1 Mayıs günü Boğaz Piknik Alanı’nda düzenlenen piknikte neticesinde 1 Mayıs’ı kutlayacağım derken ortalığı pislik abidesine çevirdiği ve piknikte kullanılan bayrakları da atıl vaziyette bıraktığı için basında duyarsızlık ve sorumsuzlukla suçlanan UBP’yi savunma adına UBP Gençlik Kolları Başkanı sıfatıyla Sami Osmanlı adlı şahıs coşuverdi ve UBP’yi çevreye karşı duyarsızlıkla ve saygısızlıkla eleştiren basını “kendince eleştirme” çabasına girerken gafletten gaflete tepetaklak düştü...
Neymiş efendim, temizlikten sorumlu olan Girne Belediyesi’ymiş de bu yüzden temizlik kendileri tarafından yapılmamışmış...
Neymiş efendim, UBP her zaman için vatanına, milletine, bayrağına ve devletine sahip çıkan ve onu koruyan bir partiymiş...
Neymiş efendim, böyle çirkin saldırılarla UBP yıpratılamazmış ve bu saldırıları yapanları kınıyormuş...
Hep söylerim, Allah akıl ezan verirken birileri kapının arkasına saklanır, sonra da biraz boyu büyüyünce aklı da büyüdü sanarak ayak başparmağıyla burnunu karıştırma denemesine girişir...
Marifet bu ya!
Sen, sözüm ona bayram yapacaksın, ortalığı pisliğe boğacaksın, yediğinin içtiğinin pisliğini, artığını ortada bırakacaksın, kısacası vatanını kirleteceksin, sonra da hem kel hem fodul, hem saygısız hem de duyarsız bir edayla başkasının senin yarattığın çirkinliği, senin pisliğini temizlemesini bekleyeceksin...
Eleştirilince de yaptığına bakmayacak, eleştirenin yaptığına çirkin diyeceksin...
Bununla da yetinmeyip, parti olarak vatanını, milletini, bayrağını sevdiğini, her zaman için onlara sahip çıktığını iddia edeceksin...
Ve bütün bunları yerlerde sürünen bir Türkçe ile, neresinden tutsam tel tel dökülen cümlelerle ifade edeceksin...
Vay ki ne vay...
Kimlerin eline, kimlerin aklına kaldı UBP gençliği...
“Laf ola” beyfendi diyeceğim KKTC’li muhterem ve UBP’li müstakbel vatandaşım, sen ve senin gibiler önce oturup Türkçe dersi çalışacaksınız...
Sonra, vatan-millet-bayrak nutukları atmadan önce, biraz vatandaşlık dersi çalışacak ve vatanını, milletini, bayrağını sevmenin birinci önceliğinin onu korumak ve her zerresini temiz tutmak olduğunu öğreneceksiniz, öğreneceksiniz ki vatanını temiz tutanların, vatanlarına sahip çıkanların ancak ruhları temiz olanlardan olduğunu da öğrenesiniz...
Sonra da kafa ütülemeden akıl verme çabasına girmek isterseniz, şansınızı deneyeceksiniz...
Aksi takdirde bu ülkenin toprağına karşı ne kadar duyarsız ve saygısız olduğunuzu ortaya koyduğunuzda ve bu da yüzünüze vurulduğunda, lafazanlık yapmayacak, “ütülenmeyi ve dümdüz” edilmeyi de göze alacaksınız ve saçmalamayacaksınız...
Sen ve senin gibiler, UBP’nin yaratılmasında ciddi sorumluluk sahibi olduğu “ayakların baş olması” düzenine sabah akşam dua ederken, şunu da aklınızın bir köşesine iyice sokun...
Kendi pisliğinizi temizlemekten sonuna kadar sorumlusunuz, temizlemezseniz onun bir parçasısınız.
Kimse senin pisliğini, ortada bıraktığın rezilliği temizlemek ve yaptığın rezilliğe de göz yummak zorunda değildir.
Milletin işi gücü yok da sen ve senin gibilerin yarattığı pisliği, çevre kirliliğini mi temizleyecek!
Temizlemekle kalmayacak ve yaptığınıza bir de göz yumulacak, öyle mi!
Çevreye karşı sorumluluk bilincine sahip olmak, insan olmanın en başta gelen gereklerinden ve erdemlerinden biridir, belli ki bundan da uzaktan yakından haberiniz yok...
Bu bilince ve erdeme sahip olmayanların eksik olsun vatan sevgisi, eksik olsun millet sevgisi, eksik olsun bayrak sevgisi, eksik olsun zihniyeti, eksik olsun varlığı bile...
Diğer taraftan, bir ırkın, bir milletin çocuğu olmakla, vatanına ve bayrağına sahip çıkmakla övüneceksin ama kendi anadilinde derdini anlatırken gafletten gaflete düşeceksin, dere tepe dümdüz misali giderken tepetaklak gideceksin...
Bu gidişle, bu kafalarla bu ülkeye hem parti olarak, hem de insan olarak akıl vermek için daha milyon fırın ekmek yemeniz lazım sizin...
Derhal bu vatandan ve milletten yaptığınız ve yarattığınız rezillik(ler) için özür dileyin...
Bu özür, tükürdüğünüzü yalamakla eş anlamlı olmayacak ancak!
Tüküreyim derken zaten yüzünüze, gözünüze bulaştırdığınız o tükrük yüzünüzde, gözünüzde bulaşık halde dururken tükürülen yalanmaz...
Bu özür, “tüküreyim derken kendi yüzüme gözüme bulaştırdım, bunun için olsun özür dilerim” mahiyetinde bir özür olur ancak...