Kod Adı : Venüs

Güzel bir akşam... Çok öncesinden haberim var bu geceden. Ebru kızım bu grubun bir üyesi artık. Halkla ilişkiler müdürü çünkü...
Güzel bir akşam... Çok öncesinden haberim var bu geceden. Ebru kızım bu grubun bir üyesi artık. Halkla ilişkiler müdürü çünkü... Aslında bir ay önce de senarist, yazar ve yönetmen Tamer Garip, ardından Harun Korkmaz Ada tv. deki programımın konukları olmuşlardı. Tamer Beyin evinde düzenlediği tanıtım gecesinde de filmin oyuncularının çoğu ile tanışma fırsatı bulmuştum. Hem zaten Yakın Doğu Üniversitesi ana sponsorluğunda çekilecek olan filmde, Sahne Sanatları Bölümündeki hemen herkesin bir rolü var. Ayrıca Türk sinema ve tiyatrosondan da tanıdığımız isimler...

Golden Tulip Oteli’nin terası... Havuz başı... Kokteyl için tüm hazırlıklar tamam. İlk konuk benim... Ebru, siyah, şık kıyafeti içinde göz kamaştırıyor. Büyük bir heyecanla beni kapıda karşılıyor. Elinde konuşma notları... Yanlış yapmamak için sorular soruyor... Bu onun ilk sınavı... Başarılı olacağına inancım tam. Derken konuklar sökün ediyor. TC Büyükelçisi Sayın Arca, ardından Başbakanımız Sayın Küçük geliyor. Cumhurbaşkanının sözcüsü sevgili arkadaşım Osman Ertuğ ve eşi de var. Kızları, öğrencim Denil de filmde rol alıyor. Ertuğ’la siyaset yapalım diyorum ama her zamanki gibi ağzı sıkı... Hariciyeciler böyledir zaten. Ser verirler sır vermezler...

Elbette basın dört bir yanda. Bir ara Neriman Cahit’i görüyorum. Şiirlerine, kitaplarına hayran olduğum yazarımız. Artı Dersanesinin “Çocuk Şiirleri” kitabını bastırdığı müjdesini veriyor. İlk fırsatta konuğum olursunuz, diyorum. Sizi kırmam, biliyorsunuz,diye cevaplıyor. Sanatçıların birbirini desteklemeleri gerek. Ardından Hatice Tezcan’ı görüyorum. Belediye tiyatrosunun sevilen, güleryüzlü tatlı oyuncusu... Arkadaşım Ersev’in kızı... Yıllar önce bukle bukle saçlarıyla annesini Kız Lisesinde ziyarete gelen küçük kız... O da filmde oynayacakmış, doğrusu yakışır hem de çok...

Gözüm kapıda... Ben çok özel ziyaretçimi bekliyorum. Moda tasarımcısı Abdullah Öztoprak’ı... Tesadüfen Kıbrıs’ta... Telefonda “ geleceğim” diyor. Derken telefonum çalıyor, lobideymiş, yukarı çıkıyor. Asansör kapısında karşılıyorum, birlikte terasa çıkıyoruz. Başbakan konuşma yapıyor.

Abdullah Öztoprak, benim için çok değerli... Sanatçı kişiliği, alçak gönüllülüğü en önemlisi yaratıcılığı elbette... Tasarımlarının sunuşunda kendinin seslendirdiği, kendi yazdığı şiirsel metinlere bayılıyorum. Burada gerçekleştirdiği hiçbir defilesini kaçırmıyorum. Ankara’ya gidince de mutlaka bir yerde buluşup kahve içiyoruz. Bana projelerini anlatıyor. O kadar seviniyorum ki! Ben bu açıdan çok şanslı biriyim. Çevremde sanatçı pekçok genç var... Öğretmeni olduğum ya da bir şekilde tanıştığım... Düşünün size hayallerini anlatan, düşüncelerini paylaşan pırıl pırıl gençler... Yaratmanın başlangıcında, ilk adımlarında siz varsınız. Kendinizi o zaman çok özel görüyorsunuz.

Abdullah’ı Tamer Garip’le tanıştırıyorum. Filmin bir karesinde Kıbrıslı moda tasarımcısı olarak yer almalı bana göre... Zaten herkes onu tanıyor, merhabaları bol. Ben projelerini öğrenmek istiyorum. Hafta başı Türkiye’ye dönecek. O zaman onu kaçırmadan program yapmalı... Yayın Müdürüm Serhat’ı arıyorum. Hemen Cumartesi günü stüdyoyu çekim için ayırıyoruz.

Şimdi onu rahatça dinleyebilirim. Mayıs ayında hiçbir devlet desteği almadan, kendi imkanlarıyla katıldığı Türkmenistan Kültür Festivalinde Kıbrıs’ı nasıl temsil ettiğini anlatıyor. Tanınmayan bir ülkenin bir sanatçısı olmanın onda yarattığı üzüntüyü dile getirirken, yalnız oluşunun onu ne kadar yaraladığını daha iyi anlıyorum. Zaten orada ödülünü alırken de bunu hangi sözlerle ifade ettiğinide anlatıyor. Eylül ayında Milano’da düzenlenecek olan bir başka etkinlik için davet almış ama bunu devlet desteği olmadan yapamaz, kapılar çalmalısın, yılmamalısın, bunu ülkemiz için yapmalısın diyorum. Yine Türkiye’de 150 bin kişiye sunulmak üzere bir başka koleksiyon hazırlığı var. Elbette istenirse her etkinlik öncesi, önce Kıbrıs’ta bunları sunabileceğini ifade ediyor.

Bence sanatın, diğer ülkelerin kapılarını açması daha kolay... Türkiye bu yılki turizm yılını bize ayırmıştı. Ama buna sadece folklorlu, hellim çörekli kutlamalar yetmez elbette. Küçümsemiyorum asla... Daha geniş kapsamlı şeyler hayata geçirilmeliydi diye düşünüyorum. Örneğin Kıbrıs Tiyatrosundan örnekler verilebilirdi , dört beş tiyatromuz var, onlar Türkiye’de turneye çıkabilirlerdi.

Aslında tanıtım sorunlarımız pek çok. Bir yere gideceğinizde Kıbrıs broşürü bulmakta bile zorlanıyorsunuz. Düzenli çalıştığımız, zamanı iyi değerlendirdiğimiz de söylenemez bence. Sorunlar çözülmedikçe üst üste geliyor ve bir keşmekeştir gidiyor. Herkes suçu bir başkasının üstüne yıkıveriyor, bitiyor ne yazık ki...

Gece, filmde rol alanların tek tek tanıtımlarıyla ve fotoğraf çekimleriyle sona eriyor. Amaç zaten buydu. Hoş bir akşam oldu. Hoş ve benim açımdan yararlı... Pekçok şey öğrendim. Filmin galasında buluşmak üzere diyorum...
Bu haber 658 defa okunmuştur

:

:

:

: