‘POLİTİKA OKULLARA GİRMESİN DİYE EYLEM YAPMIŞTIK’

Öğretmenlik yıllarında verilen mücadele ile günümüzde verilen mücadele hakkında samimi açıklamalarda bulunan öğretmen Neriman Cahit, ülkenin genel durumu hakkında yorumda bulundu

Öğretmenlik yıllarında verilen mücadele ile günümüzde verilen mücadele hakkında samimi açıklamalarda bulunan öğretmen Neriman Cahit, ülkenin genel durumu hakkında yorumda bulundu

Hasan Hastürer’in Ada TV ekranlarında gündemdeki konu başlıklarını yorumladığı Hasan Hastürer ile Bugün ve Son Nokta programına emekli öğretmen Neriman Cahit konuk oldu. Öğretmenlik yıllarında verilen mücadele ile günümüzde verilen mücadele hakkında samimi açıklamalarda bulunan Cahit, ülkenin genel durumu hakkında yorumda bulundu. Programdan öne çıkan çarpıcı başlıklar ise şu şekilde: Köyden şehre gelen 8 yaşındaki çocuk,Kırnılı’ydım. Osmanlı döneminde de Kırnı’ydı. Kırnı bir gecede karar verildi ve bir gecede isimler değişti. O çocuk geldi ve yanıma oturdu, beş parmaklarda dağlarda yaban keçileri ve sanki de o yaban keçilerinden biri de bendim. Akşamın güneş batımınakadar oynar kalabilirdin. Bahçede çiçek açan bir ağaç vardı hep onun üstündeydim. 8 yaşında şehre geldiğim zaman ikinci bir gözlük oluştu en ufak bir yarasıtabir edemeyeceğin kadar etkiliyor. Sevdiğim insanlara da bu şekilde bağlıyım.

Mücadele denince aklınıza ne geliyor? Önce bir kız çocuğu olarak erkeklerden ama vuran kıran düşman değil, en sonunda insan olduğumuzun kavgası ki pek çok şeyi dünyadaki kapitalizm için insan değeri gittikçe düşüyor sanki insan hiçbir değeri yoktur. Canlı olan her şey için onlara gelen en ufak zararda üzülüyorum. Her duyduğum şeylere canım sıkılıyor, öfkeleniyorum, bir yerlerde olmak o meydanlarda olmak derken yüksek tansiyona sıçradı. Yaşadığımız her şeyi biz yaratıyoruz.
İsimlerininönünde belirli sıfatıolan insanlar var. Kaç tanesine gerçek anlamda sayın diyebilirsiniz? Çok uzun süredir sayın dememeye karar verdim ve ben insana sadece para, çıkarı için bütün onları kenara koyabilen, bir dilenci olabilir, bir süre önce öğrencimmiş meğer çöpçü başını eğerek, kaldır bakayım başını diyerek ben çocuklarını gözlerinden tanırım, niçin başını eğiyorsun kaldır başını yukarı dedim. Sen de meclistekiler kadar önemlisin dedim.

2012’de 60-70’lerin gerisindeyiz neden gerisindeyiz?Neden gerisindeyiz gerek sendikalar kişiler olarak hepimizin çağı çok iyi takip ederek o değişiklikleri fark etmemiz gerekir. İki grev yaşandı elektrik, Tel-Sen, karne verilmemesi, ben sendikaların tamamıyla yanındayım ama KTÖS’de kavga meydan desek hesaplaşma yoktu, bitecekti kavga ondan sonra oturup onun hesaplaşmasını yapacaktık. Bir kere bazı öğretmenleri dinlediğim zaman şok oldum. Siz kim, sizin göreviniz ne, bir evvelki neslin mücadelesini en azından okuyun dedim. Bizim hiçbirimiz KTÖS’de görevi olan hiçbir tedbire müracaat etmedik. Bu seni sen yapıyordu. Bazı öğretmemelerin yakasına yapışıp girmeyecek misin greve, girme de görelim.

Niye şimdi öğretmenlerin eylemleri toplumdan tepki görüyor?En büyük mücadele gücü toplumda sendikalardır ama sendikalar sosyal olarak topluma bunu anlatıp yanlarına çekmeleri gerekir.Şimdi mesela hayatımızdapolitikayıpolitikacılığı sokmamıştık. Fevzi Derat bir ara arkadaşlar dedi, ben CTP’liyim ama buraya politika girmeyecek. Kıbrıslı insanlarımızçocuklarımız bir arada tutacaktık. Veliler de bizimleydi. Politika okullara girmesin diye şubatta grev yapmıştık. Lefkoşa’ya 8 yaşında gelen ilk gelen kız çocuğuyum. Koca ninemin annesin elini öpmeye gittiğimde‘baban seni götürecek şehir de sevgiline mektup yazmayı öğrenesin’ demişti. Tabi ki de sevgiline mektup yazarsın ama başka şeyler de yazarsın. Kahvenin önünden geçerken babam beni elimden tuttu ve babamın elimin titrediğini hissettim. Kadı burhan beyin yanında götür getir işleri yaparmış. Kızın olursa okut demiş. Cahit bu çocuğu okut ama öbürtarafta da köyün tutucu bölümü müthiş babama karşı, bütün okul boyunca o sıkıntıyı çektim. Okuyacağım, babamı mahcup etmeyeceğim.
Lefkoşa’da hangi okula geldiniz? Ayasofya, ilkokulu. Kız erkek karışık Kadriye Hanım ondan sonra Atatürk ilkokuluna geldiğiniz zaman karışmıştı. Beni elimden tuttu ve müthiş bir fakirlik vardı ozaman. Reşadiye sokağında kalıyorduk. Köylümüzün evi vardı bize kiraya vermişti. Ailemiz nenemiz hepimiz geldi. 1945 yıllarında. İkinci dünya savaşı sonlarıydı.

DÜNYAM İNGİLTERE’Yİ GÖRDÜĞÜMDE DEĞİŞTİ
Lisede İngiliz müdiremiz vardı, yaşa kraliçemiz diye yaşa kemal derdim. Gene mi sen geldim napayım seni gibisinden okuldan atsalardı köye dönecektim babamı mahcup edecektim. Öğretmen kolejinde de Türkiye’nin bayramlarını bilirdik. İngiliz marşı yazar, bu gün bizim bayramımız bize Türkçe bir şey öğretin dedim. Yok dedi bunu söyleyeceksiniz, yok dedim söylemeyeceğim. Dışarı çıkarttı beni onlar meğer geri dönmüşler ben eve gittim. Disiplin kurulunda 15 gün yargılandım. Her sene kolejde okullarda birincileri İngiltere’ye gönderildi. O sene gidecek kişiydim göndermeyebilirlerdi, gönderdilerama yargıladılar da. Ondan sonra benim dünyam İngiltere’yi gördüğümde değişti. Evlerinde yaşıyorsun, görüyorsun. Her şey çok kocaman geldi bana. Böyle mi derken sorgulamalar başladığında lisede felsefe hocamız beni neredeyse bütün klasikleri okuttu. Liseyi bitirdim bir atlasım sözlüğüm olmadı. Dürüstmüşüm diye ömürboyu kantincilik yaptım lisede ama bir tatlı alamadım. Kenarından keserdimbiriktirirdim. Elmalı şeker çaldım bir kere de bakkaldan yiyemedim cebimde taşıdım gittim yerine koydum. Hayat seni müthiş eğitiyor.
ÖĞRETMENLERİM BAŞIMI OKŞAMADI, İŞTE O ZAMAN ÖĞRETMEN OLMAYA KARAR VERDİM

Ne zaman yazmaya başladınız?Sekiz yaşında desem inanırmısın. Baktım bizim gibi fakir orta halli çocuklarınesemesiokunmuyor sınıfta. Hiç ağzım açılmadı hayatım boyunca, öğretmen hoş geldin dememdi başımı okşamadı ve o zaman öğretmen olmaya karar verdim. Öğretmen olacağım ve bana yapılanı ben çocuklarıma yapmayacağım diye. İlk ayakkabılarımla alay ettiler ama onlar seni küçülteceğine dürttü. Lise ve öğretmen kolejinde hiçbir şeyim yoktu. Farkındaydım ki bir tek aklım vardı. 8 yaşında sınıfta söyleyemediklerimi evde yazardım.

Hayatınızda bu benim dönüm noktasıdır dediğiniz üç dönüm noktası söylermisiniz? Köyden Lefkoşa’ya gelirken seneler sonra Almanya’da workshoptaydık, kiliseye oturttular bizi, bir sürü boya ve kilise müziği ilk kadın olduğunuz ne zaman fark ettiniz çizin. Gözümü kaparken cılız sıska çocuğun babasını gördüm onu çizdim onu hiç unutmadım. Bir de İngiltere’yigördüğüm zaman, başka dünya gördüm. Beni en çok etkileyen babam o zaman destem anlık yapardı ve doktor küçük köylere gelirdi çok insancıldı ve babamla çok ahbaptılar. Bir gün başımı okşadı, doktor küçük.
Bu günkü durumu nasıl görüyorsunuz? Kaç ünlem işareti koyayım?
Geleceği nasıl görüyorsunuz? Kıbrıs Türkünün mahvolacağıninanmıyorum.

Herkesin yaşadığı toprakları sahiplenmesi vardır ve yurt sevgisi farklı bir sevgidir diyorum. O sevgiyi yaşayan herkes de kendilerini ilk sıraya koyarlar. Küçülürher şey köyünüzü şehrinizi seversiniz, birileri Kıbrıs özelinde bir tartışma açılır ben de Kıbrıslıyım der birileri öyle hissediyorsa saygı duyarım ama alnında çocukluktan kalma bir izin var mı, dizinde bir iz taşıyor musun derim. Burada düşmüştüm, kaşımdaki bu çizgiyi görüyor musunuz, filan yerde arkadaşımla oynuyordum henüz daha 8 yaşlarındaydım, oradan kalmadır. İşte bu bizimmahalledir. Her hatıralarınız varsa orada sizin kökünüz vardır. Hatıralar soyut gelir insanlara ama hatıralar insanların o topraklardaki köküdür. Geçmişidir ve yaşadığınız topraklarda ne kadar iz bırakanhatıranız varsa siz o kadar oralısınız. Nereye giderseniz gidiniz aslında sizi taş ve toprak değildir çeken, hatıralarınızla yaşadığınız noktanın buluşmasıdır.Avustralya’yagidip insanlar ve Avustralya bize göre bizde gündüz orada gece bizde yaz orada kış oradaki insanlarla konuşuyorsunuz, sohbet ederken bir bakarsınız ki hızla sizi hatıralarına götürürler. Zaman tünelinde yolculuk aslında anıların not defterinin sayfalarını karıştırmaktır da bunun için toplumun bu hatırlarını yaşanmışlıklarını birilerinin arzuhalci gibi not etmesi gerekiyor. Karşıdakinin söylediğimin ondan daha güzel yazanın empati yeteneği de olması gerekiyor. Bütün mesele bir ülkenin akıl defterini o ülkenin sevgisini o ülkeye yönelik sevgi sözcüğü hafif kalıyor, aşkıyla yatması meselesi vardır. Toplumları toplum yapan bu tür insanlarının varlığı ve niteliğidir. Hangi ülkeye gittiğiniz zaman filan politikacının evini gezen insanlar görürsünüz, hatta ittiği kafenin barın bile çekim merkezi özelliği vardır. Biz de bu topraklarda yaşama mücadelesini verirken bu tür insanlarımızla beraber değerlerini bile bile, değeri değerli kılan kalıcılaştıran insanlarımızla değer buluşması yaparak topluma taşımak insanların görevleri arasındadır. Neriman Cahit, 1970’li yıllardan beri tanıyorum, öğretmenlik mesleğinde buluşmuşluğumuz var, orada hem konuştuk hem kavga ettik, sonra öğretmenlik mesleğinin getirdiği sevgi pekişmesi diyeyim isterseniz, sevgi mesleğinde geçen süre bitmiyor.


Hastürer: En iyi öğretmen ömür boyu öretirken öğrenen öğretmendir. En çok bilen en uzaktaki bilinmeyene en yakın olandır. Yani ne kadar öğrenirseniz o kadar uzaktaki bilinmeyene yaklaşıyorsunuz. Mücadele ederken gözünüzü kırpmıyorsunuz.


Hastürer: Eğer bir mücadele veriyorsanız mücadele ortamında ya bir sokakta meydanda meşhur bir dize vardır, sen yanmasan ben yanmasam nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa. Bir öğretenin bir sanatçının aslında yanmayı kabul etmesidir onu iz bırakan,halbuki bir şeyler yanar ve yok olur. Neriman Cahit’tenKıbrısTürk halkının Kıbrıs’ta yaşayan insanların kategorize etmeyi sevmiyorum, ama böyle görüyorum.

Bu haber 205 defa okunmuştur
  • Teşekkür ederim... Feriha Emel Yaman  Lefkoşa - 4.02.2012 Hayatla mücadele etmeyi, en yakınlarım bile onaylamazken doğru bildiğimi yapmayı, okumanın, hangi yaşta olursanız olun eğitimin devam ettiğini ve beni ben yapan bir çok şeyi öğrendiğim ve hala izinde olduğum ve bizlere ulaştırdığı eserlerinden hala yığınla bilgi öğrendiğim sevgili öğretmenim ömrüm oldukça bize açtığınız yolda yılacak gibi olsamda tekrar toparlanıp yoluma devam edeceğime size söz veriyor, her şey için sonsuz teşekkür ediyorum. Sizi çok seviyor, öğrenciniz olmaktan gurur duyuyorum. Sonsuz sevgi ve saygılarımla...Her şey gönlünüzce olsun...

:

:

:

:

DİĞER HABERLER