Bu düğüm yargıda çözülür

Din İşleri Dairesi Eski Başkanı Yusuf Suiçmez’in görevinden alınmasıyla birlikte hareketlenen kamuoyu, olayın ardından art arta yapılan açıklamalarla birlikte yepyeni gelişmelere gebe kaldı.

Din İşleri Dairesi Eski Başkanı Yusuf Suiçmez’in görevinden alınmasıyla birlikte hareketlenen kamuoyu, olayın ardından art arta yapılan açıklamalarla birlikte yepyeni gelişmelere gebe kaldı. Aslında bir görevden alma gibi kamuoyuna yansıyan bu gelişmelerin altından yine onlarca soru işareti çıktı. Vakıflar İdaresi Yönetim Kurulu Başkanı Tekin Köse’nin Star Kıbrıs Gazetesi’ne yaptığı açıklamalarla milli bir servetin daha(!) karanlık bir şekilde sırra kadem bastığına şahit olduk.

İşin ilginç tarafı acaba bu durum Sayın Suiçmez’in görevden alınmış olmaması durumunda da bir yerden patlak verip gün yüzüne çıkacak mıydı ya da biz hala her şeyden bir haber olarak kandırılmaya devam mı edilecektik?

Dün görevden alınan Din İşleri Dairesi Eski Başkanı Yusuf Suiçmez’in ve Vakıflar İdaresi Yönetim Kurulu’nun birer saat arayla düzenledikleri basın toplantılarını haberlerde gördük. Sayın Suiçmez, ısrarla görevden alınmasındaki aykırılıklardan, Vakıfların usulsüz olarak gerçekleştirdiğine inandığı ihalelerden bahsediyordu. Kendisinin özellikle gündeme bomba gibi düşen halılar konusunda sahte olduklarına dair tespiti olduğunu ve bu konuyla ilgili olarak Başbakanlığa da çok sayıda yazmış olmasına rağmen hiçbir geri dönüşüm alamadığını söyledi. Kim bilir belki haklıydı.

Yusuf Suiçmez kendisine dayatmaların yapılmaya çalışıldığından ve siyasi iradenin kararlarının uygulatılmaya çalışılmasından duyduğu rahatsızlıktan şikayet ederken Vakıflar yönetimi de Suiçmez’in kendilerine danışmadan iş yapmasından ve başına buyruk hareket etmesinden yakınıyordu. Ne yalan söyleyeyim iki tarafın açıklamaları da beni pek tatmin etmedi ve iki tarafta yasal süreç başlatacağını söyledi. Ülkemizdeki davaların yasal seyrinin ne kadar sürede sonuçlandığını hatırlatmama gerek yok galiba ama bu mevzu daha böyle devam edecek gibi görülüyor.

Benim esas ilgimi çeken konuysa tamamen halı meselesi oldu. Levent Özadam’ın iddiaları da tuz biber ekti merakıma. Şu uçan halılar uçmuş da uçmuş ta Tunus’a kadar gitmiş. Ne kuvvetli bir rüzgarmış bu meğer. Halı bu yahu uçarak gider mi koca Tunus’a derseniz bende hemen arkasından o zaman kim uçurdu bu halıları diye sorarım. Levent Bey yazısında bu işin de altında siyasilerimizden birinin bir parmağı olduğunu söyledi. Midemizi bulandırmakla kalmayan siyaset, koca bir veba gibi hayatımızın her aşamasına musallat oldu. Kültürel mirasımıza bile. Bu gidişe kim dur diyecek gibisinden klişe bir şey söylemek istemiyorum. Böyle gelmiş, böyle gidecek diyecek kadar da karamsar değilim ama bildiğim tek şey bu halılar ortaya çıkacağı zaman birilerinin canının çok fena yanacağı. Hepimizin atasının, dedesinin döneminden kalan ve maddi değerinin haricinde manevi açıdan da çok önemli bir yere sahip olan bu halılar ortaya çıktığı zaman yargı çarklarımızın çabucak dönmesi ve suçluları cezalandırması lazım. Yeni bir oldu, bittiye daha gelmek istemiyoruz. Bu arada böylesine büyük bir olayı ortaya çıkaran STAR KIBRIS gazetesine teşekkür ediyorum ve diğer basın kuruluşlarına da örnek olmasını diliyorum. Hiçbir suç cezasız kalmamalıdır ve gerçekler gün yüzüne çıkarılmalıdır.

Erkan SÖNMEZ
Bu haber 280 defa okunmuştur

:

:

:

: