İnsan biriktirmek

Bazen zordur bazı insanlara yakın durmak. Siz ne kadar adım atarsanız atın, aradaki mesafe kapanmaz bir türlü..

Bazen zordur bazı insanlara yakın durmak. Siz ne kadar adım atarsanız atın, aradaki mesafe kapanmaz bir türlü.. Yaklaşılmayan uzaklar olarak kalır yerinde. Anlamaya çalışırım böyle insanları, ilginç gelir bana hissettikleri, korkarlar belki yaşamaktan, ya da yaralanmaktan, ya da belki size yakın durmak istemezler tabi, illa ki dramatikleştirmenin bir anlamı yok. Kendi başına olmaktan bir farkı olmaz öyle insanlarla vakit geçirmenin benim için yorar beni bu yüzden. Doğallığımın saklanası gelir. Şairin dediği gibi;'Mesafeler ayıramaz insanları inan Birleştirir telefon telleri gibi….Eğer milimetrelerse ayıran, Bağışlanmaz bir yazgıdır bu beteri, beteri'
Bir yumurtadan ürkekçe kafasını uzatan bir yavru gibi dursa da birçoğu, birçoğu da kendi sınırları içinde yaşatmak istemez kimseyi. Kapsama alanı dışında durduğunuz sürece huzurludur içi, belki güvenliğinin garantisidir kim bilir? En çok da onlar korkarlar yalnız kalmaktan.. Aslında mevcut yalnızlıklarından korkarlar belki de, kabul etmek istemezler.. Kimi kaybetmekten korktuğu için kazanmaz. Gariptir ama böyle insanlar biliyorum. Onların daha da zordur işi. Hem isterler, hem istemezler. Oysa davetsiz misafirliğim baskındır benim. Samimiyet çizgisinin hangi tarafında duracağım belli olmaz çoğu zaman, kendimce yakaladığım ipin ucunu asla bırakmam.. Hani alırsınız karşı taraftan o sinyali de koyverirsiniz.. Bazen patlayan bir kahkahanın ardından misafirliğiniz başlar karşı komşuda, bazen ortak bir geçmişe ait olmanın keşfine varış, ya da ortak hevesler ve heyecanlara yelken açıyor olmak yaklaştırır. İnsan kazanmaktır bunun adı. En verimli yatırımıdır hayatın. Kaybetmeden tutabiliyorsan bir de elinde.. İşte o hayatın en vazgeçilmez başarısı ve hediyesidir.
İnsan biriktirmek etrafında.. İyisi ile kötüsü ile her türlüsüne yürek açabilmek önemlidir. Yaşı ilerledikçe anlar çoğu insan, insan biriktirmenin ne kadar önemli olduğunu, kimi başı dara düşünce anlar.. Detay gibi görünen ufacık ilgilerin, esirgenmeyen sevgilerin nasıl faydası olduğunu çoğu zaman.
Vardır her yolu denediğim halde kapının eşiğinde kalmışlığım benim de. Ama eşikte beklettiğim olmamıştır sanıyorum. Sanıyorum, çünkü eğer bilmeden görmezden gelmişliğim varsa bir insanı üzülürüm o vakit. Eşikte kalakalmışlığımla geri dönmem çoğu zaman ara, ara gelir tıklarım o kapıyı yeniden.. Ne hayattan vazgeçebilirim kolayca, ne insanlardan..
Niye mi yazdım bu yazıyı? Sanırım eşikte beklemekten sıkıldım biraz vakit geçsin istedim :)
Tüm tanıdıklarınızın yaşamında ikinci çoğul şahıstan, birinci tekil şahısa terfi etmeniz umuduyla..)
'Ben sizi sen sanırdım
Aldım oraya çıkardım
Sen siz olmuşsun
Görmeyeli..'

(Alıntı)


En son

 

Çetin Özen

 

 

Bu haftaki EN SON köşemizin konuğu ülkemizin tanınmış Tiyatro sanatçısı

 Çetin Özen…Özen, uzun yıllar KKTC Devlet Tiyatrolarında Oyuncu

Yönetmen ve Yönetici olarak çalıştı.Genç yaşta (44) emekliğini istedi ve ülkemizin en önde gelen yüksek öğretim kurumlarımızdan KKTC’nin ilk ve tek oyunculuk fakültesi olan, YDÜ Sahne Sanatları Fakültesi “ Tiyatro Bölümü”nün kuruluş çalışmalarının başında bulundu...Fakültede müthiş bir eğitim kadrosu kurdu.Bilgi, deneyim ve birikimlerini gençlere aktarıyor…Genç Tiyatro sanatçılarına ve Tiyatro sanatçı adaylarına ışık saçmaya devam ediyor.

İşte Çetin Özen ‘in EN SON ları..

 

Okuduğunuz kitap?.......................................Aykut OGUT, “Evrenden Torpilim Var

İzlediğiniz film?............................................Roland Emmerich, “Anonymous-(Anonim)

Katıldığınız etkinlik?.....................................Ferdi Merter,”İstanbulname”Samsun Dev.Op.ve

                                                                       Balesi’nde.

Yaptığınız seyahat?.......................................Samsun,Türkiye

Aldığınız armağan ?Kimden?.......................Eşim ve Çocuklarımdan Doğum günü hediyesi     

                                                                       ” I Phone 4 S

Verdiğiniz armağan ?Kime?..........................Eşime, Ben ve çocuklarımdan “İstanbulda hafta

                                                                        sonu tatili”.

Dışarda yediğiniz yemek?Nerde?..................Avcılar Meyhanesi-Lefkoşa

Son meşgul olduğunuz konu?........................YDÜ Sahne Sanatları Fakültesi “Tiyatro

                                                                        Bölümü” öğrencilerinin eğitim çalışmaları.

Behzat Ç. hastasıyım

BEHZAT Ç.’DE SON BÖLÜM, CEM YILMAZ GÖSTERİLERİNİ SOLLAR KIVAMDAYDI. CİNAYETLERİYLE, AŞKLARIYLA, KÜFÜRLERİ VE ESPRİLERİYLE LEZZETİN DORUĞUNDAYDI. RÜYA OLMASINDAN KAYGILANIYORUM.
 
İşte ilk gününden beri en sevdiğim dizi desem abartmış olmam. Gerçek olaylarla bağlantısı, sürükleyiciliği, ikide bir “biiiip”lenmek mecburiyeti gerektiren küfürleriyle can bir dizi Behzat Ç... Hele son bölümü, adeta final bölümü gibi oldu.
 
Behzat Ç.’nin soyadı tahminleri, bir kısım izleyici gibi beni de çok düşündürdü; Çizer, Çözer, Çinçin, Çatapat, Çorum, Çikilop, Çikita, Ç. Guevara, Çomar… Bir nedeni var ki, soyadını kapatıyorlar. Ya yakışıksız bir şey, ya da gizem olsun diye. Son bölümde nikah sahnesinde bile ser verip sır vermediler. Her neyse, bu arada Behzat Ç.’nin bir ara Şahin K.’yı bulup hizaya getirmesini bekliyorum.
 
Dizinin erkekleri, RTÜK’ü kızdıracak kadar evlilikle arası olmayan ama aşkla seven, küfür kafir giden, sürekli suçlular ve en alttakilerle muhatap olmaktan dolayı mesleksel özellikler denilebilecek kadar hoyrat, paldır küldür ve kadınlara karşı hafif ifade kabızı tipler. Polisin içindeki kaba dayakçı tiplerden farkları, olayları kısa sürede çözme yeteneğine sahip oluşları. Yabancı filmlerdeki federaller gibi kahve içip donut yemiyorlar. Gündüz paso çay, gece bira ve rakı ağırlıklı içki alışkanlıkları var.
Cinayet büro elemanlarının küfürlerini ne kadar bipleseler de, ne dedikleri anlaşılıyor ve bu da doğallıklarının bir parçası. İşte aşık eleman Harun’un telsizle aşk ilanı ve bir meslektaşıyla diyaloğu;
- Seviyorum merkez…
- Merkez dinlemede.
- Seviyorum ulan, anladın mı, seviyorum merkez…
- Anlaşılmadı tamam.
- Lan biriniz de anlayın be! Seviyorum merkez… Seviyorum anladın mı ? Seviyorummmm...
- Gereksiz anons yapmayalım. Kodun ne senin?
- Kodu... Kodu söyleyim ben kodu… Kodu; hayatımın ….a kodu!..
Bir kırmızı nokta espri daha…
 
Son bölümün abuk cinayetlerinden biri. Çıplak bir erkek cesedi yatakta, içeri odada ise bıçaklanmış bir şişme bebek yerde yatmaktadır. Cinayet çözülür, katil bulunur ve şubede sorgu odasına alınır. “Prensesim” dediği ve tutkuyla sevdiği şişme bebeğe tecavüz eden arkadaşını öldüren katil, sevdiği plastik kadını da bıçaklamış ve söndürmüştür. Behzat, sorgu odasından çıkarken odadaki Harun’la aralarında, beni benden alan şu diyalog geçer;
 
- Sen kal. Burada kal.
- N’apçam ben bununla?
- Masaya dikkat et la…
 
SAVCI VE POLİSİN AŞKI.
Cinayet Büro Amiri Behzat Ç. karakterini oynayan Erdal Beşikçioğlu’nun başarısından söz etmek lazım. Diğer karakterler Savcı Esra (Canan Ergüder), Harun (Fatih Artman), Hayalet (İnanç Konukçu), Akbaba (Berkan Şal), Şule (Ayça Eren), Şevket (Ege Aydan) ve tüm karakterler diziye çok yakışıyorlar. Yalnız power rangers gibi kafasını sallayarak konuşan narkotikçi kadın gibi sıra dışı tipler de var.
Dizide, bizim kamuoyunun aşina olduğu olaylar da dikkati çekiyor. Sıra dışı olan, savcı kadın ile polisin aşkı. Dozunda, hareketli ve inandırıcı.
 
Son bölümün tamamen rüya olabileceği izlenimi var bende. Başgan ve Ercüment’in ayak seslerinin yer alması iyiydi. Behzat ve savcının evliliği gerçekse sürer mi bilmem. Hayalet yine hapishane yolcusu bir kadını hayatına sokuyor. Akbaba’nın babasıyla ilişkisi açıklığa kavuşacak sanırım. Tetiği çekemeyip kusmaya başlaması, dizi erkeklerinin insanca taraflarını sergiliyor. Mimikleri müthişti. Beşi bir yerde Behzatlar, geçen seferki gibi süperdi. Abartılmadan arada sırada kendilerini bekliyoruz.
Sonbölüm itibarı ile, televizyon televizyon olalı, dizi dizi olalı böyle  bölüm görmemiştir. Kendimi Cem Yılmaz gösterisinden çıkmış gibi hissettim. Hepsini kutluyorum…
 
 

Bu haber 122 defa okunmuştur

:

:

:

: