Kaderin cilvesi mi bu?

Kaderin cilvesi mi bu yaşanalar… Aç kalma pahasına, dışlanma pahasına yıllarca sol değerleri yaşam ilkesi edinenler… 1 Mayıs’ta Taksim meydanında “örgütlülük” için ölümden dönenler…

Kaderin cilvesi mi bu yaşanalar…
Aç kalma pahasına, dışlanma pahasına yıllarca sol değerleri yaşam ilkesi edinenler…
1 Mayıs’ta Taksim meydanında “örgütlülük” için ölümden dönenler…
Doktor, mühendis, hukukçu olacakken, mücadele inancından diplomasız kalanlar…
Silahların patladığı, gizli saklı örgüt evlerinde ülke geleceğini belirleme gayretiyle mücadele edenler…
Birçok arkadaşlarını, yoldaşlarını gecenin bir karanlığında yitirenler…
Ve daha birçok tarif…
Anlamışsınızdır, yıllar içerisinde mücadeleleri takdirle okuduğum, öğrendiğim CTP’lileri tarif ediyorum…
Bugünkü hükümetin büyük ortağını…
Bugün bakan, milletvekili, müsteşar, daire müdürü olanları…
Bir zamanların meydanlardaki renkli yüzlerini…
İşçi emekçi hakkını bir ömür boyu yaşam mücadelesi yapan insanları anlatıyorum…


19. yüz yılda başlayan örgütlülük kavgası milenyumda KKTC coğrafyasında hala devam ediyor.
Bugün Lefke Avrupa Üniversitesi’nde örgütlenme gaileyle hareket eden öğretim görevlileri işten atılıyor…
Devlete ait bir üniversitedeki bilim adamları sendika üyesi oldukları ve haklarını aramak adına grev yaptıkları için işten atılıyorlar. Ve buna göz yuman yukarıda tarifi yapılan hayatlarını işçi sınıfının hakları için feda eden bugünün yöneticileri…
Ne yaban çelişki bu?
Yıllarca kitapların arasında dirsek çürütüp bilim adamı mı oldun… Senden çok var bizim oralarda… Hem de uçuyorlar, ne sendika çıkıyor ağızların ne de hak… Aldılar mı maaşı tamam!


Ya Dome’da yaşananlar?
Devlete ait Dome Otel’de çalışanlar hak arama kavgası sonrası kendilerini kapının önünde buluyorlar.
Şeffaflık ilkesiyle yola çıkanlar hepimizin malı olan bir oteli kendi milletvekiline devrediyor, tüm tepkilere rağmen… İhale mi? Hak getire…
Ancak hala o mücadele ateşiyle kavrulanlar var buralarda da…

Yeni bir sendika kurma ve çalışanların hakkını gözetme gayretindeler… Sonuçta patron da aynı, sendikacı da, yöneten vekil de… Olur mu böyle?
Sen misin hak arayan, ya da o bakış açısıyla “işe çomak sokmaya çalışan…”
“Haydi evine…”
Çoluk çocuk mu var, neyle geçineceksin gailesi mi yoksa…
O zaman sesini çıkarma… Salla başını al maaşını, konuşma…



Yıllarca baskılardan dem vuran, faşizan rejim anlayışını eleştiren dünün mağdurları, bugünün yöneticileri hiç olmadığı kadar kıyıma göz yumuyor adada…
Ne yaban çelişki bu?
Yoksa kaderin cilvesi mi?

Bu haber 53 defa okunmuştur

:

:

:

: