NEW YORK’A GİDERKEN FEDERAL ÇÖZÜM

“Kabile tarzı” yönetilmeye karşı çıkan, ister iktidarda ister muhalefette olsun, Kıbrıslı Türkler için meclis içinde ve meclis dışında sosyal, ekonomik ve siyasal gelişme, ilerleme, yenileşme ve refah adına, etkili olmak için çalışan CTP-BG, Kıbrıs sorununa federal bir çözüm bulmaktan ve Kıbrıs’ta barış için her koşulda politika üretmekten vaz geçmeyerek hiç teklemeden ve gerilemeden sürdürdüğü bu yapısından ödün vermemiştir; vermeyecektir.

FEDERAL ÇÖZÜM

“Kabile tarzı” yönetilmeye karşı çıkan, ister iktidarda ister muhalefette olsun, Kıbrıslı Türkler için meclis içinde ve meclis dışında sosyal, ekonomik ve siyasal gelişme, ilerleme, yenileşme ve refah adına, etkili olmak için çalışan CTP-BG, Kıbrıs sorununa federal bir çözüm bulmaktan ve Kıbrıs’ta barış için her koşulda politika üretmekten vaz geçmeyerek hiç teklemeden ve gerilemeden sürdürdüğü bu yapısından ödün vermemiştir; vermeyecektir.

CTP-BG, Kıbrıs sorununun BM gözetiminde 23 Mayıs ve 1 Temmuz 2008 anlaşmaları çerçevesinde sürdürülen görüşmeler yoluyla iki toplumlu, iki bölgeli ve toplumların siyasal eşitliğine dayalı Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasıyla çözülebileceğine inanmaktadır ve bunun için çalışmaktadır.

30-31 Ekim tarihlerinde New York’ta BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon ile birlikte toplum liderlerinin yapacakları zirve için dün adadan ayrılan Sayın Eroğlu’nun seçildikten sonra söyledikleriyle yaptıkları birbiriyle örtüşmemektedir. Sayın Talat’ın bıraktığı yerden devam edeceğini sürekli olarak söyleyen Sayın Eroğlu 4 Ocak 2010 tarihinde Kıbrıs Türk tarafının eşgüdüm içerisinde Türkiye ile birlikte geliştirip bir paket halinde Kıbrıslı Rumlara sundukları öneriler dahi takip edilmemiş, hatta çapraz oylama önerisini geri çekerek Kıbrıslı Rumların da dönüşümlü başkanlık konusunu tartışmalı hale getirmelerinin önünü açmıştır.

Sayın Eroğlu’ndan beklentimiz Kıbrıslı Rumları da çözüme motive edecek şekilde yapıcı önerilerle masaya oturması ve federal çözümün oluşmasına pozitif katkı koymasıdır.

TÜRKİYE’NİN ÇÖZÜMÜ DESTEKLEMESİNİN ETKİLERİ
Türkiye’nin Annan Planı döneminde Kıbrıs’ta çözüme verdiği destekten ötürü kazanmış olduğu güçle BM Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine seçilmesi, AKPA başkanlığını kazanması, Avrupa Konseyi Bakanlar Konseyi dönem başkanlığı yapması, İKÖ Genel Sekreterliğini yürütmesi, bölgenin ve dünyanın ekonomisi istikrarlı büyüyen ve dünya ekonomik krizinden az etkilenen ülkeler arasında yer almasının avantajlarını getirdiğini de hiç göz ardı etmemek ve Türkiye’nin çözüme somut ve itici güç olarak katkısının devamını sağlamak gerekmektedir.

Kıbrıs’ta federal çözüm politikasının Türkiye’nin kendi içinde demokratikleşmeye yaptığı pozitif katkı ve sağladığı enerji de son derece önemlidir. Aynı şekilde, yapısal, hukuksal ve demokratik sorunlarına karşın Türkiye’nin AB sürecinin önünü açtığı ve önüne çıkartılan çeşitli sorunları aşmasının en önemli aracı olduğunu da hiç göz ardı etmemek gerekmektedir. Çözüm politikası ve Kıbrıs Türk halkının referandumda “evet” demesi Kıbrıslı Türklere de Mali Yardım tüzüğü, Yeşilhat tüzüğü, İKÖ’de Kıbrıs Türk Devleti olarak temsil edilme ve benzeri kazanımların yanı sıra AKPA’da 2 sandalye ile temsiliyet ve üyelikle gözlemci ülke arasında özel bir statü de kazandırmıştır.

İşte tüm bu nedenlerden dolayı, Türkiye’nin Kıbrıs sorunu konusunda son yıllarda takındığı çözümü destekleme ilkesinden vaz geçmemesi hatta bunu pratikte de daha ileriye taşıyarak, dar milliyetçi kıskaçlardan kurtulup çözümün gerçekleşmesini sağlaması hem Türk halkı, hem Kıbrıs Türk halkı hem de tüm paydaş olan halklar için oldukça önemlidir ve bu çözümün dünya barışına da yapacağı katkı ile tüm dünyadaki sorunlu bölgelerin sorunlarının çözümlenmesi doğrultusunda örnek olacağı açıktır.
Bu haber 104 defa okunmuştur

:

:

:

: