EL-SEN ve TEL-SEN’in geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği ve uzlaşı ile sonlanan eylemleri Ada TV’de Sil Baştan programında ele alındı. CTP Eski Genel Başkanı Ferdi Sabit Soyer’in konuk olduğu programda Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu tarafından geri çevrilen Faiz Yasası da konuşuldu. Yerel bankalara karşı toplumda bir ön yargı olduğunu söyleyen Soyer, Türkiye’deki bankaların yerel bankalara nazaran daha avantajlı bir konumda olduğunu da belirtti. Programda öne çıkan açıklamalar şu yönde oldu:
‘YEREL BANKALARIMIZA KARŞI ÖN YARGI DOĞDU’: “Yerel bankaların hepsi hırsız, uğursuz yargısı var. Şube bankacılığı hiç etkisi hissedilmeyen şekilde haksız prestij elde etmektedir. Faizcidir, mağdur ediyor izlenimi var ve diğerlerine haksız prestij sağlıyor. Kamuya dönük pozisyonlarda kamu bankalarımızda devletin borcu var ve risk faktörü getiriyor. Bankalarımız ne isterse olsun özellikle kontur garantide bile verebilmek için Türkiye’deki bir bankadan teminat ya da garanti belgesi almak zorundadır Kıbrıs sorunu nedeniyle. Faiz ve kredi konusunda yerelbankalara dönük olarak avantajlı konumadırlar. Çok kısa vadede yerel bankaların toplamına da sıkıntı getirecek. Bunun sağlıklı bir şekilde çözüme ulaştırılması gerekir.”
‘ÖZEL SEKTÖRDE TEKELCİLİK DEĞİL KARTELCİLİK BAŞLADI’:Özelleştirmelerle ilgili değerlendirmede bulunan Soyer, tekelciliğin kökeni ne olursa olsun kötü olduğunu ve özel sektörde tekelciliğin değil kartelciliğin başladığını söyledi. Özelleştirme Yasası’nda her şeyin hükümete endekslenmesi ile ilgili bir sorunun olduğunu söyleyen Soyer konuşmasını şöyle sürdürdü: “ Telekomünikasyon ile ilgili iki ay evvel yasa geçirdik. Özel haberleşme ve İletişim Yasası. AB normlarına uygun bir yasa geçirdik. Bu yasanın içinde Kıbrıs Türk Telekomünikasyon Dairesi’ne iki yıllık bir yeni yapılandırma ve yeni yapılandırma pozisyonuyla program özerkliği getirecek bir kısım düzenlemeleri getirecek yasa tasarısı geçirdik. Bunu neden sevk ettiğin yasanın içinde bunu zikretmiyorsun da Özelleştirme Yasası’nda her şeyi hükümete endeksleyen hangi alanı özelleştirme isterse o alan özelleşecek diye kural koyuyorsun o zaman niye geçirmişiz meclisten, neden bunun gereğini yapmıyorsun iki aydır. Belli alanlarda bunu yapmamız lazımdır. Bunu ele almamız ve geliştirmemiz lazımdır.
‘DEVLETİN ARADAKİ FARKI ELEKTİRK KURUMUNA ÖDEMESİ GEREKİRDİ’: “Elektrik Kurumu bütçeden kaynak mı alıyor, aksine bunlar kaynak sağlıyor. Borçlanma başka bir şey. Her kuruluş borçlanabilir. Elektrikte kamunun ve Türkiye’nin desteğiyle halkın katkısıyla elektrikte müthiş gelişme yaşamışsın. Bir sistem ana hatlarıyla olmuş. Grevcileri ziyaret etmeye gittim, gider gitmez ‘aha bu işin suçlusu geldi’ dediler, ‘ne yaptım da suçluyum’, ‘eski sistemi bıraksaydın greve çıktığımızda çökecekti bütün sistem’ dediler. Bu sistemin idamesi için işler yapılması lazımdı. Elektriğin maliyeti 100 liradır. Turizme 60 liraya, tarıma 40, fiyatı ona göre tutarsın.Aradaki farkını devletin elektrik kurumuna ödemesi lazım. Ödemezsen elektrik kurumunun öyle bir yetkisi yok devlet bana ödemedi gideyim keseyim elektriğini sanayicinin, bunu üretmek zorundadır. Devletin ödemediği noktadaki geliri yakıt almak için borçlanmaya başlar. İkincisi devlet kendi yaktığı elektriği ödemez. Bizim dönemimizde bütçeye para koyduk devlet dairelerinin yaktığı elektriği ödemede kullanacağız.
‘BİR KISIM ODAKLAR HÜKÜMETİ DOMİNE EDİYOR’: En mühim mesele, hangi akla hizmettir bu sendikalar ve kuruluşlar endişe içinde açıklama yapmışlar Özelleştirme Yasası’nı sevk ettiğin gün greve çıkacağım demeleri bilinen bir şey. Bu gün yaptığını o gün niye yapmadın. Cumhurbaşkanı Greentree’ye gidiyor bombayı çektiniz attınız. Elektrikte özelleştirme yapmak istemeyiz, özerklik isteriz ne yapmaya bu yasanın içerisine bir satır yazı yazmazsınız ve demezsiniz ki elektrik ve telekomünikasyondaki pozisyonu kapsamaz diye bunu neden yapmazsınız, bu grev nedenidir. Bu insanlar bunu önceden deklare etti. Kimse elektriği kesmez, greve çıktı diye birileri şalteri indirmez. Üretim birimlerinde de grev olursa büyük ölçüde sistem ve trafolar probleme bağlı olarak kendi kendini de kilitler, geri kalan düşük saatler de sistem dengesini kaybettiği için arızalar doğar. Birilerinin gidip şalter indirmesi diye hadise yoktur. Grev esnasında, hükümet başka yanlışlığı bir günde bitirebilirdi. Grev kırıcılığı yapma kararı verdi, beş gün süren gerginliğin ana nedeni oldu. Bu günkü oluşan sonuç halledilmiş olsaydı ufak tefek kesintilerle öfkeler oluşmadan bu mesele hallolacaktı. Bir kısım odaklar hükümeti domine ediyor inancındayım.”