‘ÜRETİM BİTME NOKTASINDA’

Çelik: Ülke şu anda Güney Kıbrıs’tan et kaçakçılığı ile kuru kıyma kırıldığı günleri yaşıyor. Sorunlarımız yapısal. Bu sorunların çözülmesi için yapının değişmesi gerekiyor

Çelik: Ülke şu anda Güney Kıbrıs’tan et kaçakçılığı ile kuru kıyma kırıldığı günleri yaşıyor. Sorunlarımız yapısal. Bu sorunların çözülmesi için yapının değişmesi gerekiyor

Hasan Hastürer’in Ada TV ekranlarında gündemdeki konu başlıklarını yorumladığı ‘Hasan Hastürer ile Bu Gün’ programına Zeytin Üreticileri Birliği Başkanı İrfan Çelik konuk oldu. Çelik, KKTC’deki diğer üreticileri de temsilen ülkede üretim sektöründeki yaşanan sıkıntılarla ilgili samimi açıklamalarda bulundu. Ülkede üretimin bitme noktasına geldiğine vurgu yapan Başkan sendikaların eylemleriyle ilgili de, Kıbrıs Türkünün var olabilmesi, feragat ederek daha iyi bir gelecek için bu mücadelenin verilmesi gerektiğini düşündüğünü belirtti. Hasan Hastürer’in sorularını yanıtlayan İrfan Çelik şunları kaydetti:

Neler yapıyorsunuz? Üretimin bitme noktasına geldiği bir ülkede yaşıyoruz. Esnaf zanaatkarlar kilit vurma safhasına geldi. Müteahhitlerimiz maalesef Türkiye’den gelen ve haksız rekabet yaratan Türkiyeli firmaların dayanılamaz gücü karşısında piyasadan kalkmak üzere. Hayvancılarımız aynı durumda. Ülke şu anda Güney Kıbrıs’tan et kaçakçılığı ile kuru kıyma kırıldığı günleri yaşıyor. Sorunlarımız yapısal. Bu sorunların çözülmesi için yapının değişmesi gerekiyor. Hükümet etme anlayışının değişmesi gerekiyor. Bu hareketin siyasi olduğunu iddia etmiştir sanayi odası. Siyasi amaçla ortaya çıkan bir birliktelik değildir bu. Bu hem sendikal platformun hem üreticilerin yok olma noktasına geldiğinin ortak kararı alınmıştır ve 5-6 ay beklememiz durumunda zaten hiçbirimiz ortada kalmayacağız. Ortak bir paydada buluştuk Kıbrıs Türkünün bu ülkede onurlu ve egemen olarak yaşaması gerektiğine inanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerde eğmen iki devletin ilişkilerinin ortaya konmasını istiyoruz. Bu günkü çerçeve içerisinde bu ilişkiler devam ettiği sürece daha da kötüye gidecek ve her iki taraf bundan zararlı çıkacaktır.Gündemde olan bir ihale yasası var. Bu ihale yasasının içerisinde Türkiye’den gelen bir müteahhit olan firma elinde müteahhitlik yaptığına dair elinde hiçbir evrak olmadan. Kuran üzerine elini koyup yemin ederim dediği zaman KKTC’de açıklanacak olan ihalelere girme şansına sahip.

Geldiği ülkenin meslek kuruluşlarından getireceği belge kabul edilecek?
Getirdiği ülkeden evrak kabul edilecek ama o evrakın olmaması durumunda beyanla yemin üzerine yapacağı beyan kabul edilecek. İhale yasasının bu günkü durumu bu.

KORUNMAYAN MÜTEAHHİTLER İFLAS BAYRAĞINI ÇEKMİŞ DURUMDA:

Yemin etmesi ve aksinin kanıtlanması durumunda o beyan geçersiz olacak
ama? Onunla uğraşabilirseniz uğraşın KKTC’de faaliyet gösteren müteahhitlerin hiçbir gücü kalmamıştır. Türkiye’de açılan ihalelerden dolayı 37 yıldır rekabet etme şansını kazanması için müteahhit arkadaşlarımızın hiçbir devlet tarafından desteklenmemiştir. Korunmayan,teşvik edilmeyen ve desteklenemeyen müteahhitler iflas bayrağını çekmiş durumda.

Başka neler sizi bir araya getirir?KıbrısTürk toplumun yok olma noktasına gelmiş olması bir araya getirdi. Kıbrıs Türkleriolarak bir ortak tavır sergileyip hükümetlerin idare anlayışlarını değiştirmediğimiz takdirde hiçbir geleceğimiz kalmadığını şu anda görüyoruz.

Sanayi odası gibi güçlü bir kuruluşunbu yapının dışına kaçması sizleri olumsuz etkilemeyecek mi? Kesinlikle hayır, daha da güçlü olarak yolumuzadevam ediyoruz. Hükümetle olan ilişki itibariyle bazı arkadaşlarımızın bu hareket içerisine girmeyeceğini görebiliyoruz, anlayışla da karşılıyoruz. Sanayi Odası Başkanının açıkladığı gibi siyasi amacı olan bir örgütlenme değil. Ama geleceğimizi kurtarma siyasi hareket gerektiriyorsa siyasi hareketiz. Bütün partileri kucaklıyoruz. UBP’yede çağrı yapacağız, yalnız CTP ve TKP, TDP’nin destek vermiş olması bunu siyasi hareket yapmış olmaz.

BU GÜNKÜ HÜKÜMET HALKIN İRADESİNİ YANSITAN YÖNETİM ŞEKLİ DEĞİL:Bu günkü hükümetin hükümet ediş şekli kesinlikle kabul edilebilir ve KKTC’de yaşayan insanların idaresini yansıtan yönetim şekli değildir. Kabul edebileceğimiz nokta şudur, Türkiye Cumhuriyeti herhangi bir tüccarı ya da sanayicisinin KKTC piyasasında faaliyet göstermesi bir ihtiyaç değildir ama KKTC’de üretim yapan patatesçimin, hayvancımın, peynircimin,müteahhidimin TC piyasasına ihtiyacı vardır. İki ay Mersin gümrüğünde bir tırı bekletirseniz, buraya gelen ve onun da ötesinde KKTC’den Türkiye’ye ithalat yapan firmaları gümrük kaçakçılığı yapıyor diye suçlayıp 4-5 milyon TL‘lik dava açarsanız Türkiye’deki ithalatçılara hiç kimse KKTC’den mal ithal etmez Türkiye’ye. Bunun da ötesinde dönüp ihale yasasına zorla koydurursanız buraya gelen, beyan verip faaliyete geçecek diye buradaki herkesi batırırsınız.

HAKSIZ REKABETLE İNŞAAT SEKTÖRÜ BİTMİŞTİR: Özyalçın inşaata 3 yıl verilmeyen hak, Bulut inşaata bir gecede verilmiştir. Şu anda o anayolun üzerine yonca yapılıyor bundan daha büyük haksız rekabet ortaya konulamaz. Korumayı, teşviki bıraktık şu anda haksız rekabetle inşaat sektörü bitmiştir. Hükümetin iradesi toplumsal kalkınma için bir plan, program gerektirir. Ekonominin ne kadar gerektiği ihtiyacı olduğunu planlayamayan hükümet bir kapitülasyon vermiştir AKSA’ya, 2002 yılında bu anlaşmayı imzaladılar. Yetmiyormuş gibi bu gün itibariyle Ekim ayında alınan kararla AKSA’ya 200 milyon kilovat saat alım garantisi vermeye çalışıyorlar.Özeleştirmeyleilgili TCAnayasasının 172’inci maddesi temel kamu ürünü üreten stratejik doğal tekel konumundaki stratejik kamu kuruluşlarının özelleşmesini yasaklar. Bizim anayasamıza bütün maddeler Türkiye’den geldiği halde bilinerek bu madde kapsam dışı bırakılmıştır. AB’de de aynı engel var ve TC’de yasak olan bir uygulama burada KIB-TEK için hayır özelleştireceğiz diyorlar.

30 Ocak’taki mitinge katılıyorsunuz? 30 Ocak şu anda daha iyi bir planlama için ve hükümete hazırlamak üzere olduğumuz bir muhtıra var bütün sorunlarımızı kapsayan ve toplumsal bakımdan var olabilmemiz için olmazsa olmazlarımız var. 30 Ocak mitingi ertelenebilir ama daha kapsamlı bir müracaatla hükümete ne yapması gerektiğini söyleyeceğiz. Özelleştirmenin yanlış olduğunu bildikleri halde TC’den gelen telkinlerle maalesef bunu emri vaki hale getirmeye çalıştırlar. Mağduriyet vardır. 6 gün elektrik kesintisi olursa dünyanın her yerinde insanlar mağdur olurlar. KKTC’deki Kıbrıs Türk halkının var olmasıyla yok olması arasındaki farktır bu ve 24 Ocak Kıbrıs Türk halkı için bir milattır. 600 KIB-TEK çalışanını buradan kutluyorum. Halk mağdur olmuştur ama birkaç günümüzü feragat ederek daha iyi bir gelecek için bu mücadelenin verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Telefon dairesinin özel şirkete peşkeş çekilmesine de asla izin verilmeyecektir.


Bizim normal bir ülke toplumla kıyaslandığı zaman mücadeleye çok daha fazla gereksinimiz var, mücadele kültürüne gereksinimimiz var. En genel tanımlamayla bu adada var oluş sürecimiz bağlantılı mücadele sonuçlanmamıştır. Bu ülkede barış içerisinde yaşamak istiyoruz, komşu Kıbrıslı Rumlarla birlikte ama bu yolda istermüzakere devam ederken ister etmediği zaman bu toplumun gerektiği zaman yükselecek bir mücadeleye gereksinimi var ve mücadele transfer edilebilir bir kültürdisiplinidir. Eğer o kültürümüz varsa çocukluktan başlayıp süreç içerisinde de törpülenmemiş gelişmiş bir mücadele kültürümüz varsa onu hayatın değişik alanlarına da aktarabiliyorsunuz. Bu nedenle her koşul altında mücadeleyi destekliyorum. Hatta biraz abartılı olacak ama gözü kapalı desteklediğimi de söylüyorum. Bir insan tek başına veya topluca eğer mücadele kültürü alışkanlığı yoksa eninde sonundakaybetmeye mahkumdur. Bu nedenle mücadele ederken bütüne katkı yapacak şekilde kazanım elde ederse bu kazanımlar toplumsal kazanım havuzunu doldurur ve daha yukarı getirir. Üretici örgütlerimiz vardır, bu örgütlerden yirmi ikisi birlikte hareket ediyor ve bunların önümüzdeki günlerde daha bir kurumsal yapı elde etmesi söz konusu. Bu kurumsal yapı örgütlü mücadeleye sendikal platforma gücünü zaman zaman birleştirip ciddi anlamda bir güç birliği yaratacak ve bu konuda sıkıntılar var. Siyasal iktidarın olası baskısı nedeniyle bu birliktelikten kendini kenara çeken kuruluşlar vardır, saygı duyacaksınız ama ben eminim ki bir gün onlar da bu birliğe ihtiyaç duyacak. Okullarda çocuklara güç birliği öğretilirken bir kalem kırılır, iki kalem kırılır ama sonunda bir deste yapılır, 10, 20 tane en güçlü insan bile onları büküp kıramaz. Demek ki birlikten kuvvet doğar. Bu birlikten kuvvet doğar asla bir toplum içinde müsabaka anlamında söylemiyorum, toplumsal kazanım anlamında söylüyorum. Üretici birliklerinin bir anlamda sözcülüğünü de bu günlerde yapan, zeytin üreticileri birliği başkanı İrfan Çelik ile birlikteyiz.


Hastürer, “Zeytin Üreticileri Birliği Başkanı aynı zamanda 22 üretici birliğini de temsilen konuştu. Çok çarpıcı görüşler ortaya koydu, görünen o ki mevsim kış ama Kıbrıs Türk toplumunda mücadele anlamında önümüzdeki günlerde sular daha da ısınacak” dedi.

Bu haber 295 defa okunmuştur
  • LONDRALI  U.K - 26.01.2012 KKTC DE hukumet ayni ! butun politikacilar ayni ! butun halk ayni ! menfaat , cikar , hazir para , hamma humma ... ne uretimi ?? hangi uretim ? GABAK - HIYAR - GOLOKAS - BULLEZ

:

:

:

:

DİĞER HABERLER