Uluslararası Para Fonu (IMF), pek çok ülkenin temel mali kırılganlıklarını iyileştirmek için kaydettiği ilerlemelere rağmen uluslararası bağlamda küresel mali durumun hala yüksek riskler taşıdığı uyarısında bulundu.
IMF'in yayımladığı ''Küresel Finansal İstikrar Raporu''nda, Euro Bölgesi'nde bir çok ülkenin bütçe açığını azaltmakta, mali kuruluşlarının çalışmalarının iyileştirilmesinde ve orta vadeli eylem planı hazırlamakta ilerlemeler kaydettiğine işaret edildi.
Raporda, aralarında İtalya ve İspanya'nın da olduğu büyük ülkelerdeki borçlanma faiz oranları arasındaki farkın derinleşmesinin piyasalardaki hassasiyetin sıkça değişebileceğinin göstergesi olduğu vurgulandı.
Japonya ve ABD'nin mali düzenleme planının tanımlanması ve uygulanmasının sınırlı olduğuna işaret edilen raporda, söz konusu ülkelerde faiz oranlarının da tarihin en düşük seviyelerinde kaldığı belirtildi.
Raporda, ihtiyaç duyulan orta vadeli mali düzenleme çabalarının genel olarak zayıf olduğu bazı gelişmekte olan ülkelerde, mali durumun, güçlü sermaye akışlarıyla kısmen desteklenen hızlı büyüme oranı ve enflasyonist baskılar dikkate alındığında yetersiz kaldığına vurgu yapıldı.
Geniş kapsamlı bakıldığında gelişmiş, gelişmekte ve düşük gelirli ülkelerin önünde önemli güçlükler bulunduğuna dikkat çekilen raporda, söz konusu ülkelerin büyümeye ilişkin aşağı yönlü risklerin artmakta olduğu bir ortamla karşı karşıya olduklarına işaret edildi.
Raporda, Euro Bölgesi için güçlüğün mali konsolidasyonun sürdürülmesi, büyüme hızındaki düşüşün minimum hale getirilmesi ve kriz çözüm mekanizmalarının yeterliliği konusundaki kaygıları gidermek olduğu belirtildi.
''Euro Bölgesi'nde yayılan finansal baskıların hızı ve ciddiyeti Japonya ve ABD için uyarı görevi görmeli'' denilen raporda, Japonya ve ABD'deki düşük faiz oranlarının hızla değişmesinin mümkün olmadığına işaret edildi.
GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELER
''Gelişmekte olan ülkelerden bazıları mali pozisyonlarını iyileştirmede konjonktürel gelişmelerden yararlanırken, bazıları ise aşırı ısınma işaretleriveriyor'' ifadesi kullanılan raporda, sermaye akışları ve hammadde ihracatındaki yüksek emtia fiyatları dahil olumlu makroekonomik ortamdaki bazı unsurların geçici olabilme riski taşıdığı vurgulandı.
Düşük gelirli ülkelerin kriz sırasında mali destekleri iyi kullandığı, ancak şu anda harcama ihtiyaçlarını giderirken yeniden yapılanma güçlüğüyle karşı karşıya bulundukları bildirilen raporda, yüksek gıda ve akaryakıt fiyatlarının birçok düşük gelirli ülkede harcama baskısı yarattığı ifade edildi.
Raporda, düşük gelirli ülkelerde uzun süreli mali güçlüklerin devam ettiği, bu ülkelerin üçte birinin yüksek borçlu ya da yüksek borç sürdürülebilirliği riski altında olduğu kaydedildi.