Anasayfa Yap   |   Sık Kullanılanlara Ekle   |   Bize Ulaşın   |   Künye                  

Anasayfa Haber Politika Ekonomi Dünya Spor Magazin Yazarlar Arşiv Reklam Seri İlan E-Gazete
Arama  
YAZARLAR
Nazım Beratlı

YIL BAŞINDA REFERANDUM

   
Bu yazının kaleme alındığı saatlerde, cumhurbaşkanı Dr. Eroğlu ile Rum Yönetimi başkanı Dr. Dimitri Hristofyas, ( Tarih Doktoru’dur, biliyor muydunuz?) Eroğlu’nun evinde bir akşam yemeğinde bir aradalar. Dr. Eroğlu’nun parti başkanları ile yaptığı toplantı ve CTP’deki görevim nedeniyle, görüşmelerde hangi aşamada olunduğunu da az çok biliyorum. Tutanakları okuyan arkadaşlarımdan yeterli bilgiyi edinmiş durumdayım. Bu perspektifle, yukarıdaki başlığa bakmayın henüz, moraliniz de bozulmasın ama, halâ toprak ve mülkiyet konularında, tarafların görüşlerinin yakınlaştığını söyleyemem. Çakallık etmenin âlemi yok, görüşmeci benim benimsemediğim Eroğlu değil de Talât olsaydı da bugün itibarıyla, durum şimdikinden daha ilerde olamazdı. Özellikle Kıbrıs Meselesi konusunda, sorumlu davranmalıyız…

Ayrıntıya girecek değilim… Bilinenden fazla şeyler konuşmanın da faydası yok… Ve üstelik tarafların görüşleri arasında bu farkın bulunması da son derecede normal çünkü, henüz her iki taraf da kendi durumunu belirleyip, maximalist bir yaklaşımla, isteyebileceği en fazla şeyi istemek aşamasındadırlar. Yakınlaşma (eğer olacaksa) tarafların birbirini tartmasından sonra, karşı tarafın nerelerden ne tavizler verebileceğini tespit edip, kendi verebileceklerinin de bir muhasebesini yaptıktan sonra mümkün olabilecektir.

Peki, o başlığın anlamı ne?

Kıbrıs tarihine bir bakın! 1958 yılı, adada kan dökümünün doruğa çıktığı yıldır. Yalnız Haziran olaylarında, 53 Türk, 57 de Rum öldürülmüştür, TMT ile EOKA’nın kapışmasında… 1959’da ilk baharda önce Zürih sonra Londra Andlaşmaları imzalandı… Oysa altı ay evvel, ada kan gölüydü… Değil görüşlerin uzak olması, elde silah birbirimizi bulduğumuz yerde öldürmekteydik… O koşullarda anlaşma imzaladık, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kurduk.

1974 ise bunun tam tersidir. O yılın baharında Denktaş yelkenleri suya indirmiş, Kıbrıs Türkü yok olmaktadır endişe ve korkusu ile nerede ise bütün Rum önerilerini kabul etmişti. Barış ve “çözüm”e bir adım vardı… Veya bizim çözülmemize! Kliridis anılarında anlatır, Makarios “kabul etme, imzalama! Bekle tam çözülecekler” diyerek, sorunun bitmesine engel oldu. Üç ay evvel barışa bir imza kalmışken, üç ay sonra savaştık! Kıbrıs’ı böldük…

BU Kıbrıs Meselesi denilen sorun, böyle lâbil şartlarda sürdürülen bir büyük belâdır. Çünkü Kıbrıs o kadar çok tarafın, o kadar çok değişik çıkarını temsil ediyor ve Kıbrıslılar o kadar küçük halklar ki! Kendi kaderlerini kendilerinin belirlemesine, Makarios örneğinde olduğu gibi bazen kendileri engel oluyorlar.

Yalnız Annan Planı’nda değil, bizim tarafın, kabul ettiği Perez de Cuellar Belgesi’nde ve Galli Fikirler Dizisi’nde de Rum tarafının çağdışı yaklaşımlarla hayır demesini de ekleyelim hatırlatmalarımıza… Ancak…

1959 yılı, aslında İngiltere’nin Akdeniz çıkarlarını ABD’ye devretmekte olduğu yıldı… 1974’ün koşulları ise çok farklıydı… Akdeniz çıkarları, ABD ile SSCB tahterevallisinin denge noktasıydı nerdeyse, stratejik bakımdan. Bugünün koşulları ise 1974’ten çok, 1959’a benziyor. Akdeniz’de çıkarlar tahterevallisi bitti…Ve belki de bir satranca dönüştü. ABD/AB çekişmesi bir yandan… Kıbrıs’ın AB üyesi olması, Yunanistan’ın ayni topluluğun parçası olması, Türkiye’nin girmek istemesi; ABD’nin de Türkiye’yi de oraya sokup, nüfuz etme politikaları ile Rusya’nın da Kıbrıs/Yunanistan üzerinden AB’ne nüfuz etme politikaları ve daha yığınla etken; bizim “mülkiyet” çıkarlarımızın çok daha ötesinde, çok daha büyük çıkarları temsil etmektedirler. Ve bizim çok bilinmeyenli denklemimize, her birinin nasıl etki yapıp, hangi yönde biçimlendirecekleri de henüz bilinmemektedir.

Her şeye rağmen, eğer biri çıkar da “buyurun yılbaşında referandum var” derse, hiç şaşmam… Kosova kararlarına bakıp, yanılmayın. Çok farklı bölgelerde, çok farklı çıkarların bekçileriyiz Kosova Arnavutları ile biz…
  Haber tarihi 30.07.2010                  Bu haber 784 defa okunmuştur





Bugün Yazan Yazarlar

Serbest Kürsü
Bu düğüm yargıda çözülür
Abdullah Azizoğlu
Özel dersleri göstermelik yasaklarla engelleyemezsiniz, 4. Murat’a kulak verin!
Nazım Beratlı
Sıcak yazdan sonra
Mehmet Çağlar
UBP’den ne bekleniyor ki?
Erçin Şahmaran
Bayramlık
Mehmet Kara
Ramazan gider, kazandırdığı ibadet alışkanlığı devam eder!
Okan Veli Şafaklı
Halkımız üçüncü alternatife neden şans tanısın!....

Diğer Yazarlar

Ayşemden Akın
‘Tembelsiniz’ mi dediniz?
Mihrişah Safa
Bayram haftası
Selda Bektaş
Telefonum aramıyor; dinliyor
Özcan Özcanhan
Hem birleşik hem bölünmüş
Taner Ulutaş
Türkiyeli-Kıbrıslı davası tehlikeli virajda
Nazar Erişkin
Büyük resmi görmek ve komplo teorileri
İpek Halim
Bayram öncesi yine aklıma kına geldi...
Erkan Eğmez
Liderler New York yolcusu
Ayşe Tural
Deli Dumrullar kaldı mı?
Ramazan Gündoğdu
Çocuklarınızı seviyor musunuz?
Çiğdem Dürüst
Türkiye’deki Referandum’un Kıbrıs’taki gölgeleri
Anıl Kaya
Yaraların sarılması toplumsal sorumluluktur
Fahriye Özay
Evrendeki en büyük güç insan gücü
Ümit Bahşi
Güney’e servet veriyoruz
Tansel Fikri
KKTC’de iktidar olmanın gerekleri 2
Mehmet Hacıarif
Hacı mehmet buba ve eşi
Fatih Bayraktar
Sessiz sevgi
Ziya Nasıfoğlu
Humus Çorbası’ndan çıkartılacak ders
Çağatay Yalçındağ
Şehir şehir Almanya
Abdullah Azizoğlu
Ve ‘Yorumların Dili’
Mustafa Köker
Arafta kalan Blair
Yusuf Gönenoğlu
Bu adam biliyor!
Kerem Hasan
Doğrudan Ticaret Tüzüğü
Murat Bodur
Ülkenin en faal ve başarılı muhtarı
Musa Savaş
İnternetin en riskli olduğu ülke!
Salih Doğrusöz
Fuar heyecanı...
Sibel Bektaş
Teknoloji kurbanı!


ANKET

2. Küçük Hükümeti kimlerle kurulsun?
ÖRP ile koalisyon (% 47)
TDP ile koalisyon (% 29)
DP ile koalisyon (% 6)
CTP-BG ile koalisyon (% 7)
Bağımsızlar ile (% 12)
Diğer Anketler