çıkardı! Ekonomik ve siyasal sorunlardan başka bir şey göremeyen bu toplum için, bu ülkenin insanları için, gerçekten önemli bir başka konuya değinebildi!

Birileri, gözümüzü döndüren bireysel gelişimi, cep doldurmacılığı, çevre katliamını, savaşa özendirmeciliği, mutsuzluk empozelerini, çözümsüzlüğü bir yana bırakıp, bu ülkede başka ihtiyaçların da varlığına parmak bastı.

***

KITREB başkanı, geçtiğimiz günlerde Salamis Antik Kenti’nde gerçekleştirilen kazılarda çıkan heykelleri ve ülkemizin tarihsel zenginliklerini değerlendirmemize katkı koyacak önerileri sundu. Gerçi çok cılız kaldı sesi bu hengamede, ama duyan da duydu:
Çok haklı ve yerinde bir talepti.

Müzelerin artırılması ve geliştirilmesi gerektiğine parmak bastı KITREB başkanı.

***

Dünyanın pek çok yerinde, hemen her alanda olduğu gibi müzeolojide de bir çağ dönüşümü yaşanıyor. Müzecilikte bir dönem artık kapanıyor. (Kamusal müzeler yavaş yavaş yerlerini özel müzelere de bırakıyor bir yandan. )

Artık müzecilik “uçtu” desek yeridir. O kadar çok fikir ve uygulama var ki dünyada, neredeyse her yeni müze, yepyeni bir model. Hal böyleyken, bir arayışa girip, kendi sanatımızı, kendi tarihimizi, kendi doğal güzelliklerimizi nasıl bu engin hayal dünyasında geliştiremiyoruz, nasıl tarihe ve kendimize yeni modeller geliştiremiyoruz aklım almıyor! Hem de müzeleşmenin tarihimizi sanatsallaştıran, sanatımızı da tarihselleştiren bir şevk, bir amaç, bir eğilim yaratması gerçeği karşımızda gün gibi dururken.

***

Bu günlerde, artık bizim buralarda da kamusal varlıkların özelleştirilmeye çalışıldığı bir dönem yaşıyoruz. Bu arada yoğun olarak kültürün de hatta tarihi dokuların da özelleştiğini inkar etmek çok kolay olmaz sanırım. Vakıf malları, tarihi alanlar, ören yerleri…Her biri hakkında söylenecek çok şeyler var.

Dünyada müzeciliğin yaşadığı dönüşümlere, bir çok yerde ayak uyduran müzeler var. Müzeler, giderek büyük küresel şirketlere özgü yönetim biçimlerine, hatta bu şirketlerin kendilerine teslim oluyorlar.

***


Kim bilir, bu şartlarla kıyasladığımızda, belki de tarihi yerlerimiz, birilerinin himayesine verilse daha iyi korunabilirdi; çünkü devletin elinde yıllardır çar çur edilip götürülüyor.
Kültürü devlet eli ile halkın kullanımına açmak, kültürel ve tarihsel mirasımızı değersizleştiriyor mu ne? Birilerinin himayelerine verilse, sahipleri de belli bir kar karşılığı bunu başka insanlara da açsa ne de iyi olurdu. Kalabalık bir izleyici kitlesini veya bir müşteri kitlesini çekmek isteyen özel girişimci, kendinin ana amacı doğrultusunda, çok öncelikli bir amacı da gerçekleştirmiş olurdu gibime geliyor.
Devlet yine de denetlesin; ancak ne olur denetimini kültürel ve tarihi mirasımızdan peşkeş çekmek için yapmasın.

***

Dünyada artık müzeler, tüketim kültürünün, moda, alış-veriş merkezi, futbol maçı gibi diğer gösterileriyle rekabet eden başka bir gösteri havasına büründürülmeye çalışılıyor. Müze ve müzecilik konusunda, bir proto tip hatta laboratuar olma şansına sahip olan ülkemizde, gerçek müzelere sahip olmak varken, bunun yerine şehitlikler, anıt mezarlar gibi savaşı anımsatan karamsar mekânlar yaratmak niye? Bunların yerine, ya da bunların yanına uygarlığın geliştiği, kültürlerin uzlaştığı, dünyanın sahip olmak için can attığı bu cennet parçası adanın değerlerine sahip çıkmaya ne dersiniz? Başka yolu yok..

***

Yaşanan siyasi ve ekonomik kaygıların kültürümüzü ve kültürel mirasımızı biraz daha eritmesine göz yummayalım.
KITREB gibi düşünen daha birçok birey ve daha pek çok örgüt var. Neden şimdi başlamayalım?
Haydi, tarihi ve kültürel varlıklarımızı izlenesi bir hale getirelim!
Adanın çekiciliğini artıracak araçlarımızı kendimiz koruyup geliştirelim.
Dünyaya gözlerimizi açalım.
Tebrikler KITREB! Söylemek bile yürek isterdi… Başardın!

Bu haber 114 defa okunmuştur

:

:

:

: