Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Çevre Bilimleri Enstitüsü Müdürü Yrd. Doç. Dr. Salih Gücel “çevre” ve “doğal denge” ile ilgili bir basın duyurusu yayınladı.
Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Dairesi Müdürlüğü’nden yapılan açıklamaya göre, Yrd. Doç. Dr. Salih Gücel Basın Bildirisi’nde özetle şunları söyledi:
“Ülkemizde yaşanan hızlı gelişme nedeniyle doğanın karşı karşıya kaldığı insan baskısı, doğal işleyişi etkileyip temel ekosistem faaliyetlerini bozmaktadır. Yapılan bu yanlışlar bu şekilde devam ettirilirse, en sonunda ada üzerindeki hayatın yok olmasına neden olabilecek sonuçların oluşacağı kesindir. Doğada çoğu kişinin ayrıntılarını çok az bilip anlayabildiği, çok karışık bir sistem var. Doğaya yapılan müdahaleler çok büyük zararlar vermekte ve geri dönüşümsüz olmaktadır. Bu nedenle sisteme müdahale ettiğimizde çok dikkatli olmamız gerekmekte ve bu müdahalelerin planlanmasını çevre biyolojisi, çevre ahlakı, çevre hukuku ve çevre sosyolojisi gibi akademik disiplinlerden uzman kişilere yaptırmalı ve bilimsel verilere dayandırmalıyız. Çünkü pek çok kişi, doğal dengenin ne olduğunu ve doğal dengenin bozulmasının ne gibi zararlara neden olacağını bilmemekte veya kestirememektedir. Daha üzücü olanı da bilgilenmek için çaba da harcamamaktadır. Çünkü insanlar, doğa ile kendi yaşamları arasındaki ilişkiyi açık olarak görememektedirler. Yurdumuzda çevre sorunları gündeme geldiğinde sık sık işittiğimiz şey, eğer bu sorunların hakkından gelmek istiyorsak “bilinçli” olmamız gerektiğidir. Bu yaklaşıma göre bilinçli bir toplum, çevreyi daha az kirletir, doğal kaynakları çok daha dikkatli kullanır ve diğer canlılarla daha uyumlu bir yaşam sergiler. İlk bakışta böyle düşünenler pek de haksız sayılmazlar. Çevreyi korumak için eğitim şarttır. Madem ki çevre sorunları insanlardan kaynaklanıyor ve çözümlenmesi de insana bağlı, o halde insanın çevreyi olumsuz etkileyen davranışlarını değiştirmesi gerekmektedir. Bu eğitim yoluyla yapılabilir. Fakat eğitim yolu, sonuçlarının alınması uzun zaman gerektiren bir çözümdür ve tek başına yeterli değildir. Kısacası, bilinçli olmak bir sorunun çözümü için atılacak adımlardan yalnız bir tanesi belki de en önemlisidir. Ülkelerin yüksek yaşam standartlarına sahip olması ve fakirlikten kurtulması için, kendi doğal kaynaklarını, kalkınmasının temeli olarak kabul etmesine bağlıdır. Bunun için de insanoğlu, doğal kaynaklarını sürdürülebilir kullanımından başka çaresinin olmadığını bilinmelidir; çünkü doğada hiçbir canlı tek başına yaşayamaz. Canlı organizmalar yaşamlarını devam ettirebilmek için birbirlerine muhtaçtırlar. O nedenle, doğal varlıkların korunması ve devamlılıklarının sağlanması, onlardan en yüksek düzeyde yararlanma amacından çok, gerçek insanlığımızın ortaya konması bakımından da önemlidir.”