Görüşe görüşe konuşa konuşa

Hayvanlar, yaklaşa yaklaşa, koklaşa koklaşa İnsanlar da görüşe görüşe, konuşa konuşa anlaşırlarmış. Yaygın kanaat bu değil mi sizce de?

Hayvanlar, yaklaşa yaklaşa, koklaşa koklaşa
İnsanlar da görüşe görüşe, konuşa konuşa anlaşırlarmış. Yaygın kanaat bu değil mi sizce de?

Kıbrıs sorunu konusunda , yaklaşık yarım asırdır, görüşen, konuşan, pazarlıklar yapan insanlar değil midir?
Yetkili kılınan kişler değiller mi?
Bunca zamandır, o halde, niye anlaşmadılar ve hala daha anlaşmıyorlar, hiç düşündünüz mü?

1968 den beri, toplum liderleri, toplumlararası buluşmalarda, konuşmalarda neden bir yere varamadılar ?
Bence, anlaşma niyetleri yoktu, yoktur da ondan ve bir de anlaşmaya varmalarına izin vermeyenler olduğundan.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararları ve gözetiminde sürdürülen bu konuşmalar sonrası yayınlanan bildiriler artık gülünç ve alay konusudur.

Toplum liderleri iyi niyetle, olumlu atmosferde şu kadar saat görüştüler, şu kararı aldılar, daha sık ve uzun görüşecekler şu bu konuyu ele alacaklar, gelecek görüşme de falan tarihte yapılacak, şu şu konular ele alınacak.....

Kaç kez benzeri açıklamalar yapıldı ben sayısını kaybettim.
Bu gün oldu ne federasyonda ne de yeni bir yapılanmada anlaşma olmadı, olmayacak da.
Sebebi malum.
Tarafların anlaşmak niyeti olmadıklarından ve de katı tutumlarından hiç bir taviz vermeyişlerinden.

Zaman aktı gitti.
Nice çatışmalar, göçler, hatta savaş yaşandı. 1974 yılının 16 Ağustosunda bir ateş kes ilan edildi ve tekrardan müzakerelere dönüldü.
Bu arada Kıbrıs Cumhuriyeti Avrupa Birliğinin tam üyesi oldu, Kıbrıs Türkleri de ayrı bir devlet ilan etti.

Görüşmeler, konuşmalar sürdü , sürüyor.
Sonuç? Sıfır sıfır elde hiç.

Zaman içinde ada Rumları İsrail ve Rusya ile flörte ve bazı anlaşmalar yapmaya başladı.
İsrail Başbakanı Netenyahu yine Kıbrısta ve Rumlarla inanılmaz anlaşmalar yapmaya, imzalar atmaya geldi. Ruslar ise Limasolu Limasolgrada –Leningrada benzetiyorlar ya- dönüştürdü, güney Kıbrısta Rusların varlığı hissedilir boyutlara ulaştı.

Orta doğuda ve Arap dünyasındaki kanlı gelişmeler ortamında Kıbrıs bir o kadar daha önem kazandı. İngiliz egemen üslerinin önemi de kat kat arttı.
Suriyeye ve İrana Amerika ile müttefiklerinin saldırmaları an meselesi.
İsrail, Türkiye ve Kıbrıs kesinlikle Amerika tarafından kullanılacak.

Bizim temsilciler görüşmüş, görüşecekmiş, BM Genel Sekreteri beşli veya uluslararası Konferans çağıracakmış, Kıbrıs sorununu ele aldırtacakmış.
Hepsi de boş umutlar pompalamaktan başka birşey değildir.

Varsın KKTC politikacıları, siyasi partileri, hükümeti, milletvekilleri atıp tutsun.
Koltuk sevdası ile birbirlerini yesinler.
Kimsenin umurunda değil, ilgilen süper güçler de yok, şimdilik.
Ama, zamanı geldiği anda, herşey darma duman edilecek ve Amerikan planları uygulamaya konacak.
Rusyanın soğuk savaş döneminde sıcak sulara, Akdenize inmesini önlemeyi başaran batılılar, özellikle de Amerika şu anda çok endişelenmekte. O nedenle İsraili iyice Kıbrısa soktu. Türkiye –güçlü müttefiki-, zaten halen burada.
Tabloyu ve perde arkassını göremeyen sözde politikacılarımız da havanda su döğdüklerini ne zaman anlayacaklar, merak ediyorum.

Yıllardır devam eden sahte, göstermelik müzakerelerden nemalananlar , köşeyi dönenler bir yanda, ezilen ve umutla bekleyen halk da diğer yanda.
1955lerde, 58 lerde, 63lerde, 74 lerde doğan çocuklar yaşlanmış. İhtiyarlamış, ömür tüketmişler. Bundan sonra anlaşma, çözüm olacakmış da ömrülerinin geriye kalan bölümümü barış güven, refah içinde yaşayacakmışlar. İnanınız kimsenin umurunda değil. Belki yeni nesil değişik ve daha istikrarlı, huzurlu bir yaşama ulaşır.
Ama, görünen gelişmeler hiç de iç açıcı değildir.

Kimilerine göre işimiz Allaha,
Kimilerine göre de Amerikaya, İngiltereye ve İsraile kalmıştır.
Ömrü yeten görecek.
Bakalım insanlar görüşe görüşe, konuşa konuşa mı, birbirini öldüre öldüre mi barışcıl, demokratik, adaletli bir yaşam yaratacaklar. Amerika mı, Çin mi, Rusya mı, İran mı, Japonya mı, İsrail mi başrolleri paylaşacaklar!!
Bu haber 152 defa okunmuştur

:

:

:

: