Mehmet Davulcu:
33 yıllık kamu görevinden sonra bürokrasinin en üst noktasında Müsteşar konumundayken kendi kararıyla emekliye ayrıldı.
Kıbrıs Türk Toplumu onu Devlet Planlama Örgütü Müsteşarı olarak tanıdı.
Işılay Yılmaz 1975 yılında o zamanki adı planlama birimi olan bugünkü Devlet Planlama Örgütü (DPÖ)’nde planlama uzmanı olarak göreve başladı. DPÖ’nün yapılanması ve bugünkü konumuna ulaşmasında yola birlikte çıktıkları arkadaşlarıyla birlikte emek verdi.
KTAMS eski başkanlarından ve TKP eski milletvekillerinden Erdal Süreç, DPÖ eski müsteşarlarından ve Ankara eski büyükelçilerinden Ahmet Zeki Bulunç ve DPÖ eski müsteşarlarından ve Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı Çetin Uğural gibi toplumda yer etmiş isimlerle birlikte çalıştı.
KAMUOYUNDA GÜVEN YARATTI
Devlet Planlama Örgütü tarafından yapılıp kamuoyuna açıklanan ve Hayat Pahalılığı Oranları olarak bilinen Tüketici Fiyatları Endeksi onun müsteşarlığı döneminde kamuoyunda güvenilirlik kazandı.
Türkiye Cumhuriyeti (TC) ile yapılan ekonomik görüşmelerde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) heyetlerinde uzman olarak görev aldı.
Kısa süre önce (5 Mayıs 08) emekliliğe ilk adımını atan Işılay Yılmaz’ı Star Kıbrıs olarak evinde ziyaret ettik. Işılay Yılmaz 33 yıllık çalışma yaşamında planlama uzmanı, eğitimci ve Müsteşar olarak görevler yapmanın yanı sıra, ailesi içinde sevilen bir anne ve eştir de aynı zamanda.
NEDEN EMEKLİLİK KARARI?
* Neden emeklilik kararı, diye soruyoruz.
+ “Her şeyin bir başlangıcı olduğu gibi, bir de sonu vardır” diye yanıtlıyor o yüzünden hiç eksik etmediği ciddiyetle dengelediği gülümsemesiyle. “Yaş haddini beklemeden, üçlü kararnameyle görevden alınmadan, kendi kararımla son noktayı koymak istedim. Emeklilik kararımı kendim vermeyi tercih ettim. Yorulmaya başladım, kendime ve aileme daha fazla vakit ayırmak isterim” diyerek açıklık getirdi.
GEÇMİŞİN ÖZETİ
* Uzun bir kamu görevi dönemini geride bıraktığı şu günlerde geriye dönüp bakarak bir değerlendirme yapmasını ve özetlemesini istedik.
+ 1975 yılının son aylarında o zamanki adıyla Planlama ve Koordinasyon Birimi olan şimdiki Devlet Planlama Örgütü’nde Kamu Yönetimini Yeniden Düzenleme Memuru olarak göreve geldiğini söyleyerek başladı sözlerine. DPÖ Müsteşarlığı bünyesinde Sosyal Planlama Dairesi ve Ekonomik Planlama Dairesi’nde görev yaptığını söyledi. Sayısını hatırlamakta sıkıntı çektiği hükümetler, Başbakanlar veya Başbakan Yardımcılarıyla çalıştıklarını aktardı. O dönemlerin siyasi çekişmelerini, kamu görevlisi bürokratların bundan nasıl etkilendiklerini de paylaştı bizlerle.
NASIL MÜSTEŞAR OLDU?
* Müsteşar oluşunu sorduk. Nasıl gerçekleşmişti müsteşarlığa atanışı?
+ 1994 yılında kurulan İkinci UBP-TKP koalisyon hükümetinin Milli Eğitim ve Kültür Bakanı olan Mehmet Altınay’ın kendisini arayıp bakanlığının müsteşarlığını üslenmesini önerdiğini ancak kendisinin bu teklif karşısında kararsız kaldığını anlattı. Mehmet Altınay ile önceden kişisel olarak tanışık olduklarını da belirtti. Altınay’dan teklifi üzerinde düşünmek için süre talep etmiş. Talebi kabul görmüş ve bir hafta düşünmüş. Sonunda teklife evet demiş ve Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Müsteşarlığına atanmış. Göreve geldiğinden itibaren tam üç ay süreyle bakanlığın mevzuatı üzerine adeta ders çalıştığını da aktarmadan geçmedi.
“Bakanlığın faaliyet alanının yabancısıydım. İşin başında mevzuatı ayrıntılı biçimde öğrenmem gerekiyordu” diye açıklık getirmeye çalıştı.
EĞİTİMCİ YÖNÜ DE VAR
* Araya girip Işılay Yılmaz’ın eğitimci olarak da hizmetleri olduğunu bildiğimizi hatırlattık.
+ “Evet, doğrudur” diyerek onay verdi. Açık Öğretim Fakültesi ve Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde ekonomi dersleri verdiğini ifade etti. “Ancak bu üniversitelerde ders vermiş olmam eğitim mevzuatını bilmem anlamına gelmiyordu ve benim mutlaka en kısa sürede buna vakıf olmam gerekiyordu” diyerek bürokrasideki başarısının sırrını açıklamış oluyordu bir anlamda.
Yaklaşık bir buçuk yıl süren MEB Müsteşarlığını kariyerinin staj dönemi olarak niteleyerek uygulamacı bakanlıklarda işlerin yürümeyişinin ya da yavaş yürümesinin nedenlerini araştırma olanağı bulduğunu söyledi.
Dönemin ekonomik krizin başladığı dönem olduğunu hatırlatarak MEB Müsteşarı olmasına karşın KKTC-TC ekonomik komitelerinde KKTC tarafının temsilcilerinden biri olarak çalıştığını da sözlerine ilave etti.
MEB’TEN DPÖ’ye GEÇİŞİN ÖYKÜSÜ
* Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı Müsteşarlığından Devlet Planlama Örgütü Müsteşarlığına geçişinin hikâyesini istedik.
+ “Onu da anlatayım” diyerek başladı sözlerine. DPÖ Müsteşarı Olan Ahmet Zeki Bulunç’un Ankara Büyükelçiliği’ne atandığını onun yerine akademik aklandan bir kişinin kısasa süreliğine bu göreve atandığını fakat istifa ile yeniden boşalma olduğunu aktardı. MEB Müsteşarlığından DPÖ Müsteşarlığına geçişin öyküsü şöyle olmuş; dönemin Başbakanı Dr. Derviş Eroğlu’nun Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Doç Mehmet Altınay’dan müsteşarının DPÖ Müsteşarlığına geçmesine izin vermesini istemiş. Bakan Altınay, Başbakan’ın bu teklifini Müsteşar Işılay Yılmaz’a iletmiş ve “karar sizindir” demiş.
Kısa bir düşünme ve kendisini müsteşarlığa getiren siyasi partinin düşüncesini aldıktan sonrasında Başbakan’ın teklifini kabul etmiş. Üçlü kararname ile görevden alınıp aynı gün başka bir üçlü kararname ile DPÖ Müsteşarlığı’na atanmış.
* Kıbrıs Türk kamu yönetiminde ilk ve tek uygulama olan bu olayda kabul ediş nedenini öğrenmek istedik.
+ Cevabı çok açık ve yalın oldu. “DPÖ benim evim gibiydi. Orada daha iyi hizmet verebileceğime inanıyordum” dedi.
KAÇ HÜKÜMETLE ÇALIŞTI?
* Üçlü kararname sisteminin uygulandığı ve yüzlerce bürokratın bu sistem nedeniyle kıyıma uğradığı KKTC’de TKP tarafından siyasi mevkie atanmasına karşın önce koalisyon ortağı UBP tarafından istenmesi, sonrasında da farklı partilerden oluşan hükümetlerin o görevden uzaklaştırmadığı tek bürokrat olan Işılay Yılmaz’a bunun nedenini sormadık. Çünkü zaten herkes onun başarılı bir bürokrat olduğu biliyordu. Biz bunun yerine DPÖ Müsteşarlığı döneminde kaç hükümetle çalıştığını sorduk. Ve üçlü kararname Sistemi hakkındaki düşüncelerini öğrenmek istedik.
+ Bir an durup sesli şekilde hesabını yaptı. “UBP-TKP hükümetiyle başladık, yerine UBP-DP hükümeti gelmişti. 2004 başında CTP-DP hükümeti geldi. Bu hükümet de kendi içinde iki kez yenilendi. Son olarak da CTP-ÖRP hükümeti ile çalıştım” diyerek birlikte çalıştığı hükümetler listesinin dökümünü çıkardı.
“ÜÇLÜ KARARNAME SİSTEMİ DAR TUTULMALIYDI”
Üçlü kararname sisteminin 1976–77 döneminde Türkiye’den kopya edilerek getirildiğini söyledi. Sistemin artıları olduğu gibi eksilerinin de olduğunu belirtti. Bakanların istediği ekiple çalışmasının bir artı olduğunu, fakat yaratılan müşavir sorunu ve insan kaynaklarının israfı bakımından büyük eksiye sahip olduğunu söyledi. Hiçbir sebep gösterilmeksizin görevden alınmanın insan onurunu zedeleyen çok ağır bir kural olduğunun altını çizdi.
Sistemin bu kadar yaygınlaştırılmasının yanlış olduğunu belirterek daire müdürleri ile müsteşarların bürokrat olarak kalması ikinci siyasi müsteşarlıkla özel kalem müdürlerinin sadece üçlü kararname sistemi içinde olması gerektiğini düşündüğünü söyledi.
2 BUÇUK AYLIĞINA VEKÂLET!
* Söyleşimize kısa bir ikram arası verdikten sonra daha müsteşar olmadan önce kısa bir süreliğine vekâleten atanma olayı olduğunu bir hatırlatıp onu açmasını istedik.
+ Çok samimi bir şekilde “o kadar geriye gitmesek daha iyi olmaz mı, hoş bir şey değildi, yaşandı ve geride kaldı” dedi.
Üstelemedik. Ancak sorduğumuz konu hakkında kısaca bir açıklama yapmak gerekiyor kanısındayız. Tarihini tam olarak biz de hatırlamıyoruz. Dönem DP – CTP koalisyon hükümeti dönemi. DPÖ Başbakan Yardımcılığına bağlı. DPÖ Müsteşarlığı boş. Başbakan Yardımcısı Kamu Hizmeti Komisyonu’na Işılay Yılmaz’ın DPÖ Müsteşarlığına vekâleten atanmasını önerir. Önerilen süre de iki buçuk aydır. Kamu Hizmeti Komisyonu Başbakan Yardımcılığını önerisi doğrultusunda vekâleten görevlendirmeyi iki buçuk ay süreyle yapar.
Amaç açıktır. Işılay Yılmaz’ın hizmetine ihtiyaç vardır ama özlük haklarından yararlanmasına engellenmek istenmektedir. Öyle de olur. Üç ayı aşmayan süreyle vekâleten yürütülen görevlerde asilin haklarından yararlanılamıyor. Işılay Yılmaz da bu haklardan mahrum kalacak biçimde iki buçuk aylığına vekâleten atanıyor.
EMEKLİLİKTEKİ PLANLARI NELERDİR?
* Söyleşimizin sonunda emekliliğe dair planlarını sorduk. Uzun kamu görevi yıllarında sürekli üreten bir bürokratın emeklilik döneminde de üretmekten vazgeçmeyeceğine olan inancımızı da belirtmeden geçmedik.
+ Cevabı beklendiği şekilde oldu. “Öncelikle uzunca bir süre dinleneceğim. Kafamı boşaltmama gerekiyor. Bunun için ne kadar zamana ihtiyacım olacaksa o kadar zaman kullanacağım. Kafamı boşalttığıma kanaat getirdiğimde ne yapacağımı planlamayı gündemime alacağım. Bu aşamada tek planım dinlenip kafamı boşaltmak. Ve sonrasında ne yapacağıma karar vermek. Boş oturmayacağım kesindir. Şimdiye kadarki gibi yoğun olmayacak şekilde mutlaka üretmeye devam etmek isterim. Emekliliğimde öncelik ailemde olacak” dedi.
MAYIS AYI HP YÜZDE 2.06
EKONOMİDEKİ PLANSIZLIK TOPLUMA FATURA EDİLİYOR
HÜKÜMET BİN İŞLETMEYE CAN SUYU KREDİSİ VERİYOR
MALİYE YİNE BORÇLANACAK
‘GÜNEY DAHA UCUZ’ SÖYLEMİ GERÇEKLERİ YANSITMIYOR!..
YÜZDE 22’LİK ELEKTİK ZAMMI BUGÜNDEN İTİBAREN GEÇERLİ
YENİ BORÇLANMA BEKLEMİYORUZ
ET FİYATINI ARTIRAN HÜKÜMET DEĞİL
GÜNEY’E GÖRE %79 DAHA UCUZ ÇIKTIK!