Küstüm oynamıyorum!

Zeynep Kasalini’nin seslendirdiği şarkılardan birinin nakaratında vardı; “Küstüm oynamıyorum…”

Zeynep Kasalini’nin seslendirdiği şarkılardan birinin nakaratında vardı; “Küstüm oynamıyorum…”

Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın önceki akşamki yemeğe katılmayacağını açıklamasından sonra aklıma ilk o nakarat geldi…

Bir adım önde olacaktık…

Bir elimiz havadaydı, karşı tarafın sıkmasını bekliyorduk…

Ne oldu birden bire?

Dünyayı şaşırtan çok olumlu adımlar attık…

Önce Oya Talat Güney’e geçti, ardından Sayın Talat Lokmacı’dan geçip Güney’den alış veriş yaptı…

Soyer, Güney’de yetkililerle bir araya geldi…

İşler tam anlamıyla iyi gitmese de oluşturulan iyi niyetli hava bir nebze de olsa ümitleri filizlendirmişti…

Peki, şimdi ne oldu? Ne değişti aniden?

BM Genel Sekreteri’nin Siyasi İşlerden Sorumlu Temsilcisi Lynn Pascoe adaya geldi; önce Talat’la ardından Hristofyas’la görüştü. İki lidere akşam yemeğinde bir zirve teklif etti. Bundan daha iyi bir fırsat olabilir mi?

Israrla “Hristofyas’la bir araya gelmemiz lazım” diyen Sayın Talat, neden bu önemli davete teşrif etmedi? Bundan iyi görüşme fırsatı mı olur?

Saray’dan mutlaka bu yönde açıklama gelmelidir.

“Yemeğe gitmemem için birçok gerekçem var” diyen Talat’ın bu gerekçelerini kamuoyuna açıklaması zaruridir…

Haftalar önce her zaman Kıbrıs sorunuyla ilgili bilgileri aldığımız Rum basını Talat’ın Pascoe ve Hristofyas’la yemekte bir araya gelmek istemediğini yazdı. Bu noktada Saray’dan yapılan açıklamada Pascoe’nin henüz programının belli olmadığı söylendi ve iş geçiştirildi…

Demek ki haftalar öncesinden Kıbrıs Türk tarafı “Küstüm oynamıyorum” demişti dünyaya…

Sayın Talat’ın yemeğe gitmemesi Kıbrıs sorununun çözümü noktasında Kıbrıs Türk tarafına ne katar?

Ya da soruyu farklı soralım… Ne kaybettirir?

Görüşmeden kaçmanın hiçbir şey kazandırmayacağı gün gibi ortadayken, çok şey kaybettireceği de açıktır.

BM yetkilisi tarafları masaya çağırıyor, “gelin konuşalım, bu işi çözelim” diyor, Sayın Talat, “ben gelmem” yanıtı veriyor…

Peki, gerekçe; bilmiyoruz…

Dünya bu olayı nasıl aldılar?

Sayın Denktaş da liderliği döneminde benzer tutumlar sergilediği için yerden yere vurulurdu!

Şimdi ne değişti!

Yoksa sorunu çözme istencinden mi vazgeçildi?

 

Sayın Talat’ın açıklamaları arasında dikkatimi çeken bir başka nokta daha vardı; “Sorunları aşmak için zamana ihtiyaç var” dedi…

Rum lider Hristofyas’ın müzakerelerin başlamasını erteleme istenci zaten biliniyor. Biz bugüne kadar ertelemeden bahsetmedik, aksine sorunun bir an önce çözümlenebilmesi için en erken zamanda müzakerelere başlanmasını talep ettik. Sayın Talat bu açıklamasıyla müzakerelerin erteleneceği mesajını verdi kanımca.

Zaten Pascoe dünkü basın açıklamasında iki liderin bugün bir araya geleceklerini söyledi. Muhtemelen bugün bu karar üretilecektir. Haziran’ın ikinci yarısında başlaması gereken süreç eylül-ekim aylarına kaydırılacak herhalde…

Ertelenen zaman bizim için dezavantaj. 2004 referandumu sonrası burnu havada tavırlarıyla dünyanın antipatisini toplayan Rum yönetimi Hristofyas’la yeniden ‘şeker oğlan’ pozisyonuna getiriliyor, bu arada biz de “küstüm oynamıyorum” tavırlarımızla sempatiyi kaybediyoruz… Hristofyas’ın oyun planı kusursuz işlerken, bari var olan sempatiyi kaybetmeyelim…

O zaman işimiz daha da zor olur…

Bu haber 44 defa okunmuştur

:

:

:

: