Serdarlı

1571’de Osmanlılar adayı ele geçirip de nüfus aktarımına başlayınca, Serdarlı’ya yerleşen Türkler, burada yaşayanları kısa sürede göçe zorlamışlar. Çatoz’dan kaçanlar da bugün Aslanköy dediğimiz Angastina köyünün Rumları olmuş. Serdarlı, tarihten beri çok önemli savaşlara, hatta silahlı çatışmaya varan isyanlara mekan olmuş bir köy.
1571’de Osmanlılar adayı ele geçirip de nüfus aktarımına başlayınca, Serdarlı’ya yerleşen Türkler, burada yaşayanları kısa sürede göçe zorlamışlar. Çatoz’dan kaçanlar da bugün Aslanköy dediğimiz Angastina köyünün Rumları olmuş. Serdarlı, tarihten beri çok önemli savaşlara, hatta silahlı çatışmaya varan isyanlara mekan olmuş bir köy.

Osmanlı döneminde köylüler aşırı vergilere isyan edince köye gelen görevlilere silah çekmeye kadar varmış. Osmanlı ordusu daha sonra asileri yakalayıp idam etmiş... Köye atılan bazı güllelerin hala bazı evlerde hatıra olarak saklandığı iddia ediliyor.

Lüzinyanlar döneminde Serdarlı’nın şu andaki yerinde büyük bir şato varmış... Şatoda bir derebeyi oturuyormuş ve tüm bölgeyi de buradan yönetiyormuş... Zamanla bu şatonun etrafına evler yapılmış ve ortaya çıkan yerleşim birimine de Meyi denmiş... 1571’de Osmanlılar adayı ele geçirip de nüfus aktarımına başlayınca, bölgeye yerleşenler “Şato”dan gelen Çatoz adını kullanmaya başlamış. Çatoz’a, Serdaroğulları ailesinden geldikleri gerekçesiyle 1958’de Serdarlı adı verilmiş.

Serdarlı nüfusunun tamamına yakını yerlilerden oluşuyor. Kültürel değerlerini kaybetmemiş bir Kıbrıs köyü olan Serdarlı, özellikle sele, sesta, sepet yapımı ile de çok önemli bir geleneği de hala yitirmesiyle dikkat çekiyor...

Köy camisi, Lüzinyanlar döneminden kalma bir kiliseden bozma... Ancak çok önemli bir özelliği var... Caminin iki duvarı kilise dönemine ait. Diğer iki duvar ise sonradan Osmanlılar tarafından yapılmış. Köyün 1960’ların başındaki nüfusu bin civarındaydı. Hala aynı nüfus korunuyor... Serdarlı’dan dışarıya göç hep 1960 öncesi olmuş... 1960 sonrası çok az kişi köy dışına göç etmiş. Bunlar da daha çok yurt içi göçler olmuş.
Serdarlı’nın 1974 yılındaki görevi de çok önemliydi. Serdarlı, 1963 ile 1974 arasındaki dönemde bölgenin adeta başkentiydi. Köylüler, 1974 sonrası Köfünye (Geçitkale) göçmenlerinin Lefkonuk’a gelmesi ile birlikte Sancaktarlığın bu köye aktarılmasını sağladı.
1974 yılında Rumlar Serdarlı’ya çok ciddi saldırıda bulundu... Köyün yarısı Rumların eline de geçti. Ateşkes ilanı ile birlikte, köyün bir yarısında Rumlar, öte yarısında Türkler, adeta iç içe oldular. Rumlar geceleri içki içip sarhoş oluyor ve “hepinizi keseceğiz” diye bağırıyorlarmış.
Ancak öyle olmaz.14 Ağustos günü köye Türk Ordusu girer.



Köyde geçmişte kuru tarım ve hayvancılık çok önemliydi. Şimdilerde “kalmadı” denilecek düzeyde azalma yaşandı. Babutsanın, yani mısır inciri, köyün en önemli ürünleri arasında...
Köyün en temel sorunu, gençlerin işsizliği... Ayrıca yaz aylarında ciddi su sıkıntısı yaşanıyor. Yaklaşık 15 kişi her gün Güney Kıbrıs’a gidip çalışırken, köyde yaşam süren ve her gün Lefkoşa’ya gidip gelen çok sayıda devlet memuru ve öğretmen var.
Köyde esnafa pek rastlanmıyor. Bir demirci ve bir makinist kalmış çalışan... Ama fırın kebabı hala ünlü... Kahvehaneler günün her anında dolu...

Köyde sele, sepet, sesta çok ünlü... Geçen yıl, kalemlik buğday olmamış ve sele sepet üretimi de düşmüş. Bu sene kalemlik buğdaydan umutlu köylü...
Kalem Örücülüğü; Özellikle Türklerin ve daha çok rağbet ettikleri el sanatlarımızdandır. Buğday bitkisi saplarının örülmesi ile çeşitli kullanım imkanları sunar. Sini (sesta veya paneri) en yaygın üretim çeşididir. Yemek masası, kurutma tahtası ve taşıma aracı gibi görevleri vardır. Kullanılmayan veya işi biten sele duvardaki çiviye asılarak süs eşyası görevini de görür. Sele, hafif derin olarak üretilmekte ve daha fazla saklama kabı (ekmek) veya meyvelik olarak kullanılmaktadır.
1960’lı yıllara gelinliğinde yok olmaya yüz tutan bu el sanatımız, bugün Mesarya bölgesinde özellikle Serdarlı (Çatoz) köyünde önemli uğraş ve gelir kaynağı haline gelmiş.

Köyün en dikkat çeken yanı ise, batı bölgesinin, yeni evlerle gelişmesidir. Köylünün, özellikle gençlerin göç etmeden yine ayni köye yerleşmesi ülkedeki tüm yerleşim yerlerine örnek teşkil etmeli.
Bu haber 40 defa okunmuştur

:

:

:

:

DİĞER HABERLER