İyi bir şey yapmaya kalksak da günün sonunda yüzümüze gözümüze bulaştırıyoruz. İşte son örnek trafikte kullanılan radarlar…
Dünyada uygulanan bir sistemdir radarla kayıt… Biz de gördük, kaynak ayırdık ve ülkenin belirli yerlerine yerleştirdik…
İyi de ettik ama bu teknoloji günün sonunda başımızı ağrıttı işte…
Çünkü bunu yaparken hiç alt yapımızı sorgulamadık. Aynen yıllarca asfaltlanan yolların bir hafta içerisinde tekrar yıkılıp altından boru geçirilmesi gibi…
Yani önce alt yapısını tamamla, sonra asfaltı dök! Bu kadar basit ama onu bile yapamadık… Seçim telaşıyla günü kurtardık yıllarca…
Biz yurttaşların da payı var bu işte…
Bir asfalta tav olup, oyları kanalize ettik siyasilere…
Ne yönetenler ders aldı bu sistemsizlikten ne de biz yurttaşlar…
İşte son örnek radarlar..
Radarların kayıt yapmaya başlamasıyla polis örgütü tabiri caizse çılgına döndü. Zaten yükümlülükleri mevcut personelle zor yapan teşkilat, radarların kayıt yaptığı ve raporladığı insanları bulmakta güçlük çekti.
Tam anlamıyla oturmayan bir araç kayıt sistemi… Tabi bunda insanımızın sisteme entegre olamaması da var… Sistemsizliğin sistem olduğu bir ülkede yurttaşlar da kendilerine göre sistemler kuruyorlar çünkü…
Bir polis memuru arkadaşım anlatmıştı polislerin yaşadığı sıkıntıyı;
İlk zamanlarda radardan tespit edilen kişinin adresine giden polis memurları bir de bakıyor ki o adres bir oto galeri, sonrasında aracı satın alanın kim olduğunu soruyor, sonra o kişinin evini buluyor, bir de öğreniyor ki, söz konusu kişi aracı bir başkasına satmış… Kayıt filan yok, polis ne yapsın… Postacı gibi kapı kapı gezip duruyorlar zamanı boşa harcıyorlardı…
Bu iş o kadar çok zaman aldı ki; polis teşkilatının tüm trafik birimini bu işe ayırsanız ancak işlemler yapılabilecek…
İçişleri Bakanlığı baktı ki bu iş olmuyor; özel bir şirketle anlaştı… Ve hatta kural da değişti. Eskiden ceza illa ki süren kişiye tebliğ edilmesi gerekirken, şimdilerde çalıştığı kurum ya da ev adresindeki kişiye de tebliğ edilebiliyor.
Ancak yine de sorun bir türlü bitmedi. Bitmedi çünkü doğru düzgün nüfusunu bilmeyen, sokağının ismi olmayan, evlerde numara bulunmayan bir ülkede yaşıyoruz ve bu tip teknolojiler bize biraz fazla geliyor açıkçası…
İşte bu sistemsizliğimiz şimdi birilerinin mağduriyetine neden oluyor. Çünkü bir çok sebepten dolayı söz konusu özel şirket kişilere zamanında cezalarını gönderemiyor. Bu kez birikmiş bir şekilde cezaları alan kişilerin ehliyetleri alınması gerekiyor.
Bakan Özkan Murat açıklama yapıp ehliyetlerin alınmayacağını söylüyor… Tam bir karmaşa yasa başka diyor otorite başka…
Sonuçta teknoloji başımıza bela oluyor. Oysa öncelikle sistemi geliştirmeli, altyapıyı hazırlamalı sonrasında asıl işe koyulmalıyız.
Kısaca; KKTC gerçeklerine göre hareket etmeliyiz kanımca…
Tükenirken…
Bir demeç savaşıdır gidiyor. Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası’nın birkaç hafta önce yaptığı araştırmaya Başbakan Soyer yanıt verdi. Soyer öğretmenleri ırkçılıkla suçladı; verilerin yanlış olduğunu söyleyerek doğrularını kamu oyuna açıkladı.
Nedense gerçekleri söyleyenler hep istenmeyenler kategorisine alınır. Veriler belirli oranlarda yanlış olabilir belki, ancak hamasi demeçlerle gerçekler örtülemez.
Kıbrıs Türk halkı eriyor, yok oluyor… Bu tehlikeli süreç ilerliyor, bunu ortaya koyanlar ırkçı ilan ediliyor. Ancak gerçekleri yaşıyor ve görüyoruz…
Birilerine hoş görünmek için yapılan açıklamalar sadece o amaca hizmet eder…
Biziler birbirimizi suçlayıp dururken, tükenişimizin resmini çekiyoruz oysa…