Halkımız üçüncü alternatife neden şans tanısın!....

Bugünlerde yaşanan siyasi gelişmeler ülkemizdeki siyasi olguları açıklar niteliktedir. Seçimler sonrası bazı kesimler KKTC seçmeninin neden yalnızca iki partiye iktidar şansı tanıdığını ve diğer partileri marjinalize ettiğini sorgulamakta ve hatta anlamsız bulmaktadır.
Bugünlerde yaşanan siyasi gelişmeler ülkemizdeki siyasi olguları açıklar niteliktedir. Seçimler sonrası bazı kesimler KKTC seçmeninin neden yalnızca iki partiye iktidar şansı tanıdığını ve diğer partileri marjinalize ettiğini sorgulamakta ve hatta anlamsız bulmaktadır. Ancak, bu değerlendirmeyi yaparken hissi davrandıkları ve bilimsel olarak seçmen davranışını belirleyen unsurları dikkate almadıkları bugün daha iyi anlaşılmaktır. Sağda ve solda birer olmak üzere iki siyasi partiyi alternatifsiz kılan başlıca olgulardan bahsetmeden önce akademik çalışmalar sonucunda ortaya konan seçmen davranışlarını etkileyen temel etmenler üzerinde durmak istiyorum.

Öncelikle seçmenlerin yaş, cinsiyet, eğitim, meslek, gelir düzeyi ve ikamet edilen bölge olmak üzere demografik özellikler seçmen davranışında etkili olabilmektedir.

Seçmenin demografik özellikleri yanında çevresel faktörler de oy verilecek parti üzerinde etkili olabilmektedir. Bunlar ise, siyasi partinin sosyo-ekonomik programı, lider kişiliği ve karizması, ideoloji (liberal,muhafazakar, sosyal demokrat, milliyetçi v.s), kişisel çıkarlar, partisel aidiyet, güven duyulan kurum/kişi/olay etkilemesi (arkadaş görüşü, aile görüşü, anket sonuçları, parti programı, TV haberleri, TV tartışma programları, medya reklamları, politikacıların söylemleri), parti icraatları, parti adayları ve amblemi gibi unsurlardır.

Tabii ki, ülkemiz şartları açısından bazı faktörler ön planda tutulmaktadır. Bunlar, parti liderliği ile seçmenin kişisel ve samimi diyalogu, belli oranda bir seçmenin her şeye rağmen parti aidiyetini kaybetmemesi, parti örgütlerinin istikrarı, parti içi organların işleyişi, demokratik kültürü, sorunların parti içinde çözümlenmesi, parti politika ve programlarının inandırıcılığı, parti kadrolarına duyulan güven ve siyasi partinin deklare ettiği ideoloji veya düşüncenin parti uygulamaları ile çelişkili olmaması siyasi arenada iki partiyi diğerlerine göre avantajlı duruma getirmektedir.

Yukarıdaki unsurlar dikkate alındığında önemle vurgulamak gerekir ki, Avrupa Birliği (AB) vizyonu taşıdığını iddia eden bazı siyasi partilerin günümüzde ortaya koyduğu tavır AB’nin temel kriterleri ile çelişir durumdadır. Bu seçmen nazarında siyasi partinin samimiyetini ve güvenilirliğini şüpheli hale sokmaktadır. Öte yandan, özellikle bu günlerde koalisyona girme telaşı içerisinde temaslarda bulunan sol bir parti kurumsal yönetim açısından başarılı bir sınav verememektedir. Koalisyon sorununu parti organlarında enine boyuna tartışıp demokratik bir anlayışla verilecek karara tüm parti mensuplarının uyması beklenirken olay parti içi kavgaya ve husumete dönüşmüştür. Özellikle siyasetten çekildiğini açıklayan ve iktidar kokusu ile ortaya çıkan bazı akbabaların provokasyonu sonucu koalisyon olayı parti dışı dellala taşınarak namus ve onur meselesi yapılmaktadır. Şöyle ki, basına taşınan ve parti açısından nahoş karşılanabilecek gençlerin mum yakma eylemi ve bizzat parti mensuplarının basında TDP’yi ve parti liderliğini yıpratıcı söylemleri fevkalade manidardır.

Peki, bilhassa provokatörlere sormak istiyorum: Böylesi bir anti demokratik ve çağ dışı bir kurumsal yönetim sergileyen bir siyasi parti halk indinde iktidara layık görülür mü? Bu soruya verilebilecek yanıtı halkın takdirine bırakıyorum.

İktidarı arzulayan bir TDP’de demokratik kültürün oluşması ve etkin kurumsal yönetimin sergilenmesi gerekmektedir. Bu yolla, koalisyon ile ilgili olumlu ve olumsuz görüşler parti dışına taşınmadan yetkili organlarda tartışılarak karara bağlanması ve tüm parti mensuplarının bu karara saygı duyması gerekmektedir. Bu çerçevede, parti idealleri ışığında ülke insanı için elzem gördüğü hususları ve bunların gerçekleşmemesi halinde behemehâl koalisyondan çekileceğini koalisyon protokolünde karara bağlar ve bunu halkla paylaşabilir. Dolayısıyla, böylesi bir ilkeli duruş halk nazarında kuşkusuz sonsuz değer bulur. Aksi takdirde, nasıl bir konjektürde TDP iktidar veya iktidara ortak olmak istediğine halkı inandırması gerekir. Kendileri de takdir edecek ki, önemli olan zoru başarmaktır. Güllük gülüstanlık bir ortamda iktidar olmak bir siyasi partinin tercihi olmamalıdır.
Bu haber 307 defa okunmuştur

:

:

:

: