Tabii ki ön plana çıkmamış ve haber metninin içinde satır aralarına sıkışmıştı enerji kısmı…
Dünyadaki petrol fiyatlarına dikkat çeken Soyer, enerji kullanımında yaşanabilecek sıkıntıları ortaya koyarak alternatif enerjilerin düşünülmesi gerektiğine vurgu yaptı!
Bu düşüncesine katılmamak mümkün değil ama kendisine kocaman bir “günaydın” demek istiyorum…
Günaydın sayın başkan!
Bir yıl önce sivil toplum örgütleri bas bas bağırırken nerelerdeydiniz?
Karpaz’a elektrik götürülmesine karşı olmadıklarını, buraya alternatif sistemlerden yararlanarak (ki bunun için güneş enerjisini örnek veriyorlardı) elektrik götürülmesi için kapı kapı gezen, eylemler yapan çevre örgütlerini o zaman neden dinlemediniz, sayfalar dolusu köşe yazılarını neden dikkate almadınız?
“Bu pahalı bir sistem” diyerek konuyu kestirip attınız.
Bir yıldan az bir sürede ne değişti de şimdi güneş enerjisinden bahsediyorsunuz?
Ucuzladı mı güneş enerjisinden faydalanacak sistemi kurmak!
Tabi ki hayır!
Peki ne oldu… Nabza göre şerbet mi?
Yoksa Demirel’in ünlü sözü gibi, “Dün dündür, bugün bugündür” mü?
Devlet yönetmek ciddi bir iştir, tutarlılık gerektirir!
Öyle değil mi?
Zam eylemi nasıl yapılır?
Hükümetimiz sağ olsun hızını alamıyor, zam yaptığı ürünlere bir ay içinde sessiz sedasız bir zam daha yapıyor… Helal olsun!..
Kamuya istihdam ettiğiniz arkadaşlarımızın maaşlarını nasıl ödeyeceksiniz yoksa, değil mi?
Neyse, dönelim zamlara…
Öyle stratejik ürünlere zam yapılıyor ki; arkasına tüm ürünler yeniden fiyatlandırılıyor. Yurttaşın alım gücü her geçen gün düşerken, hükümet “bir kuruş artış yapmam” diyebiliyor…
Biz de bildiri eylemciliğiyle gün geçiriliyor. Sırayla bildiri yayınlayan örgütler, zamların geri almasını talep edip hükümeti kınamakla yetiniyorlar!
Önceki akşam Türkiye’deki kanallardan birinde ana haberleri izliyorum. Avrupa’nın başkenti Brüksel’de yer yerinden oynadı! Yüklü zamları protesto eden göstericilerle polis bir birine girdi. Bu görüntüler dünyanın tüm saygın ajansları tarafından geçildi.
İnsanlar hak arayışı için yollara derken, bizler ofislerde sekreterlere bildiri yazdırarak geçiştiriyoruz günü…
Şimdi kışkırtıcı diye suçlayacaklar ama madem ki kimse bildirilerinizi dikkate almıyor, sesinizi duyurmak için dünyada neler yapıldığında bir bakmak gerekir, işte Brüksel örneği…
“Denetimler tamam, içimiz rahat” MI?
Tarım Dairesi Müdürü Emine Solyalı, Tarımsal İlaçlar Denetim Kurulu’nun her türlü denetimi yaptığını, çok ciddi çalıştığını o nedenle içimizin rahat olmasını müjdeledi!
Sayın Solyalı mademki her şey yolunda ve kontrol altında aldığımız karpuzları kestiğimiz zaman karpuzun belirli bir bölgesi neden diğer yerlerinden farklı bir tada, kokuya ve renge sahip!
Evet, biz belki işin teknik kısmını bilemeyebiliriz ama bir karpuzun neden bir bölgesi ölü olur? Acaba oradan verilen ilaç mı bunun nedeni?
Eğer öyleyse bu normal mi?
Solyalı sözlerine devam ediyor… “Ürünlerde yapılan analizlerde zaman zaman limit üstü ilaç kalıntısı sonucu çıkmasının normal bir durum olduğuna vurgu yapan Solyalı, her ülkede bu tip saptamaların olabileceğini ifade etti”
Madem ki limit üstü ilaç kalıntısı normal (!) o limit neden konuyor o zaman, ne anlamı kalıyor?
Ben işi pek anlamadım dostlar, ama gerçekleri yaşayıp görüyoruz… Tatsız meyveleri, dev asa sebzeleri, şekilsiz ürünleri market raflarında buluyoruz…
Bu nasıl kontrol anlamadım gitti…