Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından koltuğunu Derviş Eroğlu’na bırakan İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ülke gündemindeki gelişmeleri ve bundan sonrası için planladıklarını açıkladı. “Beş yıllık siyasi partilere eşit duruştan sonra bir siyasi partinin liderliğine geçmeyi çok doğru bulmuyorum” diyen Talat, gönlünde yatanın cumhurbaşkanlığındaki pozisyonunu korumak olduğunu söyledi.
Gözde AKBEN
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından koltuğunu Derviş Eroğlu’na bırakan İkinci Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, ülke gündemindeki gelişmeleri ve bundan sonrası için planladıklarını açıkladı. “Beş yıllık siyasi partilere eşit duruştan sonra bir siyasi partinin liderliğine geçmeyi çok doğru bulmuyorum” diyen Talat, gönlünde yatanın cumhurbaşkanlığındaki pozisyonunu korumak olduğunu söyledi. Müzakerelere mülkiyet konusuyla başlamanın bir hata olduğunu düşündüğünü belirten Talat, Rum Yönetimi Lideri Hristofyas’ın çözüm istediğini ancak cesareti olmadığını da ifade etti. Talat, bu açıklamalarını Günaydın Ada programında Haluk Doğandor’a yaptı.
“CUMHURBAŞKANI OLMAK AKLIMIN UCUNDAN GEÇMİYOR”
Cumhurbaşkanlığı görevini devrettikten sonra eski yoğunluğunun kalmadığını belirten Talat, seçimlerin ardından hemen muhalefete geçen bir cumhurbaşkanı olmak istemediği için basında da sıkça yer almayı tercih etmediğini söyledi. Siyasi faaliyetlerine devam edeceğini belirten Talat, şu an aklında tekrar cumhurbaşkanı olma düşüncesinin yer almadığını söyledi. Talat; “Cumhurbaşkanlığı seçimleri oldu ve seçimleri kaybettim. Ancak ülkede ciddi bir kaos var. Bu kaos daha da büyüyeceğe benziyor. Bu kaosun sonucunda ne gibi gelişmeler olacak, Kıbrıs sorunun da neler olacak ve benim düşünce ve politikalarıma ihtiyaç olacak mı, bunları bilmeden ne yapacağım ve ne olacağım konusunu bilmiyorum. Yeniden cumhurbaşkanı olacağım diye bir düşünce aklımın ucundan dahi geçmiyor. Hem çok erken daha önümüzde beş yıl var hem de şartlar ne getirecek, o da belirsizdir. Yani kısacası ben bugün bir cumhurbaşkanı adayı değilim. Öte yandan gündemi takip ediyorum. Bazı temaslarım var. Çeşitli çevrelerle ve arkadaşlarımızla konuşup değerlendirme yapıyoruz. Zaman zaman basının sorularını cevaplıyorum ama bunu mümkün olduğunca az yapıyorum. Bunun nedeni de seçimlerin ardından hemen muhalefette olan bir cumhurbaşkanı olmak istemeyişimden kaynaklanıyordu. Bunun dışında B-beş yıllık siyasi partilere eşit duruştan sonra bir siyasi partinin liderliğine geçmeyi çok doğru bulmuyorum zaten gönlümde yatan aslan cumhurbaşkanlığındaki pozisyonumu korumaktır. Yani bütün partilerle diyalog içerisinde olmak, siyasi faaliyetlerimi sürdürmek, yurttaşlarımla temas içerisinde olmak, onlara güncel olaylarla ilgili ve en önemlisi uluslar arası alanda Kıbrıs sorunu ve onunla bağlantılı olaylarla ilgili görüşlerimi bildirmek yani halkımı belirli noktalarda uyanık kılmaktır” dedi.
“TAVİZLERİ GERİ ALSAYDI, EROĞLU’NU ALKIŞLARDIM”
Seçim süresince rakibi Derviş Eroğlu tarafından sıkça taviz vermekle suçlandığını belirten Talat, bunların geri alınmasını beklediğini ancak hiçbir gelişmenin yaşanmadığını söyledi. Talat, “
“Seçim döneminde Sayın Eroğlu benim tavizler verdiğimi ve bu tavizleri geri alacağını söylüyordu. Halkımızda sonuç olarak iradesini kullandı ve hiçbir görüş ortaya koymayan ancak verilen tavizleri olduğunu ve bu tavizleri geri alacağını söyleyen kişiyi cumhurbaşkanı yaptı. Saygım sonsuzdur. Fakat benim beklediğim benim verdiğim tavizlerin geri alınmasıydı. Bu olsaydı ben bunu alkışlardım ama öyle bir şey yok ve Downer ve Moon’a mektuplar yazarak bırakılan yerden devam edeceğiz dediler. Ne oldu bizim tavizler? Sineye mi çekildi? Geçenlerde Sayın Eroğlu, ‘müzakereler başlarken Türk tarafı çıtayı düşük tuttu’ dedi. E neden yükseltmiyorsun o zaman? Sensin artık cumhurbaşkanı farkında değil galiba. Yükselt bu çıtayı ve Talat bunda taviz vermişti biz bunu yapmıyoruz de ve çıtayı yükselt. Hiçbir şey olmadı görüyoruz. Hatta öyle bir şey oldu ki mülkiyetle tartışmayı başlatmak gibi büyük bir yanlışı da ve bizim aleyhimize olacak bir durumu da kabul etti. Mülkiyetle başlanılamazdı. Kıbrıs sorununun esas kaynağı yönetim ve güç paylaşımıdır. Kıbrıslı Türkler ne alacaksa orada alacaktır mülkiyette değil. Mülkiyette verecektir. Sen neden vereceğin şeyden başlıyorsun? Bu hayati bir kabahattir demiyorum bu bir taktik hatasıdır. Yapılmamalıydı yapıldı ama olsun bundan da çıkış y olu vardır” dedi.
“HRİSFOFYAS ÇÖZÜM İSTİYOR AMA KORKUYOR”
Rum Yönetimi Lideri Dimitris Hristofyas’ın seçilmesine katkısı olduğunu belirten Talat, Hristofyas’ınsa kendisinin kaybetmesine sebebiyet verdiğini söyledi. Hristofyas’ın çözüm istediğini düşündüğünü belirten Talat, bunu yapmaya cesareti olmadığını iddia etti. Talat; “
Hristofyas kendisine göre bazı şeyler yaptı ama iş yapmaya gelince korktu çünkü Hristofyas eski komünist gelenekten gelir ve bu gelenek dogmatiktir ve biraz köylüdür. Halkın büyük çoğunluğunun kendisinin desteklemesini bekler. Bu mümkün değildir. Hristofyas çözümün adamı olarak geldi ve aslında Hristofyas’ı ben seçtirdim. Benim sayemde seçildi. Eğer KKTC’de cumhurbaşkanı ben olmasaydım Hristofyas güneyde asla seçim kazanamazdı. Benim uluslar arası alanda Kıbrıs Rum tarafını zor duruma düşürmüş olmam nedeniyle Papadopulos kaybetti. Hristofyas’ı ben dolaylı olarak kazandırdım ama o beni kaybettirdi çünkü benim halkımın beklentisi çözüm yolunda ilerlemekti. Hristofyas nedeniyle hiçbir ilerleme olmadığı için halk da ümitsizliğe kapıldı ve madem çözüm yok Talat’a ne gerek var ve sonucunu gördük. İnsanlar Hristofyas çözüm istemiyor diyor ama öyle bir şey yok. Hristofyas çözümü ister. Ben istediğine samimiyetle inanıyorum ve onunda samimiyetle istediğine inanıyorum ama bu mesele yapıp yapamama meselesidir. Cesaret ve kararlılık ister bu iş. Yani halkın yüzde sekseninin destek vereceği bir şekilde ilerlemek mümkün müdür? Müzakerede kabul ettiği bazı şeyleri ortağı partiler itiraz etti diye erteliyor ve vazgeçiyor. Bu durumda nasıl müzakere edebilirsiniz ki?” dedi.