Hicret bize neyi anlatır

Peygamber (s.a.s.)’in Hicreti ve İslâm Tarihinde ki.Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Mekke’den Medine’ye hicreti sıradan bir mekân değişikliği değil,özeldeİslâm tarihinin, genelde de dünya tarihinin en mühim hadiselerinden birisidir.

Peygamber (s.a.s.)’in Hicreti ve İslâm Tarihinde ki.Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Mekke’den Medine’ye hicreti sıradan bir mekân değişikliği değil,özeldeİslâm tarihinin, genelde de dünya tarihinin en mühim hadiselerinden birisidir. Dolayısıyla tarihteki bu hadisenin sebep ve neticelerinin bu önem, dikkate alınarak ortaya konulması gerekir. Hicret, terk etmek, ayrılmak, bir yerden bir yere gitmek anlamlarına gelir. Istılah anlamında ise Hz. Peygamber (s.a.s.)’in Mekke’den Medine’yegöç etmesi demektir. Hicret kavramında, esasında bir kişinin veya toplumun kendi yurdunu terk ederek geçici bir süre için veya tamamen başka bir yeri yurt edinmesi anlamı vardır. Kur’an-ı Kerim’de: “...Onlar ki, hicret ettiler, yurtlarından çıkarıldılar, benim yolumda eziyete uğradılar, çarpıştılar,öldürüldüler. And olsun ki, ben onların kötülüklerini örteceğim ve altlarından ırmaklar akan cennetlere koyacağım...” (Âl-i İmrân, 195) Hicret gerçekte Allah’ın dinini insanlara bildirmekle görevli olan peygamberlerin ortak sünnetidir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.s.)’den önceki Allah elçilerinin büyük bir kısmı da dinlerini yaymak için yurtlarını terk etmek durumunda kalmışlardır.Rasûl-i Ekrem (s.a.s.)’in de zamanı geldiğinde kav-minin kendisini yalanlaması sebebiyle yurdunu terk edip hicret etmek zorunda kalacağı ilk vahiy aldığı günlerde Varaka b. Nevfel tarafından kendisine haber verilmiştir. Hz. Peygamber (s.a.s.) 12 yıl boyunca tüm gayretlerine rağmen Mekke’de Müslümanları ha-kim duruma getirememişti. Üstelik müşrikler her türlü baskı ve şiddet uygulamak sûretiyle ilk Müslümanlar için Mekke’yi yaşanmaz hale getirmişler,bunun sonucunda onlardan önemli bir kısmı yurtlarını terk ederek Habeşistan’a sığınmak zorunda kalmışlardır. Rasûlüllah (s.a.s.) ise yanında kalan az sayıdaki Müslüman la birlikte Mekke müşriklerinin işkencelerine katlanmaya devam etmiş, bu süreçte, hem Müslümanlar için kalıcı bir göç yurdu bulmak, hem de daveti adına siyasî destekçiler kazanmak ümidiyle Mekke’ye gelen yabancı kabile mensuplarıyla görüşmüştür. Allah Rasûlü (s.a.s.)bununla da iktifâ etmeyip destek talebi için bizzat Taif’e gitmiş, ancak onlardan beklediği ilgiyi bulamamıştır. Rasûl-i Ekrem (s.a.s.), sonuçsuz kalan tüm bu girişimlerine rağmen yılmadı ve Mekke’ye gelen yabancı kabile mensuplarını İslâm’a çağırmaya devam etti. Onun davetine tek ve gönülden cevap Medine’den geldi. Şehrin Arap sakinleri olan Evs ve Hazrecliler, Hz. Peygamber (s.a.s.)’i her şartta destekleyeceklerini açıkladılar. Bunun sonucunda Medine, Müslümanlar için hedef merkez olarak belirlenmiş oldu. Bundan sonra atılacak ilk adım,Medine’de ki hareketi daha da kuvvetli hale getirmek için Mekke’de kalan zulüm ve baskı altındaki Müslümanları Medine’ye ulaştırmak, bu sayede Arap yarımadasının iki büyük merkezi olan Mekke ve Medine’nin Müslüman Araplarını birleştirmekti. Hz. Peygamber (s.a.s.) bunu sağlamak maksadıyla Kureyşli Müslümanları yeni merkez seçilen Medine’ye hicrete teşvik etti. O kadar ki, hapsedilenler ve engellenenler ile Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ali dışında ilk Müslümanların tamamı Hz. Peygamber(s.a.s.)’den önce Medine’ye hicret etmişlerdi. Muhacirler, göçleri sebebiyle bir taraftan Kureyş müşriklerinin baskılarından kurtulup hürriyetlerine kavuşurlarken, diğer taraftan da Medine’de kurulması düşünülen İslam devletinin temelleri atmış oldular.













Soru: 5 vakit namaz Kur'an-ı Kerim'de geçiyormu?

Cevap:
Belirli şartları taşıyan Müslümanlara günde beş vakit namazın farziyeti Kitap, sünnet ve icma ile sabittir. Beş vakit namazın eda edileceği vakitlere ve ne şekilde eda edileceğine Kur'an-ı Kerim'in bir kısım ayetlerinde mücmel olarak işaret olunmuş, bu işaretler Rasalül1ah (s.a.)'in kavli ve fiili sünnetiyle açıklık kazanmıştır. Bilindiği üzere Kur ' an-ı Kerim ' deki mücmel emir ve hükümleri açıklama yetkisi, Onu insanlara tebliğle görevli olan Peygamber (s.a.) Efendimize aittir. O namazı bizzat kılarak ve Müslümanlara imam olup kıldırarak nasıl kılınacağınıöğrettiği gibi bunların vakitlerini de göstermiştir. Gerek kılınışşekli, gerek vakitleri ile ilgili bu uygulama ameli tevatür o1arak, günümüze kadar devam etmiştir.
Kur'an-ı Kerim' de beş vakit namaza mücmel olarak işaret eden ayetlerden
Taha Süresinin 130 uncu ayetinde: '...Güneşin doğmasından önce de, batmasın danönce de Rabbını övgü ile tesbih et. Gecenin bazı saatlerinde ve gündüzün etrafında (iki ucunda) da tesbih et ki, rızaya ulaşasın.' buyurulmuş; güneşin doğmasından ve batmasından önce, gece saatlerinde ve gündüzün iki ucunda olmak üzere beş ayrı vakitte Cenab-ıhakk' ıtesbih yani namaz kılmak emredilmiştir.

Bakara Süresinin 238 inci 'namazlara ve ayrıca orta namaza devam edin' mealindeki Ayet-i kerimede 'namazlar' anlamındaki 'salâvat' kelimesi çoğuldur. Arapça da çoğul üçten başlar. 'İki'' ye tesniye denir ve ''iki namaz'' sözü 'salateyn'' şeklinde söylenir. Demek oluyor ki, ayetteki ''salavat'' sözünden en az üç namaz anlaşılır. Ayrıca bir de 'orta namaz' var. Çünkü matuf, matuf aleyhten (üzerine atıf yapılandan) ayrıdır. Bu sebeple 'orta namaz', 'namazlar'' ifadesine dahil olmadığı gibi, her iki yanında eşit sayı bulunmadığı için, üç namazın arasında yer alacak bir namaza ''orta namaz'' denilmesi de mümkün değildir. O halde, ayetteki 'salavat' kelimesi, en az dört namazı ifade eder. Orta namaz buna eklendiğinde beş vakit namaz ortaya çıkar. Orta namazın ikindi namazı olduğu bazı hadislerde açıklanmıştır.

Hüd süresinin 114'üncü ayetinde ise, 'Gündüzün iki ucunda ve gecenin (gündüze) yakın saatlerinde namaz kıl...' buyurulmaktadır.
.
Ayet-i celilede ''gündüze yakın saatler' anlamındaki 'zülef' kelimesi, 'zülfe' nin çoğuludur. Yukarıda belirtildiği üzere en az üç adedi ifade eder. demek oluyor ki, bu ayete göre gecenin gündüze yakın saatlerinde, (akşam, yatsı ve sabah namazı olmak üzere) en az üç namaz var. Ayrıca gündüzün iki ucunda da iki vakit var. Böylece bu ayet-i kerimeden de namazın beş vakit olduğu anlaşılmaktadır.

Bunlardan başka Nisa, 4/103. Hud, 11/114; İsra, 17/78; Rum, 30/17-18; Nur, 24/36; Kaf, 50/39-40; Dehr (İns8n) , 76/25-26 ayet.-i kerimelerinde de beş vakit namaza veya vakitlerine mücmel o1arak işaret eden ifadeler bulunmaktadır. Bu mücmel ifade ve işaretler, Rasulüllah ( s.v. ) , in söz ve uygulamalar ile açıklanmış, onun açıkladığı ve uyguladığışekilde bütün Müslümanlar tarafından ameli uygulama olarak günümüze kadar devam ettirilmiştir.

Asr-ı Saadetten beri her asırda Müslümanlar beş vakit namaz kılmış hiç kimse bunun aksini söylememiştir. Bu itibarla 'Kur'an' da beş vakit namazın bulunmadığı iddiasının ilmi hiç bir değeri yoktur. (Din İşleri Yüksek Kurulu)


BU GÜN ENÇOK NEYE İHTİYACIMIZ VAR?
Herkesin değişik şekillerde cevaplayacağı böyle bir sorunun cevabını söz üstadı bir mana büyüğünden alalım: “Bugün bizim şuna buna değil, “Ben milletimin maddi ve manevi mutluluğu için ateşte yanmaya razıyım” diyenlere... Şahsi menfaat ve bencillikleri bir tarafa iterek Hak ve millet yolunda fani olanlara... Toplumun ızdırabıyla kıvrım kıvrım kıvranıp, hep inilti kovalayanlara... Elinde ilim meşalesi, her yerde bir çerağ tutuşturup cehalet ve görgüsüzlüklerle mücadele edenlere... Üstün inanç ve azimle, dökülüp yolda kalanların imdadına koşanlara... Maruz kaldıkları zorluklar karşısında isyan etmeden, ümitsizliğe düşmeden bir küheylan gibi yoluna devam edenlere... Yaşama arzusunu unutarak yaşatma zevkiyle şahlanan babayiğitlere ihtiyacımız var..!

AYET MEALİ
Allah yolunda hicret eden kimse yeryüzünde gidecek bir çok güzel yer ve bolluk bulur.Kim Allah ve resülü uğruna hicret ederek evinden çıkar da sonra kendine ölüm yetişirse artık onun mükafatı Allaha düşer.Allah da çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir. Nisa süresi ayet 100


HADİS MEALİ

Hz.Ömer(R.A) anlatıyor. Resulullah(s.a.v)buyurdular ki:Ameller niyetlere göredir.Herkese niyet ettiği şey vardır.Öyleyse kimin hicreti Allaha ve resülüne ise ,onun hicreti Allah ve resülünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlanacağı bir kadına ise,onun hicreti de o hicret ettiği şeydir.

HAFTANIN DUASI


Ey celal ve hikmet sahibi,varlığında başkasına muhtaç olmayan ALLAHIM! Bu yeni yıldırki,bu yıl içerisinde beni sana yaklaştıracak amellerde bulunabilmeyi ve senden uzaklaştıracak bütün amellerden uzak kalmayı senden istiyorum.Bananasib et. Milletimizi memleketimizi ve bütün dünyamızı felaketlerden,zalimlerin şerrinden koru. AMİN..


ACILARI KUMA, İYİLİKLERİ TAŞA YAZALIM!
İki arkadaş çölde yürümektedirler. Yolculuğun bir noktasında bir tartışma olur ve biri diğerine tokat atar. Tokadı yiyenin canı acır; ama bir şey söylemeden kuma şöyle yazar: “BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM BENİ TOKATLADI!” Bir vahaya gelene kadar yürümeye devam ederler ve orada suya girmeye karar verirler. Tokadı yiyen bataklığa saplanır ve boğulmak üzereyken arkadaşı kurtarır. Tam boğulmak üzereyken kurtarıldıktan hemen sonra bir taşa şöyle yazar: “BUGÜN EN İYİ ARKADAŞIM HAYATIMI KURTARDI!” Tokadı atan ve hayat kurtaran sorar: “Canını yaktığımda kuma yazdın, neden şimdi taşa?” Diğeri cevaplar: “Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyız ki, bağışlama rüzgarı onu silebilsin; ama biri bizim için iyi bir şey yaparsa taşa kazımalıyız ki, hiçbir rüzgar onu silemesin.

Bu haber 76 defa okunmuştur

:

:

:

: